Kronik Böbrek Yetmezliği

Konuyla ilgili olarak bulabildiğimiz en açıklayıcı bilgileri bu sütunlarda vererek, hem dostlarımızı bilgilendirmeyi, hem de hastalık dönülmez bir sorun haline gelmeden uyarmayı istiyoruz. Aşağıdaki sitedeki bilgiler, hem ayrıntıları, hem de konuyu popüler bir dille anlatması nedeniyle tercüme edilerek, bilgilerinize sunulmuştur:  

http://www.lbah.com/feline/kidneysum.htm

Kronik Böbrek Yetmezliği

İleri yaşlardaki ev hayvanlarında görülen en yaygın hastalıklardan biri, böbrek hastalığıdır. Özellikle yaşlı kedilerde görülür ve kronik böbrek yetmezliği (CRF) olarak adlandırılır.Böbrek hastalığı olan kedilerin (mutlaka başka sorunları da vardır) tam olarak tedavi olmaları için, diğer sorunların da çok dikkatle incelenmesi gerekir. Bu sorunlardan bazıları: hipertiroidism (hyperthrodisim), kalp hastalığı (heart disease), diş hastalığı (dental disease), şekerli diyabet (sugar diabetes-diyabetes mellitus) ve körlüğe neden olan yüksek kan basıncı – hipertansiyon (high blood pressure-hypertension).

Hastalıkla ilgili olarak yazıda sık geçen terimler:

Azotemia – Kanda azot atığı ürünlerin fazlalığı

Hipokalemia – Kanda düşük potasyum düzeyi

Hyperkalemia – Kanda yüksek potasyum düzeyi

Anemia – Kanda kırmızı kan hücreleri azlığı

BUN (Blood Urea Nitrogen)– Kan üre azotu

GFR (Glomerular Filtration Rate) – Glomerdeki filtre oranı

Hypertension – Yüksek kan basıncı

Hypophosphatemia – Kanda düşük fosfor seviyesi

Hyperphosphatemia – Kanda yüksek fosfat seviyesi

Polydypsia – Aşırı su içme

Poyuria – Aşırı idrara çıkma

PU/PD – Polyuria ve polydypsia

CRF – Kronik böbrek yetmezliği

ARF – Akut böbrek yetmezliği 

   Böbrek Anatomisi

Böbrekler, en hayati organlardan biridir. Her kalp atımında dolaşım sistemine giren kanın %25’i, böbrek damarı yoluyla doğrudan böbreklere gider. Bu kadar yüksek bir metabolik oran nedeniyle, çok hassas olan bu organın doğru çalışması, sağlık açısından çok önemlidir.

Yukarıda, tipik bir memelinin böbreği görülmektedir. Kan, böbrek atardamarına gelir ve temizleme işleminin yapıldığı nefrona (bir böbrekte, bir milyondan fazla bulunur, mikroskopik büyüklüktedir, her bir nefron, tek başına üre oluşturacak kapasitededir bütün nefronlar aynı anda çalışmazlar, kronik böbrek yetmezliği başladığında, böbreklerin rezerv kapasitesi düşmeye başlar) girer. Temizlenen kan, dolaşım sistemine geri dönmek üzere böbrek toplardamarından dışarı çıkar. Nefron tarafından filtrelenen kalıntılar, pelvis’te toplanır ve idrar şeklinde, ureterden atılır. Özellikle kediler, normal görünürler fakat fizyolojik değişimler konusundaki yetenekleri azalır.  Böbrekler, vücudun tüm fizyolojik işleyişini etkiler.


http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure1.jpgŞeklin kaynağı: http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure1.jpg

Kedilerde böbrekler, karında, retroperitoneal bölge olarak adlandırılan kısımda bulunur. Vena cava’dan gelen kan, karaciğere  oradandan da doğrudan kalbe akar. Bu kan temizlenir (filtre edilir) ve tekrar dolaşıma girer.

Şekilde de görüldüğü gibi kan, böbrek atardamarına girer, nefronlara akar (burada filtre edilir). Temizlenen kan, böbrek toplardamarından tekrar dolaşıma girmek üzere dışarı çıkar.

Nefronların temizlediği kandaki gereksiz maddeler, pelviste toplanır ve idrar şeklinde ureterden dışarı atılır.

 

Böbreğin en fonksiyonel bölümü nefronlardır. Her böbrekte, mikroskopik büyüklükte bir milyondan fazla nefron vardır. Her nefronun, idrarı oluşturacak kendi ünitesi vardır. Tüm nefronlar aynı anda çalışmadıklarından, bu durum, böbreklere çalışma kapasitesini artırma olanağı verir.

Kronik böbrek bozukluğu başladığında, bu depolama kapasitesi yok olur. Hasta kedilerin dış görünüşleri normaldir fakat fizyolojik gereksinimlerini görme yeteneklerini büyük ölçüde kaybederler. Nedenleri arasında köpek tarafından ısırılmak, az su içmek sayılabilir.

Nefronların Anatomik Yapısı 

 

Photobucket

 

Affarent arteriole

Küçük arter (renal arterden gelip, böbreğe giren çok küçük damarlardan biri) glomerulus’a kan gitmesini sağlar. Temizlenen kan, böbrek toplardamarına girer.

Glomerulus

Affarent arteriole’nin sonundaki çok sayıdaki küçük kan damarlarının bir toplamıdır. Glomerulus’taki normal kan basıncı, sıvının Bowman Kapsülü olarak adlandırılan bölüme akmasını sağlar.

Bowman Kapsülü

Burada toplanan sıvı, tüplere akar. Bu tüplerde, atık maddeler ve fazla elektrolitler sıvıdan ayrılır ve normal kan içerikleri (protein ve glukoz gibi) kan dolaşımına geri döner. Lasix vb diüretikler  de bu işlevi görür.

Toplama Kanalları (Collecting Ducts) 

Tüplerin sonunda bulunur, oluşturulan idrar, nefronlardan dışarı akar. Bu kanallar böbrek pelvisinde akarken, diğer nefronlar üreyi toplama kanallarında depolarlar.

Böbrekler, karın bölgesinde, retroperitoneum denilen özel bir bölgede bulunur. Bu bölge, karnın üst kısmında, spinal vertebra’nın hemen altındadır. Bu hayati organa, koruma sağlar.

Böbrek Fizyolojisi

Sıvı Regülasyonu

Böbrekler aracılığıyla beyin, kandaki su seviyesini, gereksiz maddeleri, elektrolitleri ve kırmızı kan hücrelerini izler. Beynin olduğu gibi, dolaşım sisteminin de kan basıncını izleyebilmek için algılayıcıları vardır.

Su seviyesi çok düşük olduğunda (dehidrasyon) beyin, kana ADH (anti-diüretic hormone) adlı bir hormon salgılar. Böylece böbrekler dehidrasyonu düzeltmek için, üriner sisteme daha az su gönderir ve kanda su miktarı artmaya başlar.Bu arada beyin, susuzluk duygusunu da artırır.

Bu işlemlerin sonucu olarak, daha az idrara çıkılır, idrar koyu sarıdır (sıvı miktarının azalması nedeniyle, atık maddelerin çoğalmasına bağlı olarak). Özetle, da az idrar yapıldığında, renk daha koyu sarı olur.

Susuzluğun giderilmesi için su içilip, tekrar sıvı miktarı arttığında, vücut bu değişikliği farkeder vebeyin ADH’yı salgılamayı azaltır. Böylece böbreklerden daha fazla su salınır ve idrar daha fazla miktarda ve daha açık renktedir. İdrarın daha konsantre veya açık renkte olması, böbreklerin fonksiyonudur ve bu, çok hassas bir mekanizmadır, organlara ve dolaşım sistemine optimum sıvı miktarının gitmesi için yapılandırılmıştır.

Böbrekler, ayrıca Renin adlı bir hormon salgılar. Çok karmaşık biyokimyasal işlemler sonucunda, bu hormon dolaşım sisteminde tuz (sodyum) miktarını yükseltir. Sodyum, suyu kendisine çeker. Sodyumun artması, kandaki su miktarının da artmasına neden olur, bu da kan basıncını (tansiyonu) etkiler.

Atık Madde Regülasyonu

Beyin, kanda oluşan atık maddeleri de izler. Bunlar, normal metabolik işlemlerin sonucudur. Özellikle de protein metabolizmasının. Bunlara nitrojen (azot) atık maddeleri denir, BUN (kan üre azotu) olarak adlandırılan bir kan parametresi ile ölçülür.

Diğer bir atık madde de, beyin ve böbrekler tarafından regüle edilen Kreatinin’dir. Bu da, kas metabolizmasının bir son ürünüdür.

Böbrekler, toksinleri ve yabancı maddeleri de atar. Ağız ya da enjeksiyon yoluyla alınan hemen her ilaç, böbrekler tarafından ayrıştırılır.

Glomerulus’a giren sıvı oranı önemlidir. Buna GFR (glomerular filtration rate) denir ve ml/minute ile ölçülür. Sıvının çok az olması ve atık maddelerin elimine edilememesi durumunda, dehidrasyon sorunu başlar. Çok fazla sıvı ve normal kan içerikleri (protein gibi) olmaması gerektiğinde, atılırlar.

Elektrolit Regülasyonu

Elektrolitler, böbrekler için önemlidir. Bunlardan Sodyum, tüm hücrelerin normal fonksiyonu için çok önemlidir. Sinirlerin impulsına izin verir ve kandaki su seviyesinin regülasyonunda kritik öneme sahiptir. Angiotensin adlı hormonun salgılanması ile, böbrekler kandaki sodyumun sıvı seviyesini regüle eder. Bu da, kan basıncına büyük bir etki yapar.

Potasyum da kritik bir elektrolittir.  Potasyum seviyesi, referans aralıklarında tutulmalıdır kalp düzensizlikleri gibi bozuklukların önlenmesi için).

Hormon Regülasyonu

Böbrekler, D vitaminini regüle ederek ve paratiroid hormonu ve calcitrol olarak adlandırılan hormonlar vasıtasıyla, fosfor ve kalsiyumu regüle eder. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan absorbe edilmesini sağlar. Eğer böbrek hastalığı uzun süre farkedilmezse, paratiroid hormonunun aşırı salgılanması, kemiklerin şişmesine ve liflenmesine neden olur (vücut, normal kalsiyum seviyesine ulaşmak için uğraşır). nuna, renal osteodystrophy denir. Kemikler daha lifli olur ve ilik, kırmızı kan hücresini etkin olarak üretemez. Bu, zayıf ve ince kemiklere neden olur.

Asit Bazlı Regülasyon

Kanın pH’sı (asiditeyi ölçer), böbrek fizyolojisinin diğer bir önemli alanıdır. Böbrekler, asiditeyi, ekstra hidrojen iyonları göndererek, seçici sekresyonla ve bikarbonatın yeniden absorbe edilmesi ile regüle eder.

Kırmızı Kan Hücresi Üretimi 

Böbrekler, kanda Erythropoeitin adlı bir hormon salgılar.  Bu hormon, kemik iliğini sirküle eder ve onu kırmızı kan hücresi üretmeye teşvik eder. Bu hormonun eksikliği, anemiye neden olur. Kandaki toksik atık maddeler, kırmızı kan hücresinin varlığına engel olur, anemiye dönüşür. Daha nce de bahsedildiği gibi, lifli kemiklerde daha az ilik olduğundan, düşük sayıdaki trombosit nedeniyle pıhtılaşma sorunları baş gösterir.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Patofizyolojisi
STAGES OF KIDNEY DISEASE
Şeklin kaynağı: http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure4.jpg

Loss of Renal Reserve – Early signs of PU/PD
PU= polyuria (increased urination)
PD= polydipsia (increased drinking)
Renal Insufficiency – Early warning signs, such as increased thirst, may begin to appear
Renal Failure (Azotemia) – Kidneys cannot eliminate waste efficiently, causing signs of illness
Advanced Kidney Failure (Uremia) – Severe signs of illness appear; eventually, collapse and death result
 
  1. Hastalığın süresi uzadığında, nefronlar yaralı doku ile yer değiştirir ve fonksiyonunu yerine getiremez olur. Bu sayı, nefronların %75’ine ulaştığında, böbrekler vücudun gereksinimlerini karşılayamaz olur. Rezerv söz konusu olmadığından, kalan nefronlar bu aşırı yükü kaldırmak için,  tam kapasite çalışmak zorunda kalır.
  2. Nefronlar yetişemediklerinde, kanda azot atık maddeleri oluşur (azotemia).
  3. Vücut bunu gidermek için susuzluğu artırır, bu da PU/PD’ye (aşırı su içme/aşırı idrara çıkma) neden olur ve atık maddeler, kanda ve idrarda artar. Atık maddenin çoğalması ve susuzluğun artmasıyla, önemli elektrolitler ve protein de idrara karışır. Bu, kilo kaybına ve güçsüzlüğe neden olur.
  4. Vücudun atık maddelerden kurtulmak için idrar miktarını artırması da dehidrasyona (vücudun su kaybetmesi) neden olur.
  5. Ayrıca ağızdaki bakteriler, ekstra üremik atık maddeleri amonyağa dönüştürdüğünden, ağız ülseri oluşur.  Bir başka deyişle, kanda oluşan atık maddeler, ağızdaki bakterilere etki eder ve gingivit, diş hastalıkları da oluşur.
  6. Atık maddeler, kanın pH’sını da değiştirerek, bağırsak ve midede ülsere neden olur. Bu da kusma, iştah kaybı (anoreksiya) ve kilo kaybı ile sonuçlanır.
  7. Üremiye bağlı olarak, ağız ve dilde yaralar da oluşur.
  8. Hormonların etkisi ile, kanda fosfor artar. Kalsiyum, anormal yerlerde depolanır, iskelet ve iç organlarda sorunlara yol açar.
  9. Sodyum dengesizliği, hiper tansiyona neden olur.
  10. Erythropoeitin’in yeterince salgılanmaması, anemi ile sonuçlanır. Bu da güçsüzlüğe ve anoreksiya’ya neden olur.
  11. Tüm bu sorunlardan, sinir sitemi de etkilenir. Üremi artarsa, hipotermi (vücut sıcaklığının aşırı düşmesi) ve istem dışı ataklar olur.
  
Hastalığın Seyri

Akut Böbrek Yetmezliği (ARF)

Bu, hastalığın genellikle ölümle sonuçlanan bir şeklidir. İskemi olarak adlandırılan, yeterli kanlanma olmayışına ve toksinlere bağlı olarak, GFR’de anormal düşüşler olur. Pek çok hastalık, ARF’ye neden olabilir.

Kronik Böbrek Yetmezliği (CRF) 

Özellikle yaşlı kedilerde görülen yaygın bir böbrek hastalığıdır. Çok yavaş gelişir, bu nedenle vücudun sorunla başa çıkabilmek için, homeostasis olarak adlandırılan düzeltici faktörleri bulabilmek için zamanı olur.  Ancak bu faktörler hastalığı gözlerden sakladığı için, hastalık oluştuğunda tedaviye başlanması mümkün olamaz, böbrekler fonksiyonunu kaybettiğinde farkedilir.

Bu nedenle, 8 yaşın üzerindeki kedilere, her yıl kan ve idrar tahlilleri yapılmalı, fiziksel muayene yapılmalı.

Nedenleri

Pek çok nedeni olmakla birlikte, bazen ARF CRF’ye neden olur.

Toksinler (pek çok ilaç böbreklere zararlıdır)

  1. yılan ve arı zehiri
  2. antifriz
  3. böcek zehirleri
  4. bitki zehirleri
  5. solventler (çözücüler)
  6. ağır metaller
  7. kanser kemoterapi ajanları
  8. aspirin ve ağrı kesiciler
  9. anestetikler
  10. antiparazit ilaçları
  11. antibiyotikler
  12. tansiyon ilaçları

Bu toksinlerin etkisi, kedinin yaşına bağlıdır. Sürekli aldığı ilaçlar ve dozajları da bir diğer faktördür.

Antifriz (%95 ethylene glycol), böbrekler için öldürücüdür. Tatlı bir madde olduğundan, kedi ve köpekler tarafından damladığı yerden yalanabilir, dikkat edilmelidir. Böbreklerin kurtarılabilmesi için, birkaç saat içinde acil müdahale edilmelidir. Yapılmazsa, ölüm kaçınılmazdır.

Kanser

Genellikle yaşlı hayvanlarda görülmekteyse de, genç yaşlarda da olabilir. Çoğunlukla başka organlardan metastaz yapmakla birlikte (sekonder), bazen primer olarak böbreklerde görülür. Primer olduğunda, genellikle malign’dir. Ancak primer tümörler nadirdir. Kedilerde, köpeklerden daha sık rastlanır.

Primer olanlar

  1. Lymphosarcoma – Kedilerde yaygındır, bu tür kedilerde FeLV’de pozitif çıkar.
  2. Adenosarcoma
  3. Transitional Cell Carcinoma
  4. Nephroblastoma
  5. Adenoma
  6. Fibroma

Sekonder olanlar

  1. Osteosarcoma
  2. Hemangiosarcoma
  3. Lymphoma
  4. Mast Cell Tumor
  5. Melanoma

Zayıf Perfüzyon

GFR’nin düşmesi ve böbreklere yetersiz kan gitmesidir. Kanlanmanın az oluşu, kanda oluşan toksin ve atık maddelerin elimine edilmesini önler. ARF’ye götüren bir durumdur. Nedenleri:

  1. Kalp hastalığı (kalbin pompalama gücünü azalması)
  2. İlaçlar (bazı ilaçlar, damarlarda büzülmeye neden olur)
  3. Dehidrasyon (dolaşım sistemindeki sıvının yetersiz oluşu)

Kistler

Böbrek dokusuna baskı yaparak, nefronların filtreleme yeteneğini kısıtlarlar. Genellikle yaşlı erkek kedilerde görülür. Hiç bir belirti vermeyebilir ve tesadüfi bir muayene sırasında ortaya çıkabilir. Polycystic Kidney Disease, İran kedilerinde ve uzun tüylü kedilerde görülen, özel bir kisttir. Her iki böbrekte de kist oluşur ve büyürse, böbrek dokusunun fonksiyonunu bozarak CRF’ye neden olur. En iyi tespit yolu, ultrasound’dur.

Bağışıklık Sistemi (immune system) Hastalıkları

Böbreklerin filtreleme fonksiyonunu etkileyen bakteriler, virüsler, kanser ve iç hastalıkların tümü, immün sistem ile ilişkilidir. Bu glomerulonephritis olarak adlandırılır. Belirtileri  bazen erken, bazen de hastalık başladıktan çok sonra görülür. Teşhis, idrarda aşırı protein, (proteinuria) ve kanda düşük protein (hypoalbuminemia) görülerek konur.

Tedavisi, doğru teşhis konulmasına bağlıdır. Anti-immün sistem ilaçları, aspirin, diyet değişikliği, kan basıncını düşüren ilaçlar, tuz azaltımı, damardan verilen sıvı (serum) ve diüretiklerle tedavi edilebilir.

Parazitler

İdrar yollarında üreyen ve böbrekleri etkileyen 3 tür parazit vardır:

  1. Capillaria Plica
  2. Capillaria Feliscati
  3. Diotophyma Renale

Virüsler

FeLV ve FIP, böbrekleri olumsuz etkiler.

Bakteriler

Alt üriner sistemde ürer ve gelişir, böbrekleri etkilerler. Özellikle Leptospirosis, genellikle köpeklerde görülür ve böbrekleri ve karaciğeri etkiler. Köpeklerde, enfekte idrarla bulaşır. Ani şokla ölüm olabilir. Bazen de ateş, depresyon, kusma, ishal ve iştahsızlık olur. Ayrıca kas ağrıları, göz ve solunum problemleri olur. Çoğu vaklar kroniktir ve belirti vermez. Bir aşısı vardır ve hastalıktan korumada oldukça etkilidir.

Renal pelvis’i etkileyen ve pyelonephritis’e neden olan bakteriler de vardır:

  1. E. Coli
  2. Staph. aureus
  3. Proteus mirabalis
  4. Strep. spp.
  5. Klebsialla pneumonia
  6. Pseudomonas aeruginosa
  7. Enterobacter

Bunlar genellikle alt üriner sistemde ürerler. Nadiren kan yoluyla böbreklere girerler. Varlıklar, böbreğin kanlanmasını engeller ve normal böbrek dokusunu tahrip ederek, böbrek yetmezliğine (ARF ve CRF) neden olurlar. Semptomları ateş, depresyon, iştahsızlık, ağrı, PU/PD, kilo kaybıdır. Kronik durumlarda önceden belirti vermez. Antibiyotikle tedavi edilir (minimum 4 hafta ve destek tedavileri ile birlikte).

Amyloid

Lifli protein hücrelerinin glomerulus’ta depolanmasıdır. Böbreklerin filtreleme becerisini olumsuz etkiler. Böbreklerin küçülmesine ve düzensizliğine neden olur. Amyloidosis’li kedilerde, böbrek hastalığı belirtileri görülür. Orta yaşlı köpeklerde, Abyssinian kedilerde ve Shar Pei köpeklerde yaygındır. Proteinurea nedeniyle saptanır. Böbrekleri etkileyen immün sistem hastalıklarında olduğu gibi. Uzun bir yaşam süresince, yavaş yavaş depolanır veya hızla oluşur, hemen ölüme götürür. Böbrekleri destekleyen tedvilerden başka özel bir tedavisi yoktur.

Travma

Böbreklere önelik bir araç çarpması, köpek ısırması sonucu olabilir. Çok önemlidir ve kolayca ölüme götürür. Röntgen veya ultrasound ile tespit edilebilir.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Belirtileri 

  1. Aşırı su içme ve idrara çıkma (PU/PD) (ARF’de ise hiç işeme yoktur),
  2. Kilo kaybı (iştahsızlık ve protein azlığı nedeniyle),
  3. İştahsızlık (anorexia)- (toksinler, elektrolit dengesizliği, dehidrasyon ve anemi nedeniyle),
  4. Güçsüzlük (dehidrasyon ve iştahsızlık, potasyum dengesizliği),
  5. Kusma (toksinler nedniyle potasyum eksikliği ve dehidrasyon olur),
  6. İstemdışı ataklar (üremi artarsa, beyin de toksinlerden olumsuz etkilenir),
  7. Ülser (atık maddeler temizlenemdiğinde, toksinler sisndirim sisteminde ülsere neden olur. Özellikle midede. Koruyucu ilaç kullanmak gerekir. Üreye bağlı olarak, bakterilerin tükürükte amonyağa dönüştürmesi ile ağız ülseri de olabilir),
  8. Körlük (yüksek tansiyona bağlı olarak oluşur. Kan basıncı 180-190 mm’yi aştığında, ilaç başlanmalıdır).

Teşhis

Ne yazık ki, ARF’nin erken teşhisi mümkün olamamktadır. Pek çok hastalığın belirtileri ile, böbrek hastalıklarının beirtileri karışabilir.

Böbrek hastalıkları herhangi bir yaşta olabilir. Erken yaşlarda olduğunda, nedeni çoğunlukla toksinler, kistler ve travmadır. CRF ise, yaygın olarak yaşlı hayvanlarda görülür.

Böbrek hastalıklarına yatkın kedi türleri:

  1. Siamese
  2. Persian
  3. Abyssinian
  4. Burmese
  5. Maine Coon
  6. Russian Blue

Yatkın köpek türleri:

  1. Shih Tzu
  2. Lhasa apso
  3. Basenji
  4. Shar Pei
  5. Samoyed

Fiziki muayene

Fiziki muayenede, böbreklerin çalışmasına engel olan neden, hastalığın ne kadar süredir sürdüğü, hastalığın akut ya da kronik formda olduğu ortaya çıkar. Muayenede dikkat edilmesi gerekenler:

  1. Anemiye bağlı soluk diş etleri
  2. Dehidrasyon
  3. CRF varsa, karın muayenesinde küçük ve şekilsiz böbekler
  4. Kist veya kanser varsa, büyük veya nodüler böbrekler
  5. Genişlemiş lenf düğümleri
  6. Şişmiş veya normal olmayan gözbebekleri
  7. Güçsüzlük

Yapılması Gereken Testler

Böbrek hastalıkları ancak testler sonucu anlaşılır. 8 yaşından büyük tüm hayvanlarda, idrar ve kan testleri rutin olarak yılda bir kez yapılmalıdır.

Lenf nod biyopsisi

Büyümüş/genişlemiş lenf nodlarının genel nedeni kanserdir.

Kan tahlili

BUN – Blood Urea Nitrogen

Böbrek hastalığı olan, dehidre olan veya uretrasında sorun (engel) olan hayvanlarda bakılır.

Uretra sorununda BUN olağanüstü yüksek çıkar.

Dehidrasyon sorununda değerler çok fazla yüksek değildir.

Dehidrasyon ile böbrek hastalığının ayırt edilebilmesi için, idrar testiyle bağlantılı değerlendirilmelidir.

Kreatinin

BUN’dan daha güvenilirdir. Dehidrasyondan etkilenmez.

Fosfor

Böbrek hastalığının ileri aşamalarında fosfor düzeyi yükselir.

Amylase

Bu, pankreas tarafından, karbonhidratların sindirimine yardım amacıyla üretilen bir enzimdir. Böbrekler tarafından atılır, bu nedenle fazlası böbrek hastalığını gösterir.

Kırmızı kan hücreleri

Böbrekler, kemikiliğini kırmızı kan hücresi üretmeye teşvik eden bir hormon olan erythropoeitini salgılar. Bu hormonun yetersiz olması durumunda, hastalık sırasında anemi oluşur. Kırmızı kan hücrelerinin yaşama süresi kısalır, mide veya bağırsaklarda kanamalar olur ve üremik toksinler paratiroid hormonunu etkiler. Dehidre hayvanlar, yeniden sıvı kazanana kadar kan örneğinde anemi görülmeyebilir. Anemide, beyaz diş etleri dikkat çeker.

Urinalysis

Böbrek hastalığını gösteren pek çok parametre vardır:

Specific Gravity (S.G.)

Böbreklerin idrarı koyulaştırma veya şeffaf yapma yeteneği çok önemli bir göstergedir. Normal bir suyun S.G.si 1.000’dir. Böbrek hastalığı olan bir hayvanın S.G.si 1.008- 1.012’dir. Bu anomaliteye, isosthenuria denir. Normal kedilerde S.G. 1.305’ten büyük, köpeklerde 1.025’ten büyük olmalıdır.

Protein

İdrarda aşırı protein’e proteinuria denir. CRF’nin yaygın belirtisidir. Glomerulonephritis, pyelonephritis ve amyloidosis’te görülür. İdrar proteini:creatinin oranı, yaşama süresini gösterir. Oranı 0.4’ten küçük olan kediler, oranı 0’ten büyük olan kedilerden daha uzun yaşarlar.

Hücreler

Cast olarak adlandırılan özel türdeki hücreler de böbrek hastalığının belirtisidir.

Aşağıdaki testlerin ayrıntıları için ilgili makaleyi inceleyiniz:

 http://lbah.com/feline/kidney.htm#Prognosis  

Radyografi 

Ultrasonografi

Ürogram (IVP-Intravenous Pyelogram)

Laparotomy

TEDAVİ

Acute Böbrek Yetmezliği (ARF)

Bu böbrek hastalığında ölümlerin önlenebilmesi için, tedaviye acilen ve yoğun bir şekilde başlanması gerekir. Bazı ileri durumlarda ise, böbreklerdeki zehirli maddelerin atılabilmesi için diyaliz gerekebilir. Ayrıca üriner tıkanıklığı olan kedilerin, acilen bu tıkanıklıktan kurtarılması gerekir. Bu yapılmazsa, kandaki potasyumun artmasının (hyperkalemia) kalp üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle, ölümle sonuçlanabilir. Sorun kaynağı olduğu düşünülen bir ilaç varsa, hemen kesilmelidir ve altında yatan gerçek neden bulunmaya çalışılmalıdır. Bu dönemde, su ve dextroz solusyonları içeren sıvı tedavisi çok önemlidir. Sıvı tedavisi, vücudun sıvı ve elektrolit dengesini düzeltir, böbreklere kan akışını hızlandırır ve idrar miktarının artışını sağlar. Kediler, kalori gereksinimlerini karşılamak ve protein metabolizmasını minimize etmek için, kalori girişini ayarlamak zorundadırlar. Protein miktarının fazlalığı, uremia’yı arttırır, durumun daha fazla kötüleşmesine neden olur. Sıvı tedavisine rağmen idrara çıkamayan hayvanlara, Lasix veya Mannitol uygulanır. ARF’de potasyum fazlalığı, yaygın bir durumdur. Hafif vakalarda, sıvı tedavisi tek başına sorunu çözebilir. Daha ileri durumlarda, düzenli insülin ve sodyum bikarbonat kullanılır. ARF’li hayvanlar, ülser ve enfeksiyonlara karşı hassastırlar. Bu nedenle, bazen ülser ve enfeksiyon tedavisi de gerekebilir. ARF’nin en önemli etkenlerinden biri de, daha önce de bahsedilmiş olan Ethylene Glycol (antifreeze)’dir. Kalp sorunu olan hayvanlar, damariçi (intravenöz) sıvıya karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu nedenle fazla verilen sıvı, pulmoner ödem olarak adlandırılan, akciğerlerin fazla sıvı yüklenmesine neden olabilir. Bu durum bir ikilem yaratır. Eğer yeterli sıvı verilmezse, böbrek sorunu daha kötüye gider. Atık ve zehirli maddelerin kandan atılabilmesi için gerekli miktarda sıvı verilirse de, bu sıvı pulmoner ödeme neden olabilir.

Kronik Böbrek Yetmezliği (CRF)

Diğer bir böbrek hastalığıdır. İlerlemesi durdurulabilir, ancak kedinin hangi yaşta ve ne kadar süredir bu sorunu yaşadığıyla doğrudan ilişkilidir. Yaşlı hayvanlarda, yaşa bağlı hastalıklarda, yeterince erken tespit edilemediğinde tedavi güçleşebilir.CRF, genellikle sorun ARF’ye benzer semptomlar gösterdiğinde görünür hale gelir ve farkedilir. Bu hayvanların hastanede bakılmaları ve akut faz atlatılana kadar, hemen hemen sürekli damar sıvısı ile desteklenmeleri gerekir. Sıvı tedavisine cevap veriyorlarsa, tanıyı kesinleştirmek için bakımları süresince, tedaviye başlanmadan önce BUN ve Creatinin düzeyleri dikkatle izlenmelidir. Damar sıvısı verildikten sonraki 24-48 saat içinde BUN ve Creatinin düzeylerinde belirgin bir düşme görülmezse, hastalıktan geri dönüş umudu azalır. Tedavilerin çoğu, CRF (üremik sendrom olarak da adlandırılır)’ın semptomlarını minimize etmeyi hedefler. Hiçbiri sorunu ortadan kaldıramaz ve hepsinin kesin olarak işe yaradığı da söylenemez. Bu nedenle her hayvanın tedavisi, ona özel olmalıdır. Ayrıca, problemi çözmek için rasgele ilaç kullanılması, böbrek hastalığını daha da kötüleştirir. Bu durum, böbrekler ilaçların metabolizması ile uyum sağlayana kadar, her ilaç için geçerlidir.  Bazen hastalıkları tedavi edebilen, yaygın kullanılan ilaçların bazıları akla gelmeyebilir. Bu nedenle, özellikle bu hastalıkla tanışan ve o süreci yoğun yaşamış olan kişilerin  tavsiyeleri ve web sayfalarına aktardıkları bilgilerden de yararlanılabilir. Bu tavsiyelerden bazıları:

  1. Kediniz için daima taze ve içme suyu kullanmalısınız.
  2. İçmesini teşvik için, günde en az 3 kez suyunu değiştirmelisiniz.
  3. Ayrıca stresi olabildiğince azaltacak tedbirler alınmalıdır.
Diyet/Beslenme

CRF’li kediler, az miktarda ancak yüksek kaliteli proteinle beslenmelidir. Diyetin protein miktarının az olması, azot atık maddelerini atmak zorunda olan işlevini büyük ölçüde kaybetmiş böbreklerin yükünü, biraz olsun hafifletecektir. Protein, kediler için hayati öneme sahiptir ve tamamen kısıtlanamaz. Eğer protein kısıtlaması çok dikkatli bir şekilde yapılmazsa, üremik sendrom daha kötü hale gelir. Yüksek kaliteli protein, vücut tarafından üretilemeyen ve beslenmede çok gerekli olan  amino asitleri içerir. Böbrek hastası kediler için önerilen hazır mama, k/d’dir. Özel olarak bu hastalık için Hill’s tarafından üretilir ve sadece veterinerlerde bulunur. Yüksek kaliteli proteinde, daha az fosfor ve sodyum vardır. Çoğu kedi k/d’ye itiraz etmemekle birlikte, yaşlı kedilerde diyet değişikliği zor olabilir. Hasta kedilerin çoğu az yemek yer ve böbrek hastalığına bağlı olarak, kilo kaybeder. Bu nedenle, onların sorunlarına, sevmedikleri bir yiyeceğe zorlayarak, yenisinin eklenmesi tercih edilmez. Yeni yaş mamayı, sevdikleri yemeklere azar azar katmak ve hafifçe ısıtmak, deniz ürünlerinin suyunu (Y.N. ör. light ton balığı suyu) eklemek de, mamanın tadını artırabilir. PU/PD’li bir kedide, suda eriyen vitaminler (B kompleks vitaminler hariç), vücutta daha kolay eksilebilir. Bu nedenle, bu duruma destek ürünleri ile yardımcı olunabilir. Hazır mama alırken, üzerinde “üriner hastalıklar için” yazan mamaları almayınız. Onlar, FLUTD olarak adlandırılan başka bir sorunun tedavisi içindir. Bu ürünler, kanın pH’nı değiştirir ki, bu durum böbrekler için çok zararlıdır.

Fosfor Düşürücü İlaçlar

CRF’li hayvanlarda, hastalığın gelişimine bağlı olarak fosfor düzeyi artar. Fosfor fazlalığı, CRF’de yaygın olarak görülen anemiye neden olur. Bu durum ayrıca, Paratiroid hormonu olarak adlandırılan bir hormon nedeniyle, vücuttaki kalsiyum metabolizmasını da olumsuz etkiler. Bu, böbrekler de dahil, iç organlar ve kemiklerde ağrılı kalsiyum birikimine neden olur. Antacid türü ilaçlar, fosfor bağlayıcıdır ve kandaki fosfor düzeyini düşürür. Bunun için, Amphogel önerilir. Çünkü kolaylıkla bulunur, sıvıdır ve kediler tarafından iyi tolere edilir. Daha önce de belirtildiği gibi, k/d fosfor açısından kısıtlıdır ve fosfor bağlayıcı ilaçlarla birlikte kullanılmalıdır.

Potasyum artırıcı ilaçlar

CRF’li hayvanlarda, hastalığın ilerlemesi ile potasyum seviyesi düşer. Bu her zaman kan tahlillerinde görülmeyebilir. Ağız yoluyla alınan destek ürünleri ve sıvılara (suyuna) potasyum eklemek, bu sorunu oratadan kaldırabilir. Ağız yoluyla verilebilen potasyumun ticari adı, Tumil-K’dır ve iyi sonuç verdiği bilinmektedir.

Anemi önleyici ilaçlar

CRF’nin uzun vadeli olumsuz etkilerinden biri de anemidir (böbreklerden erythropoeitin salınımının eksikliği nedeniyle). Bu hormon, anemiyi minimize etmeye yardımcıdır.

Ancak maalesef, vücut zaman zaman ağızdan alına bu tür ilalara karşı antibody’ler üretir ve anemi tekrarlayabilir. Hatta daha kötü bir şekilde. Bu ilaçların kullanımı, özel bir protokol ve yakın takip gerektirir. Hipertansif hayvanlarda, çok dikkatli kullanılmalıdır. Azalan dozlarda, haftada 3 kez kullanılır.

Sıvılar

CRF tedavisinde en önemli konu, sıvı takviyesidir. Böbrek hastalığı olan hayvanların sahiplerine, bol sıvı alması gerektiği söylendiğinde, genellikle ilk tepki “zaten çok su içiyor” demeleridir. Ancak bu aşırı su içme, böbrek hastalığının bir sonucudur ve hayvanın yeterli su içtiğinin bir göstergesi sayılamaz. Kediler genelde yeterli su içmediklerinden, hastalık sırasında ekstra suya gereksinm duyarlar. Hayvan, hastanede tedaviye alındığında, daha efektif olduğu için, damar içi sıvı verilir. Eğer damar içi sıvı tedavisine iyi cevap verirse, bir süre sonra evde her gün derialtına  subkutan (SQ-Subcutaneous) sıvı verilmesi önerilebilir. Bu tür evde bakım (home treatment) çok önemlidir. Bunun için, deri altına sıvı verme teknikleri doğru ve iyice öğrenilmelidir. CRF’li çoğu kediye, haftada en az birkaç kez 50 ml ve 100 ml SQ sıvı verilmesi gerekir. Verilen sıvılara, aşırı ve kontrolsüz idrar nedeniyle kaybedilen vitaminler nedeniyle B Kompleks vitamin eklenir. Böbrek hastalığı için üretilen özel mamalarla beslemek, suda çözünen vitaminlerin yoksunluğunun yol açacağı sorunları minimize etmek konusunda yardımcı olur.

Kan Basıncını Düzenleyen İlaçlar

Hastalık ilerlediğinde, CRF’li kedilerin çoğunda yüksek tansiyon görülür. Kan basıncını düşüren ilaçlar (Norvasc gibi – kalsiyum blokeri) ve Enapril (ACE inhibitörü), bu sorunu ortadan kaldırabilir. Bazı kediler ACE inhibitörüne, idrarda proteini düşürerek cevap verebilir. Ancak, iyileştikten sonra da, en az 6 ayda bir tansiyon kontrol edilmelidir.

Anti-ülser İlaçları

Bazı CRF’li kediler, midede hormon salgısının artmasına bağlı olarak oluşan mide bulantısı nedeniyle yemek yiyemezler. Bu önemli sorunun giderilebilmesi için, Tagamet veya Famotidin kullanılabilir. Toksinlere bağlı olarak oluşmuş bir ülser bile olsa, Tagamet doğru bir tercih olacaktır.

Kusmayı Önleyici İlaçlar

CRF’li kedilerde, kusma yaygın bir sorundur. Gastrik sekresyonları (salgıları) regüle eden hormonlardaki artışın ve kandaki üremik toksinlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kusma, dehidrasyona (sıvı kaybına) neden olur, böbreklere giden kanı pıhtılaşmasına neden olur (GFR’nin düşmesi) ve azotemia’yı artırır. Kusma sorunlarını çözmek için, Reglan isimli bir ilaç kullanılır.

Antibiyotikler

Böbreklerdeki hastalık nedeniyle zayıf düşen hayvanların, enfeksiyona yakalanma riski artar. Ayrıca, yaşa bağlı olarak da belirgin ağız ve diş sorunları oluşur. Antibiyotikler, bu tür enfeksiyonlar ile mücadelede yardımcı olur. Diğer TedavilerHenüz kesin olarak ispat edlmemiş olmakla birlikte, bazı ilaç ve destek ürünlerinin CRF’de yararları olduğu düşünülerek kullanılmaktadır. Bir soruna yol açmadıklarında, denenmelerinde yarar olabilir.

İştah Açıcılar

Genellikle yaşlı hayvanlarda kullanılırla, bu nedenle, CRF’de de yardımcı olurlar. Periactin, bunların başında gelir.

Anabolik Steroidler

Yaşlı kedilerde artriti tedavi edici ve iştah açıcı olarak kullanılırlar. Anemiyi önlemede veya tedavide yardımcı olabilirler. Güvenilirliği kanıtlanmamış olmakla birlikte, Winstrol, sıklıkla kullanılan ilaçlardandır.

Calcitriol

CRF’nin bazı semptomlarının, kandaki kalsiyum düzeyinin regülasyonuna yardımcı olan Paratiroid hormununun artışına bağlı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, düşük dozda Calcitriol hormonu ilave edilerek, Paratiroid hormonu baskılanıp,  hayvanın kendini daha iyi hissetemesi sağlanabilir. Bu uygulamaya karar verildiğinde, fosfor ve kalsiyum düzeyleri çok dikkatle kontrol edilmelidir.  

Böbrek Transplantasyonu

Son zamanlarda, bazı veteriner okullarında kedilere böbrek transplantasyonu yapılmaya başlanmıştır. Bu işlem, sorunu tamamen çözmemekle birlikte, ilaç tedavisine bağlı olarak gelişen anemi ve kilo kaybının kontrolüne yardımcı olmaktadır. Bu özel operasyonun maliyeti, 5.000 $’dan fazlaya malolmaktadır. Bu transplantasyonun yapılmasından sonra kedi, ömrünün kalan kısmında immunosupresif (cyclosporine ve prednisone) tedavi almak zorundadır. Ayrıca, hasta kedinin sahipleri, donör olan kediyi de sahiplenmekle yükümlüdür. Ancak, yeni böbreğin vücut tarafından reddedilmesi gibi komplikasyonların da olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Hastalığın Seyri

CRF ve ARF’li hayvanlar, sürekli korunmayı gerektiren bir iyileşme gösterirler. Bu durum, çoğu kez başarıyla sürdürülebilir. Özellikle erken teşhis yapılabildiğinde, CRF’li hayvan hastanede kontrol ve tedaviye alındığında, kan testleri (BUN, kreatinin ve fosfor düzeyleri vb) yakından takip edilebilir. Değerlerde düşme görüldüğünde ve hayvanda klinik bir gelişme gözlenirse, ilaçların ve SQ sıvının evde uygulanmaya başlanması, daha yararlı olur.

Ancak CRF’li olup, tedaviye cevap veren hayvanların kan testleri, urinalysis’i ve fiziki muayenesinin, her 3-6 ayda bir yapılması ihmal edilmemelidir. Çünkü hastalık ilerleyebilir ve buna bağlı olarak baka hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, kaliteli bir yaşam için, bu tür sıkı takip, çok gereklidir.

 

Kaynaklar:
http://www.lbah.com/feline/kidneysum.htm 
http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure1.jpg
http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure3.jpg
http://www.misericordia.edu/honorus/dfpaper/figure4.jpg

Ayrıca Bkz.

  1. KEDİLERDE BÖBREK PROBLEMLERİ
  2. BÖBREK HASTASI KEDİLERİN TEDAVİSİ ve BESLENMESİ
H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

Facebook Twitter YouTube 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*