Şeker Kedilerin Deneyimleri

kansekeri

Tarçın’ın kulaktan kan şekeri ölçümü için resme tıklayınız

 TARÇIN’IN DENEYİMLERİ

Diyabette, kan şekeri oranının sık sık ölçülüp, insülinin buna göre yapılması büyük önem taşır. Kan alma sıklığı, kedinizin sağlık durumuna göre günde 5-6 kez olabilir. Hiçbir zaman, nasıl olsa düzene girdiği düşüncesi ile, kontrolü ertelemeyin. Çünkü, çeşitli etkenlere bağlı olarak zaman zaman kan şekeri normalden çok fazla düşebilir, standardize edilmiş insülin miktarı enjekte edildiğinde ise, kediniz hipoglisemiye girebilir ki, bu hiperglisemiden daha tehlikelidir. 

Kedinizi kucağınıza ya da yanınıza yatırıp, bol bol, yumuşak hareketlerle okşayın. Özellikle de başını ve kulaklarını. Bu hem onu rahatlatacak, hem de kulaktaki kan dolaşımını artıracaktır. Bu şekildeki kulak okşama işlemi sadece kan alınacağı zaman değil, sık aralıklarla tekrarlanırsa, kediniz okşandığında canının yanacağını düşünüp kaçmaz.

Eğer çok heyecanlıysanız ve ilk denemelerde başarıyla kan çıkaramayacağınızı düşünüyorsanız, küçük ve hışırdamayan bir poşetin içine küçük bir havlu koyun, havlunun üzerine sıcak su döküp, elinizin yanmayacağı şekilde üfleyerek ilk kızgın sıcaklığı alın. Sonra bu yumuşak kılıfın içindeki havluyu, poşetle birlikte kedinizin başına sürmeye, okşamaya başlayın. Dikkat edin, önce baş, sonra kulaklar, sonra yine baş ve kulaklar. Pisiniz hem bu sıcaklığa alışacak, hem de kılcal damar genişleyip, kan akışı hızlanacaktır.

İlk kez denediğinizde, önce sadece kulağı inceleyin. Linklerde de göreceğiniz gibi, kulağın altına bir el lambası tutun ve dikkatli bakın. Kulağın kenarlarını bir nehir gibi dolaşan, diğerlerinden biraz daha görünür bir kılcal damarı rahatlıkla seçebilirsiniz.

İşte glucometer’in lancet’ini (delici aleti), o ince damar ile en dış kenar arasına ya da yakınına saplayacaksınız. Lancet’i 1 veya 2’e ayarlayın (olmazsa artırın). Daha üst dereceler, kulağı üstten alta delmenize neden olur. Bazı sitelerde lancetin başlığını çıkarıp, el yordamı ile aleti batırmanız önerilse de, pisilerimiz, Lancet’in ufacık “tık” sesinden rahatsız olmazlar. Aletin kendi yaylı sistemini kullanmanızı öneririm.

İlk kez deneyenler, kulağa bir miktar (minnacık) vazelin sürerlerse, hem kıllar deriye yapışıp, daha pürüzsüz bir yüzeyde çalışılmasına olanak verir, hem de çıkan bir damlacık kan boncuk gibi yüzeyde kalır ve kılların arasına dağılmaz.

Elinize alacağınız bir parça kuru pamuğu (asla alkolle yapmayın), kulağın iç kısmına tutup, Lancet’i kulağın dış kenarı ile kılcal damar arasına batırdığınızda, önce hiç kan göremeyebilirsiniz. Telaşlanmayın ve deldiğiniz yerin biraz altından deliğe doğru kulağı yavaşça ovmaya devam edin (bkz. video klip). Göreceksiniz, hemen kan gelmeye başlayacaktır. Bu arada ilk denemelerinizde pisiniz kulağını silkeleyip kanı dağıtabilir, biraz süreyi aşarsanız alet kendini kapatabilir. Bu durumlarda kan dağıldıysa, aynı yerden kan çıkarmak için uğraşmayın. Kedinizi okşayıp, öpün ve biraz bekleyip, tekrar deneyin. Alet kapandıysa, kedinizin kulağını fazla sıkmadan (ilk kez deneyenler bunun dozunu kaçırabilir), elinizle tutun ve diğer elinizle aletteki stripi çıkarıp (bazı aletlerde strip, aletle birlikte kulağa yaklaştırılır, strip çıkarılmaz), tekrar takın ve hazır olmasını bekleyin. Herşey tamamsa, stripi kana değdirin ve hemen alete takıp, sonucu bekleyin. Bu arada da, kuru pamukla deliğe alt ve üstten hafifçe bastırın. Birkaç saniye sonra kan duracaktır.

Gördünüz mü, çok zor değil! Biz Tarçın’la artık ustalaştığımız için, kulağı sadece elimle ovuyorum, sonra gerekirse ağzımla bir-iki kez hohluyorum, hemen ısınıyor ve ölçümü yapıyorum.

Eğer kediniz çok korkmuşsa, kan basıncı yükselecek ve deldiğinizde kan çok fazla gelmeye başlayacaktır. Sakın paniklemeyin ve kuru pamukla hafifçe baskı uygulayın, birkaç saniyede kan kesilir.

 


Fotoğraf ve videolarla kulaktan kan alma:

Links to glucometer testing videos and slide shows:
  Veterinary Partner
  Punkin’s Movie
  Home blood testing with Harry
  Amanda’s hometesting page
  Ear Prick illustration
  Test strip illustration
  Jock’s insulin pen and testing

Kaynak: http://www.felinediabetes.com/bg-test.htm

14/06/2007

Tarçın’ın Annesi

 


 MESTAN’IN DENEYİMLERİ

Bizler; veteriner veya sağlık uzmanı değiliz. Gerek aşağıda anlatacaklarım, gerekse bu sitede köşe yazarları tarafından kaleme alınmış bilgiler sadece bizim yaşadıklarımız ve deneyimlerimizdir. 

Gerekli Malzemeler Nelerdi ? 

Glukometer: İnsan için üretilmiş kan şekeri ölçüm cihazlarıdır. Birçok markada birimler mg/dl veya mmol/L ‘ ye ayarlanabilmektedir. Ülkemizde mg/dl birimi kullanılmaktadır. Cihazlar, insan kullanımı açısından çok pratik olmakla beraber kan miktarı, kanın emdirilmesi vb. nedenlerden dolayı kedilerde kullanımı her marka için pratik olmayabilir. Biz birkaç marka denedikten sonra Accu-Chek marka şeker ölçüm cihazında çok rahat ettik. Bu tür cihazlar 70-100.-YTL arası bir fiyata edinilebilir. 

Ölçüm Çubukları: Hangi marka şeker ölçüm cihazı kullanılıyorsa, aynı markanın ölçüm çubukları kullanılıyor. Her kutuda ortalama 50 adet çubuk bulunmaktadır. Bir kutu 30-60.-YTL civarındadır. 

Delme Makinesi: Her tür markayı kullanmak mümkün, fiyatları 10-20.-YTL arasındadır. Delme basınçları çoğunlukla beş kademelidir. 

Biz nasıl glukoz ölçüyorduk ? 

Çaydanlıkta kaynamaya yakın ısıtılmış suyu, temiz bir el havlusunun (15×15) üzerine hafif nemlendirecek şekilde döküyordum, bu işlem havlunun ısınması için gerekliydi. Nemli, ılık havluyu çoğunlukla doğrudan bazen hışırtısız bir naylon torbanın içine yayarak Mestan’ ımın uygulama yapacağım kulağına yakın bölgelerinde, başında ve özellikle kulağında gezindirip aynı zamanda hafif ovalama hareketleri yapıyordum. Bir diğer elimle de Mestan’ ımı okşamayı, sevmeyi ihmal etmedim. Delme makinesinin ayarını 1 veya 2’ de tuttum, daha yüksek kademeleri denediğimde, iğnenin kulağın bir yüzeyinden girip diğer yüzeyinden çıktığını gördüm. 

Kulağı gözleyip, kulak çevresinde incecik damarların belirginleştiğini fark ediyordum. Biz, uzun tüylü olduğumuzdan delme bölgesini kulağın iç yüzeyi olarak belirlemiştik, daha kısa tüylü kedilerde kulağın dış yüzeyinin de delinebileceğini düşünüyorum. Bir parça pamuk alıp, dört parmağım+pamuk+kulak+başparmağım olacak şekilde tutuyordum Mestan’ ımın kulağını. Kulağın çevresinde, üst bölgelerde gördüğüm incecik kan damarını makine ile deliyor, minicik bir kan damlası oluştuysa, kulağı ovalayıp kan miktarını biraz artırıyordum. (Bu arada Mestan’ ımın başını sallamaması, pati atmaması içinde çaba sarf ediyordum. Kan dağılırsa yeniden delmek zorunda kalıyordum çünkü. Zaman içinde oğlum, işlem bitene kadar hareketsiz durmayı öğrendi). 

Ölçüm çubuğunu şeker ölçüm cihazınıza takıp, ekranında kan damlası şeklini gördükten sonra çubuğu çıkarıp, turuncu (bizim kullandığımız marka böyle, diğerlerinde farklı renkler vardır) kısmını kana temas ettiriyordum. Bu işlemi yaparken kanın, turuncu bölgenin ortalarına gelmesine dikkat ettim. Kan, herhangi bir dış kenarına yakın yerlere geldiğinde veya kan miktarının çok az olduğu durumlarda makinenin okuma yapmadığına şahit oldum. Ölçüm çubuğunu tekrar makineye takıp, ekranda çıkan glukoz değerini not alıyor, Mestan’ ımın ölçüm yapılan kulağına antibiyotik pomad sürüyordum.    

Şeker Değerlerini Nasıl Takip Ediyorduk ? 

Kullanılan insulinin tipine (kısa/orta/uzun etkili) göre ölçüm aralıklarını belirlemek gerekiyordu. Glukozu ölçüyor, çıkan değere göre insülin miktarını belirleyip uyguluyor, insülinin en etkili olduğu saatte ve insülinin etkisini kaybettiği saatte tekrar ölçüm yapıyordum.  

Bize değerleri grafikle takip etmek kolay geldiğinden, A4 ebadında milimetrik bloknot satın aldık.  Oordinata glukoz değerlerini, apsise saatleri yazdık. Her ölçümümüzü ve her uyguladığımız insulin miktarını işaretleyerek grafiğimizi oluşturduk. Her bir sayfaya tarih yazdık.  

Şekerdeki iniş-çıkışlardan sonra sapması çok daha az olan grafikleri gördükçe sevinçten havalar uçuyorduk. 

Korkularımız Nelerdi ? 

Makine kullanmasını bilmez iken Mestan’ ımın kulağını delip glukozunu ölçmek benim için imkânsız geliyordu. Makineyi tanıma açısından, ilk denemelerimi kendi parmağımda, sonra yakınlarımın parmaklarında uyguladım. Ve dönem dönem kendi kan şekerimi ölçmeye devam ettim, olası makine arızalarını test etmekti amacım. 

İlk ölçümlerimde başarısız oldum, bir kerede 5-6 tane çubuğu ziyan edebiliyordum. Korkup, kan alma işinden vazgeçmeyi çok düşündüm. Tekrar denedim, tekrar korktum. Zaman içerisinde gördüm o kadar alışmış ki elim ve tabi ki Mestan’ım, başarısız günlerimizde niye başarısız olduğumuzu bile unutmuşuz. 

Yine ilk zamanlarda bu işlemi, Mestan’ımın da tanıdığı yakınlarımla denedim. Bir süre sonra, tek başıma uygulama cesaretini buldum.  

14.06.2007 

Mestan’ ın Annesi  

H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

Facebook Twitter YouTube 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*