Tavsiye Edin ki...
Şeker Kedilerimiz

sekerkedilerimiz1.gif

KEDİLERDE DİYABET
Ana Sayfa
Sıkça Sorulan Sorular
Flaş Haberler
Önemli Haberler
Resim Albümü
Video Albümü
Arama
Linkler
İletişim
Tavsiye Edin
Sitemizdeki Bilgiler

 

Sitemizde yer alan bilgiler, yazarlarımızın yaşadıkları üzerine yaptıkları araştırmaların sonuçlarıdır. Ancak diyabetikkedi.com sitesi, çalışmaların içerdiği bilgilerin tüm hastalara uygulanabilirliği konusunda hukuki bir güvence vermez.

 

Sitemizde yayımlanan makaleler, bilgi amaçlı olarak kaleme alınmış olup, mutlaka veterinerlerimiz ile birlikte uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin, veterinerleri ile görüşmeden, makalelerin içindeki bilgileri kendi başlarına uygulamamaları gerekir.

 

Çalışmaların telif hakkı, tamamen yazarlarına aittir. Eserler, sahiplerinin izni olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.  

www.tekcatimiz.info

Ziyaret Sayacı

Web Hizmeti

Desigraf

Bilişim Hizmetleri

El Emeği Göz Nuru

Yazarlarımız

 

 

 

 

 

  

 

 

 

Çizerimiz

Bugün Aile Arayanlar
ailearayanlargif.gif
Üyelerin Son Yorumları
Paşam'ı ilk bulunduğu günden itibar...
29/08/10 16:01 Devamı...

PAŞA İÇİN Türkiye'deki konutların y...
29/08/10 12:54 Devamı...

canım bebeğim ne kadar da güzelmiş....
26/08/10 23:38 Devamı...

Hocam, lütfen Melek olanın sahipler...
26/08/10 21:35 Devamı...

Değerli Hocam, Başta size, şiirler...
26/08/10 20:57 Devamı...

www.diyabetikkedi.com www.diyabetikkedi.com - Diyabet Teşhisi
Diyabet Teşhisi E-Posta
Yazan H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU   
13 02 2008

 

Genellikle obez, ileri yaşlardaki ve çoğunlukla erkek kedilerde görülen diyabet/şeker hastalığı primer olduğunda; yani bir başka hastalığın yan etkileri sonucu geçiçi olarak başgösteren, kandaki şeker oranının yükselmesi değil de, doğrudan pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun insuline karşı direnç göstermesi sonucu ortaya çıktığında, veteriner tarafından yapılan ilk tespitlerden hemen sonra vakit geçirilmeden tedavisine başlanılmalıdır.

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi, diyabet, tedavi edilebilen bir bozukluktur. Ancak sabırla ve sistemli bir şekilde gerekenlerin yapılması lazımdır.

 

Kedi sahipleri, genellikle ilk veterinere başvurduklarında, kedilerinin çok fazla su içip, çok fazla idrara çıkmaya başladığını ve bu nedenle de halsiz düştüğünü belirtirler. Bu belirgin işaretler, aslında birkaç gün ya da haftada ortaya çıkmaz. Diyabetin oluşması gereken koşullar, uzun bir zaman dilimi içinde ve çok yavaş seyrederek, o güne gelmiştir. Metabolizmanın işleyişi bir nedenle aksamış, bundan sonra da zincirleme olarak organlar etkilenmeye başlamıştır. Diyabetin ilk belirtileri vermesinden önce, çok dikkatli bir gözün farketmesi gereken, iştahın belirgin artışıdır. Buna bağlı olarak da, kilo almaya başlar.

 

İştah Artışı

 

Biz kedi sahipleri, kedimizin biraz toplu olmasında bir sakınca görmeyiz. Hatta hoşumuza bile gider. Bu nedenle, iştah artışını genellikle "bu mamayı çok sevdi", "mevsim değişikliği nedeniyle iştahı açıldı" vb. masum gerekçelere bağlarız. Hele o güne kadar aşılar dışında veterinere gitme alışkanlığımız yoksa, bunun bir hastalık belirtisi olduğu aklımıza hiç gelmez.

 

Kepeklenme

 

Kedilerin tüyleri, en önemli sağlık göstergesidir. İlk belirtiler, deride kepeklenme, tüylerde keçeleşme, kalitenin bozulması olabilir.

 

Koyu Renk Döküntüler

 

Biraz dikkatli bir göz, iştah artışı ile birlikte, kedinin vücudunda bazı döküntülerin başladığını farkedebilir. Bunlar, başlangıçta ağız kenarlarında, çenede siyah noktalar şeklinde olup; zamanla karın, meme çevresi, meme ucu, yan taraflar, zaman geçtikçe anüs etrafı, oradan arka bacaklardaki baldırlara doğru yayılan, derideki gözeneklerin üzerindeki dikkat çekmeyen minicik koyu kahve veya siyah noktacıklardır. Bu noktacıklar kedilerin pek elletmediği kuyruğa da yayılırlar ve kontrol edilemedikleri için, yavaş yavaş kuyrukta yaralar haline dönüşürler. Vücudun diğer bölgelerinde de, tırnak ucuyla önceleri alınıveren bu noktacıklar, giderek koyulaşır ve küçük yaralar başlar.

 

Derinin yanısıra, bu döküntüleri kulak içlerinde görmek de mümkündür. Öyle ki, kulakların içleri kulak pamuğu ile sık sık temizlenmesine rağmen, kısa sürede önce koyu kahve noktacıklara, daha sonra ise koyu kabuklara dönüşür. Kedi huzursuz,dur, sık sık kulaklarını ve vücudunu kaşımaya çalışır.

 

Kaşıntılar arttıkça, ne yapacağını bilemez ve daha fazla yemeye başlar. Ve kilo alır.

 

Şekere Bağlı Döküntü mü, Mantar mı?

 

Her iki hastalığın yukarıda bahsedilen belirtileri birbirine çok benzer ve sıklıkla da mantar olarak tanımlanır. Hatta yapılan kazıntılarda, mantar çıkmamasına rağmen, mantar tedavisinin uygulandığı pek çok vaka vardır. Bu nedenle, yapılan tetkikler çok önemlidir. Klasik yaklaşım mantar araştırmak olmakla birlikte, diyabet ihtimali de akılda bulundurulmalıdır.

 

Ayaklardaki Belirtiler

 

Başlangıçta vücudun çeşitli yerlerinde yayılan döknütüler, zamanla ayak tırnaklarının etrafında da görülür. Sanki tırnak, yağlı kahverengi bir kirle kaplanmış, ya da kenarlara bulaşmış gibidir. Bunlar, kedi sahipleri tarafından önemsenmeyip, çoğunlukla tırnak ucuyla ya da sert bir cisimle temizleniverirler. Ancak bir süre sonra daha da artarak, yeniden oluşurlar. Öyle ki, bir süre sonra, o kirlerin yanısıra tırnak etleri kızarmaya, sonra da yara olmaya ve kanamaya başlar. Yapılan temizlemeler, sürülen pomadlar fayda etmez. Böyle iyileşmeyen yaralarda, hemen kandaki şeker oranının kontrolü akla gelmelidir.

 

Tırnaklar ve pati altlarında da bazı değişiklikler olur. Tırnaklar (özellikle ayak tırnakları), iyice sertleşir, uzar, kalınlaşır. Pati altlarındaki pembe etler, beyazlaşır, çok yaşlı insanlarda da olduğu gibi sertleşir, kurur, elinizi sürdüğünüzde hışır hışır eder. Çok belirgin bir gösterge olan bu değişim, şeker düzeyi normale döndüğünde yine eski halini alır. Tırnaklar zarif, incecik çıkar, patilerin altları yine nemli, kırmızıya yakın bir koyu pembelik alır.

 

Çok Su İçme/ Çok Sık İdrara Çıkma/Halsizlik

 

Kediler, aslında çok su tüketmezler. Doğal yaşamda, gereksindikleri sıvıyı, az miktarda su içerek, büyük ölçüde de avladıkları hayvanların et, iç organları ve kanlarından temin ederler. Oysa evcil yaşamda, taze av bulma şansları olmadığından, kendilerine sunulan yiyeceklerin yanısıra, su kaplarından içerek sıvı alırlar. Pek çok kedi sahibi, yemek kabının yanına bir su kabı koyar, hergün ya da günaşırı suyu tazeler. Oysa çok seçici hayvanlar olan kediler, serin ve taze suyu tercih ederler.

 

Yapılması gereken, evin birkaç yerine konulacak ve sık sık tazelenecek su ile, onun sıvı tüketimini artırmaktır. Böyle olmadığında, "benim kedim çok az su içer" sözünü sık duyarız. Kedide eğer diyabetin etkileri başlamışsa, kanda artan şekeri idrarla atmak için, daha fazla su içmeye başlar ve sahibinin dikkatini ilk kez bu farklılık çeker. Oysa epey bir zamandır sistem aksamaya başlamış, kanda şeker oranı artmış, yeterli insulin kullanılamadığı için, hücreler ve kaslar şekeri kullanıp enerjiye çevirememektedir. Böylece halsizlik, güçsüzlük, yorgunluk gözlenir. Dolaşmak yerine daha çok yatıyor, hatta su içerken ya da tuvaletini yaparken, olduğu yere yatıveriyordur.

 

Vücut ilk tedbirleri kendisi almaya çalışır ve fazla şekeri idrarla atmaya çalışırken kaybettiği sıvıyı, daha fazla su içmeye başlayarak telafi etmeye çalışır. Ancak attığı sıvı, aldığı sıvıdan daha fazla olduğu için, dehidrasyon yani sıvı kaybı da başlar.

 

İdrara çıkma o denli çoktur ki, artık neredeyse, vaktinin çoğunu su kabı ve tuvaleti arasında geçirir.

 

Kilo Kaybı

 

Bu arada, çok yemesine rağmen, hücreler besini kullanamadığı için, kilo kaybetmeye başlar. En tehlikeli dönemdir bu. Bazen, kilolu kediyi zayıflatmak için uğraşan sahipleri, zayıflamaya başladığında sevinir ve bu tehlikeli belirtiyi gözden kaçırabilir.

 

Ancak kilo kaybı, çok su içip, idrara çıkma, yorgunluk gibi belirtiler biraraya geldiğinde, "ne oluyor?" denir ve veterinere koşulur.

 

Sistit

 

Hasta sahiplerini yanıltan bir başka hastalıkda, Sistit'dir. Sık tuvalete gitme, sistitte de olur. Eğer tahlil yaptırmadan bir ilaç kullanımına başlanırsa, bu en tehlikeli belirtiler atlanmış, önemli bir zaman kaybedilmiş olur. Pek çok kedi sahibi, "sistit sonrası diyabet ortaya çıktı" der. Bu çok yanlış değil, eksik bir bilgidir. Sistit olması da muhtemel olmakla birlikte; bu, diyabet sonrası gelişen bir sistit de olabilir. Pek çok vakada, sistitin diyabet sonrası geliştiği saptanmıştır.

 

Veteriner Kontrolü   

 

Klinik belirtiler başlamıştır. Ayrıca yapılması gereken, kan ve idrar tetkikleridir. Zaten, bu durumda her ikisinde de şeker oranının normalin çok üzerinde olduğu görülecektir.

 

İdrar Stripleri İle Tespit

 

Meraklı kedi sahiplerinin bir kısmı, eczanelerde de satılan idrar test çubuklarını evlerinde bulundururlar. Bu iyi bir alışkanlık olmakla birlikte, test çubuklarının saklanma koşulları ve yapabildikleri testler açısından yeterli olmayabilir. Örneğin, test sonucu glukoz normal görünmesine rağmen, aslında yüksek olabilir. Çünkü bazı çubuklar, ancak 250'den fazla olduğunda glukozun yüksek olduğunu gösterebilir. Ayrıca bu çubukların, ketonları da ölçebilmesi gerekir. İleride ayrıntılarıyla açıklanacağı üzere, ketonların çok artmış olması da (ketoasidosis), hiperglisemi (hyperglycemia) belirtilerine çok benzer belirtiler verebilir. İkisinin ayırdedilmesi son derece güç olabilir.   

 

Bu nedenle, veterinerde ölçülecek kan ya da idrar şeker düzeyi, bizi çok önemli bir vakit kaybından kurtaracaktır. 

 

 

Yine, meraklı kedi sahiplerinin bir kısmı, evde kan ölçüm cihazı bulundurabilir ve kedisinin kanını evde kontrol edebilir. Kedilerde normal kan şekeri düzeyi, 70-120 arasında gösterilse de, bu cihazlar insanlar için üretilmiştir ve küçük hayvanların şeker değerleri 30-50 birim arasında farklı görülebilir. Bir başka deyişle, cihazın ölçtüğü 150-200 birim, aslında 40-50 birim daha yüksek ya da düşük olabilir.

 

 

Bu hataya düşmemenin yolu kolaydır ancak, mutlaka veteriner ölçümü ile karşılaştırılması ve her iki cihazın arasındaki doğrulama sayısının saptanması gerekir (ayrıca bkz. Kulak ve Kol Kanı Farkı). Burada önemle altını çizmek istiyorum ki; stres faktörünü de tespit edebilmek için, atılması gereken adımlar vardır:

  1. Evden çıkmadan önce, kedinizi strese sokmadan, kulak kanını ölçün.
  2. Veterinere gittikten sonra, bir süre sakinleşmesini bekleyip, yine kendi cihazınızla yine kulak kanını ölçün. Bu iki kulak kanı arasındaki fark, stres faktörüdür.
  3. Veterinerin koldan alacağı kanı (insulin enjektörü ile alınırsa daha acısız olacaktır, hatırlatmakta yarar olabilir), yine kendi cihazınızda ölçün ve bir yere kaydedin. Bu sonuç ile kulaktan aldığınız kan sonucunun farkı, kulak ve kol kanı farkını verecektir. 
  4. Veterineriniz, koldan aldığı kanı kendi laboratuvar aletinde ölçsün. Bu sonucu, 2. maddedeki sonuca böldüğünüzde, doğrulama sayısını (correction number) bulacaksınız.
  5. Bunu bir iki gün arayla tekrar test ettikten sonra, artık evde yaptığınız ölçüm sonucunu, bu doğrulama sayısı ile çarptığınızda, laboratuvar sonucunu, yani kedinizin gerçek değerlerini görebileceksiniz.   

Bu rakam tespit edildikten sonra, artık evdeki cihaz ile ölçüm yapmak hem daha kolay olacak, hem de stres faktörü ortadan kalkacağı için, daha doğru sonuç verecektir.

 

Hatırlatmakta büyük yarar var, ilk şok bizi yukarıda bahsedilenleri yapabilmekten alıkoyabilir. Önemli olan paniklememektir. Kedimiz, muhtemelen bu yüksek şekerle bizim farketmediğimiz ir süre boyunca yaşamıştır. İçeride, bizim göremediğimiz bazı tahribatlar maydana gelmiş olabilir. Ancak yüksek kan şekeri (hiperglisemi), düşük kan şekerinden (hipoglisemi) daha tehlikeli değildir. Hipergliseminin önlemi yavaş yavaş alınabilir. Ama hipoglisemi aniden komaya girmesine, hatta kedimizin kaybedilmesine neden olabilir.

 

Bu nedenle, ilk tetkiklerin ve tespitlerin veterineriniz tarafından yapılması kesinlikle daha doğrudur. Bu tahliller sırasında, sadece kan şekeri değil, karaciğer, böbrek ve diğer değerlere de bakılacak, kalp kontrol edilecek, asıl etkenin hangisi olduğu araştırılacaktır.

 

İlk Yapılacaklar

 

1. En az 2 gün, saatlik kan şekerinin izlenmesi. Bunun için kedinizin hastanede kalması gerekebilir. Ya da veterineriniz size gerekli bilgileri verir, yapacaklarınızı öğretir, doğrulama sayısı saptanıp, ölçümlerin evde yapılmasına başlanabilir. Ya da veterineriniz evinize gelip kan alabilir.

 

2. Hangi insuline başlanacağına karar verilir. Ülkemizde pek çok veteriner tarafından Humilin kullanılmaktaysa da yurt dışında bu insulin artık tercih edilmemektedir. Sık kullanılan insulinler, Levemir, PZI (özellikle hayvanlar için üretilmiştir), Lantus'dur (uzun etkili, çok dikkatli kullanılması gerekir). Ülkemizde orta etkili Levemir ve Insulatard tercih edilmektedir. 

 

3. İki günlük şeker eğrisi baz alınarak, minimum dozda (0.5 iu) insulin ile işe başlanır ve saatlik ölçümler devam eder. İnsulinlerin ortalama en yüksek etki zamanı, 5-6 saattir. Bu saat, insulinin etkisi en yüksek, kan şekerinin de en düşük olduğu zaman dilimidir.

 

4. Genellikle, günde 2 kez belirlenen dozlarda insulin yapılır. İlk gün yapılan ölçümlerden sonra, günde 1 ya da 2 kez yapılmasına aşağı yukarı karar verilir. Ancak bunu ilk günlerde standardize etmek mümkün olmayabilir. Dolayısı ile, yine sık sık ölçümler yapılarak, kedinin insulin dozuna nasıl cevap verdiğine bakılır. 

 

5. Eğer ilk birkaç günden sonra 8. saatte şeker hala çok yüksek ise (400 ve üzeri), o zaman günde 3 kez yapılmaya başlanır. Ancak her öğünün aynı miktarda yapılması şart değildir. Tutulacak çizelgeye göre, açlık-tokluk zamanları da dikkate alınarak, doz ayarlaması yapılır.

 

Ne Kadar Zamanda Düzene Girer?

 

Hasta sahiplerini en çok endişelendiren durum budur. İlk haftalarda, bir türlü düzen tutturulamayabilir. Ancak unutulmaması gerekir ki; diyabet, uzun bir zaman diliminde, biz farketmeden yavaş yavaş ilerlemiştir. Dolayısı ile düzene girmesi de aynı yavaşlıkta olacaktır. Bu süre, ortalama 3 haftadır. Elbette daha kısa ya da daha da uzun olabilir. Bu konuda hazırlanmış çok güzel bir web sayfasını ayrıca okumanızı neririm: The Hard to Regulate Pet

 

 

 


 

Internet taramaları için anahtar terimler: obesity, aged cats, male cats, diabetes mellitus, feline diabetes, blood glucose, blood glucose level, pankreas, insulin, insulin dosage, insulin type, insulin resistance, polydypsia, polyurea, weakness, lethargy, weight gaining, weight loss, dandruff on skin, dandruff on coats, wounds, cystitis, urine tests, blood tests, urine test strips, ketoasidosis, ketones, hyperglycemia, hypoglycemia, correction number, home blood glucose test, home blood glucose monitoring, blood glucose curve 

 


Favori olarak ekle (25) | Alıntı Yap | Görüntüleme sayısı: 4935

  Yorumlar (6)
RSS yorumları
 1 idrar tahlili yeterli mi?
Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için JavaScript açık olmalı. , 15-02-2008 01:40
merhaba, kedimi iki ay önce fazla su içme çabuk yorulma belirtileriyle veterinere götürdüm ve idrar tahlili yapıldı, enfeksiyon olduğu söylendi ve ona göre tedavisini yaptık. başta ve sonradan yapılan bu testlerde glukoz değeri normal çıktı. kan tahliline gerek olmadığını söyledikleri için kafam takıldı, kan testine bakılmadan idrarda glukoz yoksa herşey normal mi demektir? idrar testi her durumda şekeri görüntüler mi? teşekkürler.
 2 Tıpış teşekkür ediyor
Yazan aynurilaytıpış, 15-02-2008 08:18
Ahmet Bey Tıpış a olan yakın ilginizden de sizi ve kedinizi tanıyorum.Bu yazımı daha çok teşekkür niyetiyle de yazıyorum:):) Ancak bildiğim kadarıyla kan tahlii yapılması şart.Hala şüpheniz varsa lütfen kızınızı yeniden ama daha ehil bir veterinere götürmenizi öneririm.Tıpış ında selamı var:):)
 3 Yazan H.F.G.A, 15-02-2008 08:30
Ahmet Bey, yukarıdaki yazıda da belirtildiği kan tahlili ile mutlaka desteklenmelidir. Diyabetle çok benzeyen belirtileri veren bir başka hastalık da, böbrek yetmezliğidir. Bize nerede oturduğunuzu, kedinizi ve haslalıkla ilgili ayrıntılı bilgileri iletişim adresimizden gönderirseniz, size yapılması gereken diğer tetkikler hakkında da bilgiler gönderebiliriz. Geçmiş varsaymayın, bir an önce yeniden tetkik edilsin. Saygılarımla.
 4 Yazan aynurilaytıpış website, 15-02-2008 08:51
Fatoş hnm her zamanki gibi bilgilendirici yazılarınızdan ve böyle bir siteye sayenizde sahip olmamızdan dolayı size birkez daha teşekkürü borç biliyoruz.Ellerinize sağlık ve tekrar teşekkürler:):)
 5 Yazan Bu e-posta adresi spam botlar tarafından korunmaktadır, Görüntülemek için JavaScript açık olmalı. , 15-02-2008 19:04
Aynur hanım umarım Tıpış daha iyicedir. Sizde ona benden selam söyledin bi kerecik benim yerime öpün (: Bizler size minnettarız, çok badireler atlatmışsınız ve Tıpış iyi ki sizin yanınızda, kimbilir, başka ellerde olsaydı sizin kadar ilgilenip sevebilirler miydi?.. 
 
Fatoş Hanım, cevabınızı okuduktan sonra apar topar kedimi veterinere götürdüm, tartıştım. Birşeyi olmadığına inandığı bir kediye kan tahlilleri yapamacaklarını söylediler bunun üzerine Başkent Vet. Hastanesine götürdüm, orada kulaktan kan alındı ve şeker değeri normal çıktı. Koldan alınan kanın sonucunda üre değerleri de normal çıktı. Ama şöyle bir durum var ki, bilinçsizliğimden, kedime ilk kızgınlığında hormon iğnesi yaptırmıştım. :( bu bir yıldan uzun bir süre önceydi, o zamandan beri ta ki geçenlerde idrar yolları enfeksiyonu için antibiyotik kullanana dek. Kullanmaya başladığımda bir sene sonra ilk kez kızgınlığa girdi. Başkent'te yarın ultrason yapılacak ve rahmine bakılacak. Umarım rahim enfeksiyonu değildir ama bu süreç ona delalet ediyor gibi görünüyor. Daha sonrada tam kan sayımı ve biraz elim bollaşınca da check-up yaptıracağım. Başkent'e bu sitede okuduğum tavsiye üzerine gittiğimi söyledim. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim. Yalnız biraz tuzlu geldi ama kızım için önemli değil... 
 
Gelişmeleri sizinle yarın paylaşacağım, tekrar tekrar teşekkürler.
 6 Yazan H.F.G.A, 15-02-2008 21:25
Ahmet Bey, genellikle bu ilk tam tetkikler fazla bir yekun tutar. Bütün hastalıklarda böyledir. Yapılan tüm tetkiklerin birer fotokopisini siz de alın, evde bir dosyanız olsun. Bundan sonra karşılaşacağınız sıkıntılarda bunlar referans değerleriniz olur. Nil Hn. titizdir.Bütün verileri ortaya koyup, gerçekten bir sorun olup olmadığını görmek ister. Dilerim bir sorun çıkmaz. Geçmiş olsun.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Son Güncelleme ( 12 03 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >