Sitemizde yer alan bilgiler, yazarlarımızın yaşadıkları üzerine yaptıkları araştırmaların sonuçlarıdır. Ancak diyabetikkedi.com sitesi, çalışmaların içerdiği bilgilerin tüm hastalara uygulanabilirliği konusunda hukuki bir güvence vermez.
Sitemizde yayımlanan makaleler, bilgi amaçlı olarak kaleme alınmış olup, mutlaka veterinerlerimiz ile birlikte uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin, veterinerleri ile görüşmeden, makalelerin içindeki bilgileri kendi başlarına uygulamamaları gerekir.
Çalışmaların telif hakkı, tamamen yazarlarına aittir. Eserler, sahiplerinin izni olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Sevgili Aynur, Fulya ve Eda Hanımlar, ard arda yolladığınız iletiler Afro ve beni çok sevindirdi. Hepinize teşekkür ederiz. Bize göstermiş olduğunuz bu ilgi sayesinde bir ayı ardımızda bıraktık ve hep beraber Afro'da inanılmaz bir iyileşmenin sonuçlarını almaya başladık.
Üyelerimizden Ahmet Beyin, dünya güzeli bir kedisi var. Ama duyduğumuza göre oldukça afacanmış. Kedim ufak tefek diyor ama, biz teyzeleri onun bizim mamalarımızdan tatmadığı için böyle olduğunu düşünüyoruz. Ahmet Beyden gelen ayrıntılar aşağıda:
"Tam doğum tarihini ben de bilmiyorum, soğuk bir Kasım gecesi, eve giderken, apartmanın dış kapısında bi miyavlama sesi duydum, baktığımda, küçük kafalı, koca kulaklı ama her yeri yara bere içinde beyaz birşey bana bakıyordu. Hemen kucağıma aldım ve eve çıkardım. Yaralarını temizledim ve o zamandan beri bizimle birlikte. Belli bir ismi yok, ben 'sıpa' diye seslenirim ama çoğunlukla 'kızım' deniyor.
Hırçınlığımız pek benden kaynaklı değil sanırım, geldiğinde, her yeri kedi pençesi olduğu belli olan çiziklerle doluydu, burnumuz, boynumuz, bacaklarımız, 10 a yakın yara vardı, bazıları baya derindi. Yani, fiziksel şiddetle bebekliğinin sonunda, erkenden tanışmış bu yüzden çok ürkek, çok korktuğu zaman fazlasıyla saldırganlaşabiliyor.
Kilosu rahatsızlığı boyunca 2.3-2.5 seviyesindeydi, 3 aydır iyileşmesiyle birlikte 3 kg a ulaştı iyi görünüyor şimdi.
Ama evet haklısınız ev yiyecekleri yemeli ama bu konuda birşeyler yapmalı. Benim için bunları hazırlamak kolay olmayabilir. "
Avustralya'da yaşayan üyemiz Ömer Beyin 2 kedisinden biri olan Canım, diyabetik kedi Kara'nın annesi. Kara'nın dışaıya olan düşkünlüğünün aksine, Canım Ömer Beyin kucak kedisi. Bize onlarla ilgili duygularını ve Canım'ın bir fotoğrafını gönderdi.
Bip Bip kızımız 1997 doğumlu, obez, karnı şiş, tıknaz, solunum zorluğu çeken ve kısırlaştırılmış bir kedidir.
2005 de bir gün 2-3 kez safra çıkartınca veterinere götürdük. Biluribini yüksek çıktı ve karaciğer tedavisi uygulandı ve biluribin normale döndü. Elektrosu ve filmi çekildi, başkaca bir bozukluk görülmedi. Zayıflaması gerektiğini söylediler ama diyet mama yemediği için zayıflayamadı.
4 ay önce birdenbire zayıflamaya çok su içmeye daha çok yemeye özellikle de et istemeye başladı, hemem tetkik yaptırdık, şekeri 370 lokosit 23.6 grünülosit 14,3 çıktı. 1 haftalık, antibiotik tedavisi sonunda lokosit düştü fakat şekeri gene 383 çıktı. Aynı gün 2 saat sonra benim kucağımda bakıldığında, 299'a indi. Ayrıca yapılan tetkiklerde ve ultrason ve filmde başkaca bir organda sorun görülmedi, yalnızca bir miktar karaciğerde yağlanma görüldü.
Güneş'im
seninle doğar, seninle batardı,
Yüreğim seninle dolar, seninle atardı.
Bazen neşemdin sen, bazen kanayan yaramdın,
Gönlümün sultanı sen, biricik Kara'mdın.
Ben bugünü bir geçirsem.. Bugün Böcük oğlumdan ayrılalı 1 yıl oldu... Nasıl geçecek bugün
biilmiyorum.. Günlerdir aklımda.. Siteye oğlumun hikayesini yazmak. Yapamadım,
toparlayamadım kafamı.. Elim gitmedi.. İki satır yazdım dağıldım...
Sesimin çıktığı kadar bağırsam, yine rahatlayamam... Çok özledim çoooookk....
Cino bize yazlıkta kendisi geldi ve biz de tanrı misafiri olarak kabul ettik. Şimdi yaklaşık 11 aylık, yakışıklı mı yakışıklı, bir o kadar da yaramaz bir kedi....
Ama çoook tatlı ve çok zeki...
Burada annemiz ve babamız ona bakıyorlar. Kendisini öyle çok sevdirdi ki, babam onsuz hiç bir yere gitmiyor. Annem de tum ısırmalarına rağmen onu çok seviyor.
Gazozcuğum, Sevdacığım. Binlerce özür diliyorum tüm internet ve sitemizin camiasının önünde. Yerel seçimler aklımı başımdan almış benim. Ben bu öyküyü nasıl atlamışım? Beni nasıl affedeceksiniz? Oysa her bir şeker öykü, bir can kurtarır. Bunun için buradayız. Affedin beni ve lütfen Gazozumuzun öyküsünü annesinin kaleminden okuyun. Darısı diğer tüm şeker kedilerin başına. H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU
Dumiş 1 yaşında... çok akıllı ve çok uslu sadece kendisini istediği zaman sevdirir, istemediği zaman tırnaklarını çıkarır.. Kendisi İrankedisi ile Ankarakedisi melezi..
Öncelikle bahçemize gelen bir yavru kediydi, ona kıyamadık ve bahçede bakmaya başladık. O bize bizde ona o kadar çok alıştıkki iki küçük kızımda onsuz yapamaz oldular oda aynen onlardan ayrılmıyordu ve bahçeden bile dışarı çıkmıyordu.
Daha sonra Dumişimizin anne olacağını anladık, malesef mart ayında doğumunu kendi başına gerçekleştiremediği gibi nerdeysede ölüyordu kendini bizden saklamıştı onu büyük kızım buldu ancak bulduğumuzda baya durumu kötüydü üstünü örttüm ve eşimle birlikte doğruca veterinere götürdük oda durumunun çok ciddi olduğunu ve onu kaybedebileceğimizi söyledi iki bebeği karnında öldüğü için zehirleniyormuş bizde veterinere; 'bahçemizde büyüttüğümüz kedimiz ancak onu çok seviyoruz ne gerekiyorsa yapılsın' dedik oda sezeryan olması gerektiğini ancak ameliyata kadarda yaşamayabilir yada ameliyat esnasında da ölebilir veya daha sonra... çünkü durumu çok ciddi dedi. Bizde artık elimizden geleni yaptık gerisi önce Allaha sonrada size kalmış diyerek ordan ayrıldık..
Akşam veterineri birkaç kere aradık ameliyata gece alınmış o gece hepimiz onun kurtulması için dua ettik.. Çok Şükür ki ertesi günü anne oldu 2 tane yavrusu sağdı ancak yavrularımız yaşamadı.. Bir hafta boyunca klinikte kaldı. Kaldığı süre içinde ailece onu hiç bırakmayıp, sevgimizle yaşatmaya çalıştık. Klinikten ayrılmadan önce artık eve alacağımız için kist aşısı oldu tırnakları kesildi ve evimize bir aile bireyi olarak yerleşmiş oldu.
Şimdi onu hepimiz çok seviyoruz....................
Dumiş’le birlikte ilk defa tatile
çıktık.. Ancak o acemi biz acemi baya zorlandık... Yazıyorum çünkü bizim gibi
acemiler için belki nasihat olabilir diye düşündük...
Sensiz geçecek haftalar, aylar ve yıllar,
Bilsen ki Kara’m bana bitmeyen bir dert olur,
“Kara’m“ diye diye, mahzun geçtiğim yollar yetiyor;
Bir de düşlerime girme ne olur...
Bayramda Dumişimiz
rahatsızdı. Bu sabah maalesef ben ve kızlarım taşıma kabına
sokmayı başaramadığımız için veterinere götüremedik ama ben gittim. Zaten veterinerimiz
17:00’de gelecekmiş. O saatte de Dumiş yoktu.
Dumiş gelince telefonla aradım. Yarın
gidip iğnesini alacağım.
İğdem.. 21.08.06da sıcak bir yaz günü ansızın terk ettin bizi… ne çok zaman olmuş! Ama ben seni hiç unutmadım, unutamam da… nasıl unuturum. Bir Şubat günü pet shop vitrininde avuç içi kadar bir tüy yumağıydın…
Sevgili Dostlarımız, bugün yeni üyelerimizden Mete Beyin bebişlerini sizlerle tanıştırmak istiyoruz. Aman aman aman, böyle de güzel mi olunurmuş? Böyle de tatlı mı olunurmuş? Mete Beyin kaleminden de nasıl güzel anlatılmışlar... Önce İrma ile başlıyoruz.
Kedimiz erkek ve 1998 yılında doğdu. Kayıtlardaki ismi Leo -ama biz kendisini "Karam,
Kuzum,Gel yavrum" diye çağırırız. Hele -bazen- gün boyu göremeyip de
ilk gördüğümde, ağlamalı bir "Kuzuuuum..." deyişim var ki!...
3 Ağustos 2010 akşamı saat 8.30'da,
Gözlerinden defalarca öpüp vedalaştık seninle,
Sonra içimden bir şeyler koptu yokluğunda,
Sonra kan revan içinde kaldım sanki,
Yokluğuna alışmak mümkün değil bil ki.
Her gün yatıp, kalktığın yerleri, nafile arıyorum,
“Karam, kuzuuum” diye her zamanki çağrılarıma,
Yanıt alamayınca, teselli olmaz yüreğimle hüngür hüngür ağlıyorum.
Avustralya'da yaşayan "diyabetik kedi Karam", dün gece 21:00'de yaşama veda etmiştir. Babasına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Geride kalan ve Karam'ın annesi olan pisisinin de ona çok ihtiyacı olduğunu biliyoruz. O yüzden, hem kendi sağlığı, hem de diğer pisisinin morali açısından, yanında olduğumuzu da bilerek, dayanmaya çalışmasını rica ediyoruz. Birkaç gün önce Karam'ın sağlığının iyi olmadığı konusunda yazışmaya başlamıştık Ömer Beyle. Veterinerde gece yalnız kalacak diye, bir başka hayvan hastanesine götürmüştü. Karam'ın şekeri çok yüksekti, bu nedenle muhtemelen diğer sistemler de olumsuz etkilenmişti ve yememeye başlamıştı.
Merhaba,
Biricik oğlum, yaşam kaynağım, mutluluğum arkadaşım sırdaşım, pembe
patilim
minik burunlum Karbonelim dün gece
(11 Mayıs 2010) melek oldu. Nasıl anlatayım acımı bilemiyorum. İçime ateşini yaktı ve
sessizce
gitti....
Merb. ben sizi bir konuda uyarmak istiyorum. siz hayat telaşında koşarken çevrenizde dilsiz ve horgörülen hayvanlara dikkat ettinizmi? ben ettim sokakta bulduğum bir kediyi evime aldım. size aynı şeyi yapın demiyorum ama en azından onların canını yakmayın. siz yemek buluyorsunuz su içebiliyorsunuz. birisi size vurunca ya da canınızı sıkınca karşılık verebiliyorsunuz değilmi? sizden tek ricam onların canını yakmayın. sıcak bir evleri ve yiyecek yemekleri yok.
Şimdi de Kimyon'la tanışalım. Bakarmısınız cingözlüğüne. Özgüven tavanda. Zıpkın gibi. Öyküsünü okumak için resmin üzerine tıklayınız lütfen ve görünüz bakalım söz nasıl bitiyormuş. İki satırcık yetmiş onu tanımlamaya.
Sizinle yaşadığım üzücü
bir deneyimi paylaşmak istedim. Evimde üç (aslında birini Haziran’da kaybettim
ama hala dilim ve elim varmıyor), bahçemde sekiz kedim var. Onlara bahçe kedisi
diyorum. Hepsi aşılı, düzenli parazit aşıları yapılıyor, kalorifer dairesinde
yaşıyor ve yan bahçeler dışında bir yere ayrılmıyorlar. İnsanın çok kedisi
olunca, “bu da mı olurmuş?” çok sık söylenen bir cümle oluyor.
Aslında
ben bir “canlı” severim, kendimi böyle tanımlıyorum. Ne varsa yaşayan sevmek
lazım, bende ise lazımdan öte bir duygu. Kendime engel olamadan seviyorum,
çiçek, böcek, kedi, köpek, tüm diğerleri. Onlarında bu hayatta yaşamalarını
izlemek, izin vermek çok önemli bana göre, bu dünya sadece insanlar için
değil...
Mav melek olalı 15 gün oldu. Dün gece rüyamda gördüm. Ameliyatlı, yatak odasının penceresinden dışarı bakıyor. Eve giriyorum, herkesi öpüyorum, en son yatak odasına gidiyorum Mav'ı öpmeye. Yatağa çıkmış ameliyat örtüleri camda kendi yataktaydı. "Canım kızım" dedim öptüm. Bir de sokağa çıkmış az kalsın araba eziyordu rüyamda. Dışarı çıkıp alıyorum mavı kucağıma. Ama hiç konuşmadı benle. 15 gün sonra gördüm rüyamda, çok mutlu oldum. Bana küsmü diye düşünüyordum. Çok özlüyorum kızımı.
21 Haziran mav melek olalı tam 1 ay oldu. Nasıl geçti bu
zaman bir de bana sorun. 1 ay önce bu saatlerde anesteziden çıkmasını
bekliyordum fakültede. Bir an önce kızımın ayılmasını ve kucaklamak için.
Kelimeler boğazımda düğüm düğüm, ellerim titriyor, gözlerimde
yaş, bir gerginlik, neden mi? Kızımın, Mav’ımın 1. yıl dönümü. Keşke doğum günü olsaydı şişko kızımın. İçimizdeki
acı, hala ilk günkü gibi, aynı. Kalbim nasıl acıyor anlatamam.
01.03.03 tarihinde bize
katıldı Minik kızımız. Kapımızın paspasında Gizmo'nun tüylerine sığınıp yatardı
soğuktan korunmak için. Bir kardeşi daha vardı Cazgır.. Araba hafifçe vurdu,
bir hızla kaçtı. Bir daha göremedik onu. Sonra Minik hastalanınca, bir de kaza
aklımıza gelince, 5. kedimiz olarak bize katıldı. Boğazları şişmişti. İki yumru
oluştu boğazında. Canım benim hemen tedaviye başlamıştık. İyileşince, bahar
da gelince, misafirliği bitecekti ama olmadı. Artık ailemizden olmuştu. Gizmo‘yu
da annem aldı.
10 gün önce kızımız evdeyken tekrar ateşi çıktı, ağrıları
başladı, yine büyük tuvalet yapamadı ve en önemlisi, ilk defa kusmaları başladı.
Tekrar ayni tetkiklere başlandı.
Tümör bağırsağa iyice ve ameliyattan sonra daha da çabuk olarak yayılmış.
İkinci ameliyatı olamaz dedi veterinerler. Ağrı kesicili serum takıldı.
Oğulcan'ın yazısının bugün 300 kez tıklandığını görünce, bu kadar tıklayan oluyor ama bir kişi bile onu almak istemedi diye düşünüp, Selen Hn.a durumunu sordum. İçimden çoktan bir ailesinin olduğu cevabını alabilmeyi diliyordum. Ama aldığım cevap beni yıktı. Acısız yat güzel oğlan. Hiç olmazsa zor zamanlarında yalnız değildin.
"Oğulcan'ı kaybettik. İyileşmiyordu hala bir sorun vardı nefes almasında, kendi
veterinerimize götürdük, tekrar röntgen çekildi ve diyaframının yırtık olduğunu
öğrendik. Burada çekilen röntgenlerde görülmediği için de zaman
kaybettik. Ameliyatta % 50 şansı vardı, denemek istedik, çünkü bu şekilde
yaşayamayacağı söylendi. Ameliyatta yırtılan diyafram zarının kalbe
yapıştığı ortaya çıktı ve kurtaramadık." Selen
Panter yaklaşık olarak 11 yaşında, simsiyah tüylü, yemyeşil
gözlü, kutu mama yemeyi çok seven bir kedicik. Onu ilk kez, kafes arkasında 8
aylıkken gördük ve aldık. Florida’da oturuyoruz. Buradaki hayvan barınaklarından
kedi ya da köpek almayı, özel pedigresi olan kedi ve köpek almaya tercih
ediyorum. Barınaktaki hayvanlara yaşam şansı vermek, sıcak ve sevgi dolu
evlerde yaşamalarını sağlamak, her zaman yapılması gerekli insanlık borcudur.
Meğer Paşa, ailesi tarafından tatile giderken pansiyoner olarak veterinere bırakılıp, bir daha gelip alınmayan bir kediymiş. 3 ay boyunca, veterinerde ailesinin gelip almasını beklemiş. O yüzden, şimdi annesi bir yere giderken kapılarda yatıyor ki, o da bırakıp gitmesin diye. Şimdi Paşa’nın neler düşündüğünü öğrenelim:
Ben
sizlere Pembemi, kedimi anlatmak
istiyorum. Kedim, güzel bebeğim, bize tam 13 sene önce gelmişti. Hareketli,
neşe içinde hoplayıp zıplayan, bir sıradan kediydi. Ancak yıllar içinde anneme ‘ANNE’ demeyi öğrendi. Öyle ki,
annemsiz yapamaz olmuştu.
Çok, ama çok sıcak bir yaz günü karşılaştık kızımla.. El kadar bir yavruydu henüz.. Minicik patileriyle ayaklarıma sarılıp 'Maaaww!' diye bağırmaya başladı.. Sıcaktan nasıl da bunalmıştı..
Hemen koca bir tas dolusu su verdim, kana kana içti. Annesi ve kardeşiyle yaşadıkları evden sokağa atılmış, bir sürü tehlike atlatmış. Yara bere içinde görünce dayanamayıp eve aldım. O gün bugündür birlikteyiz..
Benim cici kızım aslında çok da çılgın! Özgürlüğüne çok da düşkündür.. Hatta kimi zaman bizi bırakıp gider, günlerce yok olur ortalıktan.. Ama yine dönüp dolaşıp evine, onu bu dünyada en çok seven insanların yanına gelir.
Cici kızımız, çılgın kızımız bizim o! Çok seviyoruz onu...
Üyelerimizden ve genç dostum Bilge Hn., yıllardır tüm canlıları yürekten seviyor. Kuşları, kaplumbağaları, ev kedi ve köpeklerini, sokak kedi ve köpeklerini, insanları... Hani "Allah gönlüne göre versin" denir ya, onun da gönlüne göre bir bebeği var artık. Bu sakin, sevgi dolu küçük hanıma öyle bir kısmet geldi ki, evlere şenlik. Kendisine sorarsanız "kızoşu Kleopatra". Bana sorarsanız, cadı mı cadı. Ama güzel, ama sevgi dolu, mırıl mırıl. Bakın bakalım, siz de benim gibi düşünecekmisiniz?
Üyelerimizden Nazlı Hn.ın kızı Sheba 30.09.2009 tarihinde melek olmuştur. 17 yıl sevgi dolu bir yaşam süren Sheba, huzur içinde yatsın. Ailesine başsağlığı diliyoruz.
4 aylıkken sokakta buldum, sağlıklı ve uzun tüylü bir kedi. Sabah 8'den ertesi sabah 8'e kadar 1 litreye yakın su içiyor, yani günde (sabahtan aksşama) aşagı yukarı 500 gr kadar içiyor. Suyu temiz istiyor ve çok susadığı zaman 100 g kadar suyu aynı anda içebiliyor.
Kızım aynı zamanda çok konuşkan, sürekli birseyler mırıldanır ve onunla konuşulunca cevap verir. Çağırdığım zaman hemen kucağıma atlar oturur. Oyun oynarken en sevdiği şey takla atmaktır. Bir de onu havaya kaldırdığınızda hemen sinirlenir ve başını iki elinin arasına alıp sızlanmaya başlar.
Yazın 5 aylık kedim kaybolduktan on gün sonra evime gitmek uzere arabamdan indiğimde, birdenbire calıların arasından çıkıp, kaybolan kedime tıpatıp benzemesi ile (ayaklarındaki beyaz çorap şekli ve kuyruğunun kabarıklığı dahil), arkamdan evime girip koltuğun üzerine bir güzel yerleşmesi ve bir daha inmemesi ile beni kendine hayran bırakmıstır. Çok orjinaldir benim Suşim. Önceki hayata inansaydım, daha önce insanmış diyebilirdim .
Vete
giderken kafesinde hep ağlardın,
Zaten yanan yüreğimi durmaz dağlardın.
Şimdi sensiz kalan anan Canım da
ağlıyor,
Teselli bulmaz yüreğimiz, için için kanıyor.
Kedim Tonton, 9 yaşında bir İran kedisi ama 2 yıldır
benimle beraber. Cinsi chinchilla. Bildiğiniz
gibi çok hassas ve huysuz bir cins. Başında durmadan ve kafasını sevmeden
mamasını yemiyor ve bir an için yanından ayrıldığımda hemen mamasını bırakıp
peşimden geliyor ve bende kıyamıyorum yediriyorum. Her yolu denedim bir türlü
bu alışkanlığından vazgeçiremedim.
Dumiş, sitemize yeni geldi. Annesi onu ne güzel tanıtmış. Kibar bir kız ama pek bilmiş galiba. Baksanıza hepsinin sevgilisi, evin bir ferdi oluvermiş. Yazının devamında, annesinin yazısını bulacaksınız.
Merhaba,
benim kedimin ciğerlerinde oldukça ciddi bir sorun var. Sürekli öksürüyor.
Veteriner, ciddi testlerin yapılmasını söyledi ama, yine de şansı çok azmış
maalesef. Bana en azından kedimin yaşam
kalitesini yükseltmek noktasında yardımcı olabilir misiniz?
İşlerimin yoğunluğu
nedeniyle bir türlü fırsat bulup da sitenizle ilgilenemedim ancak kızlarım
sizleri yakından takip ediyorlar. Birçok kedi sitesine üye olmalarına rağmen,
laf aramızda en çok sizin sitenizi seviyorlar. Bana söylediklerine göre de
sadece sizin sitenizde Dumişimizin
resmi var. Sanırım bu da sizlerin samimiyetiniz ve yardımsever olmanızdan
kaynaklanıyor...
Limon, 2 yıl önce tanıştığımız, Gingivitis’e bağlı yüksek kan şekeri nedeniyle seferber olduğumuz, bebeklerimizden biriydi. Çektikleri, onu hırçın yapmış, Kötü Kedi Şerafettin bakışlarıyla bizi sindirmeyi hedefleyen bir oğlandı. Annesi, onun yenilenmiş öyküsünü sizlerle paylaşacak. Sanırım, epey ders çıkaracağımız bir yazı. Şeker oğlan Limon...
Merhaba,
Bizim 2 kedimiz var, biri 4,5 yaşında erkek, adı ŞANS, diğeri 10 aylık dişi
DIESEL (resmin üzerine tıklayınız). 2 ay sonra da kızımız inşallah dünyaya gelecek.
Kedileri anne-babaların bütün
itirazlarına rağmen evde tutma kararı aldık; ancak evimiz çok büyük değil; aklımıza
gelen sadece bebeği ilk zamanda kendi odamızda tutmak ve bir süre sonra kendi
odasına yatırmak, her iki odanın da kapısına da otomatik kapanacak yaylı bir
kapı yerleştirmek. Bu kapıyı kedilerin merakını arttırmamak için tel kafesten
yapacağız. Başka önerisi olan varsa ve bana yazarsa, çok minnettar kalırım.
Üyelerimizden Hilal İldiz’ın 4-5
aylık bir kara böcüğü var. Adı Zeytin.
Hilal Hn. annesinin ileri derecedeki alerjisi nedeniyle onu eve alamadığı için çok
üzülüyor. Baş başa verip çareler düşünüyorduk. Neyse ki geçenlerde aşağıdaki
müjdeyi verdi:
Oyuncu, yaramaz kedim Şans’ın
aniden 3. köz kapağı görünmeye başlayınca, onu hemen veterinere götürdük. Bir şeyinin
olmadığını söyleyip, parazit aşısı ve B12 vitamini yaptı, bizi
eve gönderdi. Bir iki gün içinde Şans’ın
iştahı iyice kesildi. Bütün gün ancak bir lokma yiyor ve sürekli uyuyordu. Oysa
uyumayı, üstelik de bizimle uyumayı pek sevmemesine rağmen, her gece bizimle
uyumaya, önce öksürmeye sonraki akşam da kusmaya başladı
Fıstık,
30 ekim 1996 doğumlu bir siyam kedisi… İki aylıkken kuzenimin Istanbul’daki
evinden bana geldi ve o günden beri tam 12
yıldır hayatı paylaşıyor bizimle..