Sitemizde yer alan bilgiler, yazarlarımızın yaşadıkları üzerine yaptıkları araştırmaların sonuçlarıdır. Ancak diyabetikkedi.com sitesi, çalışmaların içerdiği bilgilerin tüm hastalara uygulanabilirliği konusunda hukuki bir güvence vermez.
Sitemizde yayımlanan makaleler, bilgi amaçlı olarak kaleme alınmış olup, mutlaka veterinerlerimiz ile birlikte uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin, veterinerleri ile görüşmeden, makalelerin içindeki bilgileri kendi başlarına uygulamamaları gerekir.
Çalışmaların telif hakkı, tamamen yazarlarına aittir. Eserler, sahiplerinin izni olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
14 Şubat'ta üyelerimizden Özlem Hn.dan aşağıdaki mesajı aldık:
"Merhaba Fatoş Hanım, Bu
kızı dün bulduk. Alanya Kültür Merkezi’nin önünde bir patisi havada bağırıyordu
garibim. Aldık eve geldik, bir şeyler yiyip su içti. Sonra da patisini Battikonla
silip kremledik. Bir daha yiyip içmedi. Bu sabah veterinere gittik, iğneler
oldu, yarın da gideceğiz. Patisi pek fena yaralanmış. Doku kayıpları var, tam
bir pati olamayacak olsa da iyileşecek. Ama ne yazık ki, solunum yolları
enfeksiyonu da var, nefes alıp verirken zorlanıyor, ağzını açmak zorunda
kalıyor; dün gece canım öyle güçlü ağlıyordu ki, anlamamışız hasta olduğunu. Vücut
ısısı düşük; sıcak su torbası koyup sarmalıyorum. Yemek yemiyor, a/d mama
aldım, onu sulandırıp bir kaç saatte bir 6ml falan veriyorum. Canım, sanki
sepetlerde büyümüş gibi iki dakika alsam, hemen sepete gidiyor. Bugün hiç
tuvalete gitmedi, kakası gelmemiş olabilir ama niye çişe gideyim demiyor? Umarım
üşütmek dışında başka bir sorunu yoktur. Toparlayınca Alanya - Antalya
civarında sıcak bir yuva arıyorum bu kıza! Lütfen paylaşın. Kısırlaştırılmasını
ben üstleneceğim.
Sevgiler Özlem"
Güneş'im
seninle doğar, seninle batardı,
Yüreğim seninle dolar, seninle atardı.
Bazen neşemdin sen, bazen kanayan yaramdın,
Gönlümün sultanı sen, biricik Kara'mdın.
Vete
giderken kafesinde hep ağlardın,
Zaten yanan yüreğimi durmaz dağlardın.
Şimdi sensiz kalan anan Canım da
ağlıyor,
Teselli bulmaz yüreğimiz, için için kanıyor.
Yaklaşık 6 ay önceydi. Facebook'ta aşağıdaki mesajı gördük. Fotoğraflara baktığımızda ise gözlerimize inanamadık. Hayal bile edilemeyecek kadar hasta ve zayıf bir oğlandı bu:
"ARKADAŞLAR,
BU BEBEĞİ BUGÜN SHILA'YI GEZDİRİRKEN BULDUM, HAYATIMDA HİÇ BÖYLE BİRŞEY GÖRMEMİŞTİM BİREBİR"...
Moskova'da sokak köpekleri sabahın erken saatlerinde
yaşadıkları varoşlardan yola çıkıyorlar. Metroya binip, kolaylıkla yiyecek
buldukları şehir merkezine geliyorlar. Sokak köpeklerinin geceyi geçirdikleri varoş bölgelerine gitmek için metro
kullandıklarını farkeden uzmanlar onları incelemiş. Bu incelemenin sonunda elde ettikleri bulgular onları daha da şaşırtmış.
Sensiz geçecek haftalar, aylar ve yıllar,
Bilsen ki Kara’m bana bitmeyen bir dert olur,
“Kara’m“ diye diye, mahzun geçtiğim yollar yetiyor;
Bir de düşlerime girme ne olur...
3 Ağustos 2010 akşamı saat 8.30'da,
Gözlerinden defalarca öpüp vedalaştık seninle,
Sonra içimden bir şeyler koptu yokluğunda,
Sonra kan revan içinde kaldım sanki,
Yokluğuna alışmak mümkün değil bil ki.
Her gün yatıp, kalktığın yerleri, nafile arıyorum,
“Karam, kuzuuum” diye her zamanki çağrılarıma,
Yanıt alamayınca, teselli olmaz yüreğimle hüngür hüngür ağlıyorum.
Dün ilginç bir şey oldu, sizlerle de paylaşmak istedim. Öğle saatlerinde anne köpeği bahçemde gördüm. Çimlere oturmuş, ağzından şıpır şıpır su damlıyordu. "Acaba çimlerde su birikintisi vardı da, onu mu yalıyor?" diye düşündüm önce. Sonra gözlüklerimi takıp pencereye daha da yaklaşınca, göğüs kısmında kanları gördüm. "Bir başka köpekle dövüştü de, boynundan mı ısırıldı?". İyice meraklandım, bir o pencere, bir bu pencereden görmeye çalışırken, gıdısında yumurta kadar bir şişliğin olduğunu ve şıp şıp kan damladığını farkettim. Bana göstermeye çalışıyordu ama hala çok ürkek olduğu için, bir yandan da tedirgindi. Hemen içine antibiyotik koyduğum iki kıyma köftesi hazırladım ve taşların üzerine bıraktım. Kapı açılınca uzaklaşmış, sonra köfteleri yemeye gelmişti. "Acaba ilaçları tükürür mü?" diye korktum ama yaladı yuttu. Bugün 2. günün ilacını vermek için bekledim, az önce geldi, yine yarıya bölüp, iki köfte içinde verdiğim ilaçlarını yuttu. Baktım, şişlik inmişti.
Ne garip, beni tanıyor ve güveniyor, yardım istemek için bana geliyor. Bebekler de beni görünce "hevliyorlar" durmadan ama onlar da "mamacı anne"nin geldiğini biliyorlar artık. Hele dün, o kadar sıcaklamışlar ki, hazırladığım bol sulu mamanın önce sularını içtiler, sonra içindeki ödül kemiklerini kapıp, birer köşede keyif yaptılar (11.08.2010).
Üzgünüm. Sabah 06:30. Eskişehir yolunda ilerliyorum. Birden yerde yatan
kocaman bir köpek gördüm. Arabayla caddenin ortasında durdum, hayattaydı
ve gözleri panik halindei, burnundan ve poposundan kan geliyor.
Arabanın güneşliklerini düzleştirip, sedye gibi altına koyacağım ama
vızır vızır arabalardan yapamıyorum. Hızla gelip bana da çarpmasınlar
diye elimdekileri sallayıp, durdurmaya çalışıyorum. Sonunda bir otobüs
arkamızda durdu, siper oldu, muavini gelip köpeği arabaya koymama yardım
etti. Gözleri nasıl endişeli. Hızla veterinere yetiştirmeye çalıştım.
Vardığımızda ne yazık ki solunumu hiç yoktu ve kalp atışları da artık
durmak üzereydi. Yine de içeri götürdük ama artık yapılacak bir şey
kalmamıştı.
Bizim bina bahçesinde 5
kedi bakıyorum onlarla avunuyorum. İçlerinde Benek adında güzel bir dişi var,
yaklaşık 4 ay önce 3 yavrusu oldu. Komşumla onlara güzel bir yer yapmıştık,
anneyi daha iyi beslemeye başladık, ama annenin memeleri iltihap oldu. Bebekler
daha 15 günlüktü yavruları emzirememeye başladı çok hızlı olduğu için de
yakalayamıyorduk. Ve bebeklerden biri melek oldu çok üzüldük, diğer iki bebeği
veterinere götürdük, anneyi de uzun bir çabadan sonra yakalayıp veterinere
götürüp, tedavisine başladık. 1 Hafta veterinerde kaldı iyileşti yeniden
bahçeye bıraktık. Yavrularsa veterinerde kaldı, onları yuvalandırmalarını
istedik. Orada güzel bakıldılar ama o kadar güzel olmalarına rağmen
yuvalanamadılar. 10 gün önce veterinerimiz, çekinerek bizi aradı “kocaman oldular Sema hn. artık daha fazla
kafeste tutamayız, isterseniz sizin bahçeye bırakın” dedi. “Düşünelim” dedim, eşime ve komşumuza
söyledim, yuva bakmaya karar verdik ama bir sonuç çıkmadı.
Ne kadar zor bir gün bu. Önce Karam, şimdi de Paşa'nın acı haberini aldık. Hatırlarsınız, ailesi tarafından tatile giderken pansiyoner olarak veterinere bırakılıp, bir daha gelip alınmayan, 3 ay boyunca, veterinerde ailesinin gelip almasını bekleyen, İran-Van karışımı bir pisiydi. Hamiyet Hn. onu veterinerde perişan görmüş, kıyamamış, annesi olmuştu. Anne-oğul olduktan kısa bir süre sonra Paşa, evin gerçek sahibi olmuş, evin altını üstüne getirmeye, konu komşuya laf yetiştirmeye başlamıştı. Herkes tarafından, ama en çok annesi tarafından seviliyor, işe giderken mutlaka pembiş burnundan öpülüyordu. Maceralarını facebook'taki sayfasından ekyifle izliyorduk. Ama çok yaramaz olmuştu. Bir kez pencereden düştü, akıllanmadı.
Avustralya'da yaşayan "diyabetik kedi Karam", dün gece 21:00'de yaşama veda etmiştir. Babasına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Geride kalan ve Karam'ın annesi olan pisisinin de ona çok ihtiyacı olduğunu biliyoruz. O yüzden, hem kendi sağlığı, hem de diğer pisisinin morali açısından, yanında olduğumuzu da bilerek, dayanmaya çalışmasını rica ediyoruz. Birkaç gün önce Karam'ın sağlığının iyi olmadığı konusunda yazışmaya başlamıştık Ömer Beyle. Veterinerde gece yalnız kalacak diye, bir başka hayvan hastanesine götürmüştü. Karam'ın şekeri çok yüksekti, bu nedenle muhtemelen diğer sistemler de olumsuz etkilenmişti ve yememeye başlamıştı.
Ahmet Beyin “kedi”si, “Ak Kız”, nihayet anne oldu (30 Temmuz 2010). Nihayet
diyoruz, çünkü babası onun yavrularının olmasını çok istiyordu. Geçen hafta
bebeklerinin olacağını müjdelemiş, heyecanlı bekleyiş başlamıştı. 1 Hafta
yoktum, dönünce meraktaydım. Sordum ki, doğum belirtileri başlamış. Sonra
sırayla üçüzler geldi. Sağlıkla büyüsünler. Torunlarımızdan sık sık haber
alabilmeyi istiyoruz. Hem de bizim zarif ama cadı kızımızın nasıl tatlı ve
müşfik bir anne olduğunu da görmek ve duyurmak da keyif olacak. Hayırlı olsun
Ahmet Bey. Gözün aydın Ak Kız.
3 köpek sahibi olarak,
kediler çok da fazla ilgimi çekmiyordu açıkçası... Gel gör ki, Mayıs ayı
gibi, o birden bahçemde belirdi... Yumurta yemiş gibi sadece ağzının
etrafındaki
sarılarıyla arsız bir çocuğa benziyordu ve çok kararlıydı... Hangi
katta, hangi
odada olsam, o pencereye tırmanıp beni gözledi, ona baktığım zamanlar
ters
parendeler attı. Eliyle kapılara güm güm vurup miyavlayarak sürekli
yiyecek ve ilgi istedi.
26 Mayıs 2010 tarihinde,
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Acil’in arkasında, tamamen yanmış bir vaziyette
can çekişirken bulundu. O kadar kötü bir durumdaydı ki, üzerinden yanık tüy ve
et kokusu geliyordu. Tahminlere göre, merakından dolayı (eğer bir cani kasıtlı
yapmadıysa) kazan dairesi içine girmiş ve orada yanmıştı. Yaşatmaktan daha çok,
huzur içinde uyusun diye veterinere götürüldü. Veterinerin, zamanında ve doğru
müdahalesi ile ve FASÜLYE’nin yaşama
azmi sayesinde, bugün yaşıyor.
Bu ağır kazanın, vücuduna
verdiği hasarın büyük bir kısmı iyileşti. Maalesef kulaklarının ucu düştü.
Tırnaklarından ise, birkaç eksik var ama zamanla çıkacak. Hayata bakışı ve
duruşu (doğal olarak) ürkek ve çekingen. Fasülye
kızımız, yaklaşık bir yaşında ve tüm tedavileri bittikten sonra,
kısırlaştırma ameliyatı da yaptırıldı. Bu narin kızımızın ikinci hayatında,
o'na yol arkadaşı olur musunuz?
İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde
hizmete giren Hayvan Fizyoterapi Ünitesi ’nde uygulanan tedaviler sayesinde
hayvanlar artık sakat kalmaktan kurtuluyor.
3 Haziran'da, Facebook'taki posta kutusuna aşağıdaki mesaj geldi. Çok düşündürücüydü. Listelerime hemen iletmek yerine, siteye koymak ve üyelerimizle de paylaşmak üzere biraz beklettim. Bu düşüncenin ne kadar doğru olduğu, gelen cevaptan belliydi. Sizler de kendi listelerinizle paylaşırsanız, belki birşeyler yapılabilmesine bir damla katkımız olur.
Bugün sizlerle Japonya'daki kedi dostu bir evin tanıtımını paylaşmak istiyoruz. ModernCat isimli web sitesinde tanıtılan bu ev, tamamen pisilerin içeride rahat etmesi, enerjilerini zarar vermeden ve zarar görmeden boşaltabilmeleri, kısaca ev ahalisi ile birlikte, keyifli bir yaşam sürebilmeleri için tasarlanmış. Asahi
Kasei’nin Plus-Nyan house tasarımlarından alındığı belirtilen bilgi ve görüntüleri sizlerin de seveceğini düşündük.
Bu tasarımları incelerken, internette kısa bir tur atıp, başka ne tür tasarımlar var diye de baktık ve onları da sizlerle paylaştık. Keyifli bir tur dileriz.