Sarı Aşkım

 Sarı benim ilk normal kedim. Daha önce hep kör, topal, felçli,vb… kedilerim oldu. Sarı’yı 4 aylıkken bir arkadaşımdan aldım. Arkadaşım da onu, gözleri kapalı minicik bir bebekken bulan kapıcısının elinde görüp evine almış ve büyütmüş. 3-4 aylık olunca baktığı odadan çıkartıp kendi kedileriyle tanıştırmak istemiş ama bizimkini fena hırpalamışlar. Zaten onu ilk gördüğümde burnu çizikti. Çok ürkekti. Arkadaşım da onun bir odada hapis yaşamasını istemediği için bana söyledi, onu görünce aşık oldum ve bende kaldı. Daha ilk günden birbirimize bayıldık. O bir sokak kedisi ama inanılmaz bir kedidir.

Şimdi neredeyse 2,5 yaşında. Tam 6,5 kg. maaşallah:)))) Şişman bir kedi değil, sadece iri. Paşa kılıklı asi bir oğlandır. “Hayır” kelimesini ve anlamını bilir ama işine gelmediği zamanlarda beni epey zorlar. Çok ama çok titizdir. Kum kabını her sabah ve akşam temizlememe rağmen eğer unuttuğum bir gün olursa kabın yanında duran kum poşetini parçalamaya başlar. “wawa” diye bağırır. Wawa ben oluyorum:)

 Taze su koymazsam su kabını devirir. Mama kabında mama kalmamışsa ulumaya başlar. Çok edepsizdir çoook. Canı isterse gelir, sırnaşır, yuvarlanır, göbüş açar. Canı istemezse en yüksek yere çıkıp yatar. En sevdiği yerler de kutulardır. Evde ne kutu bulursa illa içine girip yatar.

Deli dolu uyku pozisyonları ile bizi çok güldürür.

Eğer beni kızdırdıysa ve ona bağırdıysam önce küser ve poposunu dönüp oturur, yarım saat geçmez, gelip sürtünerek özür diler. “Hadi affettim, yapma bir daha” falan derim de gider. Demezsem dakikalarca affedilmeyi bekler. Çok işim varsa ve günlük sevgi gösterimizi, oyunlarımızı yapamadıysak üstüme, omzuma, koluma sıçrar ve sıçradığı yerde tutunur. Asla tırnaklarını çıkarmadan bunu nasıl beceriyor bilmiyorum ama onu sevip okşamazsam defalarca üstüme doğru sıçramaya devam eder.  

Evin içinde girip çıkmadığı yer yoktur. Tüm dolapları, çekmeceleri, kapıları açabilir. En sevdiği yerler; küçük tuvaletin kullanılmayan lavabosu, buzdolabının üstü, bulaşık makinesinin içi ve klimanın tepesidir.

 En sevdiği yemek olsa bile oturup bekler, ben onu çağırana ve ona da verene kadar da asla gelmez kibar oğlum. Sakin ve yavaş yemek yer. Yemek yerken rahatsız edilmeyi hiç sevmez. Yoksa yemeğini bırakıp gider. Dayanamadığı tek şey ekmektir. Taze ekmeğin kokusunu alınca kendi gibi sarı olan gözleriyle öyle bir bakar ki dayanmak imkansızdır.

Evine ve bize çok düşkündür. Bahçeli bir eve taşınınca kendini köpek sanmaya başladı:) Bahçeye bir yabancı geldiği zaman hemen ok gibi fırlar ve onu takip etmeye başlar. Bana gelir, kucağıma çıkar ve “mırrrt” sesi çıkararak dışarıda biri olduğunu haber verir. Bahçemizde baktığımız sokak köpeklerini kovalar. Onların bahçede yatmalarına çok kızıyor. Hepsini tek tek bahçeden kovaladıktan sonra bahçe duvarına çıkar ve gururlu bir edayla dakikalarca etrafa bakınır. “Tekrar gelmeyin, burası benim bölgem” der gibi…

O kadar asil, temiz, gururlu bir hayvandır ki onu tanıyan herkes onun eskiden bir insan olduğunu ve 2. hayatını yaşadığını söyler. Asil bir kedi olduğunu sadece ben değil onunla karşılaşan herkes söyler. Sarı ile aramızda özel bir bağ var ve onu çok seviyorum.

Bakışlarımızla anlaşırız çoğu zaman. Allah oğluşuma sağlık ve uzun bir ömür versin.

Diğer kedim Neko eve ilk geldiğinde hastalığı nedeniyle halsizdi. Temizlik konusunda ise oldukça tembel bir hatundu. Tuvaletini kumla örtmeyi, yalanıp temizlenmeyi ona Sarı öğretti. Neko tuvaletten çıkınca hemen Sarı koşar ve  iyice örterdi. Onu saatlerce yalayıp temizlerdi. Sonra bizim pasaklı hatun utandı herhalde o da temiz ve titiz bir hale geldi. Neko, aylarca sokakta aç kaldığı için eve ilk geldiği zamanlar yemek konusunda çok huysuzdu.

 Sarı’ya tıslar ve kendi yemeğini bitirince hemen gidip Sarı’nınkini de yerdi. Sarı’nın o zamanki bakışlarını asla unutamam. Hiçbir zaman Neko’ya yemek konusunda kötü davranmadı, sebebini anladığı için mi bilmem, ne zaman Neko gelip onun yemeğine göz dikse hep yemeği ona bırakıp gitti. Şimdi bile Neko cadısı hızlıca kendi yemeğini yiyip doğru Sarı’nın tabağına yönelir. Ben izin vermesem oğlum aç kalacak:)

Sarı ile Neko iyi anlaşıyorlar. Patron Sarı gibi gözükse de Neko çok cadı… İkisini seyretmek terapi gibi, mutluluklu ve huzurla doluyor insan.

Leonardo Da Vinci’nin dediği gibi “Kedi tabiatın bir mucizesidir.”

 

Eda DAĞDEVİREN edadag@yahoo.com

edadag@yahoo.com

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*