Mestan’ın Sağlık Öyküsü

mestanim_resize.JPG

Oğlum 15 yaşına kadar önemli bir sağlık sorunu yaşamadı.

Beslenme tipimiz o dönemki bilgilerim (bilgisizlik demek daha doğru olabilir) doğrultusunda;

  1. Tavuk ciğeri+zeytinyağı+sebzeler  (patates, havuç, bezelye ya hep birlikte ya ayrı ayrı)

2.      Karaciğer

3.      Dana kuşbaşı

4.      Balık

5.      Çok ender böbrek (hiç sevmedi çünkü) şeklindeydi ve ben o dönemler kedilerin “ETÇİL” olduğu konusunu hiç düşünemeyip verdiğim gıdaları iyice pişiriyordum.

Verdiğim tek çiğ gıda, ayda 9-10 kez olmak üzere sarısı ve akı çırpılmış yumurtaydı.

Her sabah kahvaltısında da bir tane çekirdeği çıkarılmış zeytin yerdi. Mayoneze bayıldığından, ayda birkaç kez bir çay kaşığı ucu yalamasına da izin çıkıyordu benden.

Sütü ender içirdim ve mutlaka su ilave ettim. Bildiğimden değil tabiî ki, sütü ben hiç sevmem ondan. Sonraki dönemlerde birçok makale ve haberde sütün kediler için zararlı olduğunu, illa vermek gerekiyorsa da sulandırılıp içirilmesi gerektiğini okudum.

Yoğurdu her zaman çok sevdi, özellikle de yeşilimsi-sarı suyunu. Bu yüzden haftada bir ya da bazen iki kez bir çay tabağı yoğurt veriyordum.

Sonra ülkemize hazır mamalar gelmeye başladı. Veteriner mamaları da gelmiş olabilir ama benim haberim yoktu – ya da ilgisizdim. Yukarıda saydığım ev yemeklerine ilaveten ilk zamanlar daha çok sonrasında daha fazla olmak üzere market mamaları ile beslemeye başladım. Mestan öyle hoşnuttu ki halinden – hemen bunu fırsat bilip spora başlattım oğlumu. Elime bir kraker tanesi alıyor, havaya fırlatıyordum ve oğlum kuru mama tanesini yere düşmeden yakalayıp ağzına götürüyordu.

Hemen yakın tarihlerde de hazır konserve mamaları keşfettik. Konserveyi açıp, pişmemiş et parçacıklarını görünce bu kez konserve+patates+bezelye karışımını iyice pişirip Mestan’ın menüsüne ekledim. Bu gereksiz işlemi 3-4 ay sürdürdüm.

9 yaşını geçtikten bir süre sonra “kabızlık” ile tanıştık. Vücudunun herhangi bir yerine ufacık bir temasla elimi değdirdiğimde çığlıklar attı. Hemen veterinerimize gittik, lavman uyguladı. 9 yaşından 18 yaşına kadar en fazla 5 ya da 6 kez kabız oldu ve lavmanı evde kendim uygulayarak tedavi ettim. İlk kez böyle hasta görmüştüm Mestan’ımı,

O” hep Image

oyuncu,

mırmırcı,

kendini beğenmiş haliyle

lavabonun üstünde,

koltukların tepesinde

tüneyecek sanıyordum.

 

Korkularım,

tedbir almam gerektiğini hatırlattı bana ve oğlumun devam eden yaşamı boyunca yılda bir kanını aldırıp muhtelif değerlerini tahlil ettirdim.

15 yaşında, yani Nisan 2004 de Mestan ciddi derecede rahatsızlandı. Sadece oturuyor, dokunulmasına izin vermiyor, yemiyor içmiyordu. Veterinerimiz önce idrar sonra da kan tahlili yaptı ve kanda yüksek oranda üre tespit etti.

Hastalıklar konusunda beşeri hastalıklarda dâhil hiçbir bilgisi olmayan ben, o dönem Mestan’ın “üresi kaçtı, ne ilaç içirildi, ne tip serum, kaç ünite verildi” diye hiç sormadım, sormuş olsam bile ne cevap aldığımı hatırlamıyorum. Nisan ayında başlayan tedavi Temmuz ayında sonuç verdi. Tedavi başlangıcında Mestan’ın böbrek filmi de çekildi. Böbreğin hayati bir organ olduğunu biliyordum ve çok net bir soru sordum “böbrekleri nasıl, problem var mı?” İlk aldığım cevap “tek böbreğinde küçülme olduğu işlevini yerine getiremediği” şeklindeydi. Tedavinin sonlarına doğru aynı soruyu sorup aldığım cevabı hatırlatarak “tek böbrekle mi yaşayacak, nelere dikkat edeceğim” dediğimde “böbrekte küçülme yok, sadece tek böbrek işlevini tam yerine getirirken ikincisi yarı yarıya çalışıyor” cevabını aldım. 

ImageBu hastalığımız da, bizim “veteriner mamaları” ile tanışmamıza vesile oldu. Böbrek hastası kediler için üretilen kuru mamalara başladık. 

Ağustos 2004 de Mestan’ın vücudunun çok sıcak olduğunu fark ettim, her sarıldığımda inanılmaz bir sıcaklık yayıyordu. Üre yükselmesi esnasında kulaklarının buz gibi olduğunu fark ettiğimden alışkanlık haline getirmiştim olur olmaz zamanlarda kulağını tutmayı ve şimdi yanıyordu. Ama fazla su içme, sık idrara çıkma gibi belirtileri yoktu Mestan’ ın. Bu durum 3 ya da 4 gün devam etti, açıkçası biraz da havanın çok sıcak olmasına yorumluyordum. Veterinerimize götürdük ateşini ölçtü sonuç normaldi. Bizden idrar örneği istedi, ertesi gün götürdüm idrarı ve işte korkulu günlerimiz o gün başladı: idrarda yüksek oranda şeker tespit edilmişti.

ImageAynı gün Mestan’dan kan örneği alındı ve 428 mg/dl glukoz ile karşılaştık… Şaşırmış, korkmuştum. Aklıma geldi, Nisan 2004 de yapılan kan tahlilinde glukoz bakılıp bakılmadığını sordum veterinerimize. Veterinerimiz dosya odasına gidip baktı ve evet ölçmüşüz ve 84 mg/dl çıkmış dedi.

Yani her şey 4 ay içinde olmuştu, ama bu dört aylık zamanın hangi dilimindeydi bilme imkânımız yoktu.

15.06.2007

Mestanın Annesi  

Esin Ozgan

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*