Ev Kedilerinin Davranışları – Maçiko 2

ASOSYAL KEDİLERİMİZ

Maçiko, eşimin annesinin bahçede baktığı kedilerden birinin yavrusuydu. Havalar henüz soğuk olduğu için anne kediyi eve alıp doğumunu kendi evlerinde yaptırmışlardı. 2 ay sonra bahçeye geri bıraktıklarında bebeklerden birini ben aldım. O sırada henüz evli değildik, evlenme hazırlıklarıyla uğraşıyorduk. Bu yüzden Maçiko’yu zaman zaman kayınvalideme getirip onun kedisiyle oynaması için bırakıyordum. Evin tek kedisi Efe ile çok iyi anlaşıyorlardı.

Evlendikten sonra İkimiz de çalıştığımız için Maçiko bütün gün evde tek başına kalıyordu. Zaman zaman Efe’yi alıyorduk ama bizim evimizde Efe’ye olan davranışları fazla samimi değildi. Efe’yi kendi oturduğu koltukta oturtmuyordu. Tırmalama ağacına kendisi de çıkmıyor, Efe’yi de çıkartmıyordu. Biz kızımızın eşyaları çok kıymetli, paylaşamıyor diye yorumlamıştık.

Maçiko 2 yaşındayken eşimin annesi bir gün bize Ece’yi getirdi. Ece araba radyatörüne girdiği için sakatlanmıştı. Uzun tedavilerden bir cevap alınamayınca bir kolunu kaybetti. Bu durumda onu sokaga geri bırakamadıkları için Ece de kayınvalidemin kızı olmuştu. Maçiko Ece’yi ilk kez görüyordu. Ece’nin evde mama yemeden geldiğini öğrenince mutfak kapısını kapatıp önce Maçiko’nun mamasından yedirdik, sonra da tuvaleti gösterdik. Maçiko izlerken aniden Ece’ye saldırdı ve biz ne olduğunu anlamadan havada tüyler uçuştu, eşyalar tek tek devrildi ve Ece can havliyle kedinin geçemeyeceği aralıkta olan kapıdan geçip kendini balkona attı. Aşağı uçarken onu nasıl yakaladık, hala titreyerek hatırlıyorum. Ece’yi hemen ayırıp ayrı bir odaya aldık, zavallı yavrum zangır zangır titriyordu. Eşimin annesi o panikle bu nasıl bir kedi diye söylenip duruyordu. Ortalık yatışınca ben çay yapmak için mutfağa gittim ama iki dakika geçmeden kayınvalidemin çığlıklarıyla içeri koşturdum tekrar. Eşim daha yakın bir yerde olduğu için o benden önce davranıp Maçiko’yu tutup yatak odasına kapatmıştı. Yine Ece’ye mi saldırdı derken bir de baktım kayınvalidem ayakta duramıyordu. Stretch pantalon vardı üzerinde. Pantalonunu çıkarınca bunu Maçiko mu yaptı dedik çünkü iki bacağını birden dizlerinden aşağısını paramparça etmişti. Elinize jilet alıp hiç boşluk bırakmadan dizlerinizden bileğinize kadar paralel çizgiler atarak nasıl kesebilirseniz görüntü aynen öyleydi. Çocukluğundan beri kedisiz hiç kalmayan kayınvalidem onu kilitlediniz mi diye sorunca önce şaşırdım. Kapı kapalı dedim ama, o çıkar sen onu kilitle deyince gülme krizine tutuldum. Hep muzdarip olduğum ve beni çok zamansız yerlerde tutan bu gülme krizim bana çok pahallıya mal oldu ama o an yapacak bir şeyim yoktu.

Hepimiz şaşkındık ama kayınvalidem çok kızgındı. Durumu abartıp Maçiko’nun bize de aynı davranışı gösterebileceği kaygısıyla uzunca bir süre birçok veterinerlere danışıp bu olayı anlatmayı vazife edindi. Hala kızdığım bir veterinerden, biz bu tür kedileri uyuturuz yanıtını alınca rahatladı. Onun hazmedemediği, arasının hep çok iyi olduğu kedilerden biri tarafından böylesine bir saldırıya uğramaktı.

Bu olayın üzerinden bir yıl sonra yıllık izinlerimizi alıp eşimin ailesinin yazlığına gittik. Eşimin kardeşi ve babası İstanbul’da oldukları için kayınvalideme Ece’yi 15 gün için onlara göndermesini rica ettik çünkü yine aynı olayı yaşarız diye çok endişeliydik ikimiz de. Benden çok daha inatçı olan kayınvalidem onlar anlaşırlar, bu olayı çoktan unutmuşlardır deyince çaresiz kabullendik ve gittik. İlk bir hafta gerçekten çok iyiydi, ortalık süt limandı. Maçiko evde kendine alan belirlemeye başlamış ve halinden çok mutlu görünüyordu. Efe ile zaten çok iyi arkadaştılar hep. İkinci hafta mutfakta kayınvalidem Maçiko’nun mama tabağına mama koyup Ece’ye verme gafletinde bulununca Maçiko birden olayları hatırlayıp deli gibi Ece’ye saldırdı. Ece’yi korumak için Efe de araya girince Maçiko ikisine birden boyumuz yüksekliğinde yükselip yükselip saldırmaya başladı. Ben bulduğum en yüksek yere tüneyip korku içinde donup kalmıştım ki kayınvalidemin Maçiko’nun üzerine su dökün sesiyle buzlarımdan çözülüp mutfağa koşturdum. Bir sürahi dolusu su dökmeme rağmen suları silkeleyip çok daha kötü saldırmaya devam etti ve hiçbirimiz ne onu ne diğerlerini tutamadık. Ortalık korkunçtu çünkü ellerimize geçirdiğimiz yastıklarla müdahele etmeye çalışıyorduk ama ayıramadık. Ece yine balkona attı kendini. Efe de üzerine düşen masa örtüsünün altında kıpırdamadan kalınca Maçiko’yu alabildik. Biz Efe’nin masa örtüsünün altında saklandığını sonra farkettik. O kadar kıpırdamadan duruyordu ki uzun bir süre onu attığımız yastıklardan biri zannettk. Kayınvalidem o sırada bayılmıştı. Maçiko’nun gözleri kıpkırmızıydı. Gözünü kan bürümüş deyiminin nereden geldiğini ilk defa o gün bizzat yaşadım.

Maçiko’yu kalan son birkaç gün odaya kapattık mecburen. Önünde balkon da olduğu için ve o balkonun da mutfakla bağlantısı olduğu için aslında Efe ve Ece daha büyük sıkıntı yaşadı çünkü onlar da dolaylı olarak kısıtlanmışlardı evde. Bütün aldığımız tedbirlere rağmen bir gün yine bacağımızın arasından kaçtı kapıdan ama hemen yakaladığımız için Efe ile Ece’ye fazla zarar veremedi.

Sonraki ilk yıllık iznimizde kendi ailemin yazlığına gittiğimizde artık sorun yaşamayız dedik ama daha kutusundan çıkarır çıkarmaz bahçede oynayan bir kediye saldırdı. Onu nasıl sersemlettiyse can havliyle şaşırıp bizim balkona kaçtı hayvancağız. Tatilimiz  boyunca yakın hatta uzak çevremize tek kedi yanaştırmadı. O bizim kurt kedimizdi.  Kendi cinsine tahammül edemiyordu ve biz bunu hiçbir şekilde açıklayamıyorduk.

Yakın bir arkadaşımız birkaç ay İngiltere’de kaldıktan sonra çektiği yüzlerce fotoğrafla ziyaretimize geldi bir gün. Bütün gün fotoğraflara bakmış ve sürekli arkadaşımızla ilgilenmiştik. Bir ara Maçiko gözümüze ilişti. Çocukcağızın karşısına geçmiş, her an saldırabilir gibi bir tavır takınmıştı. Onunla bu kadar ilgilenmemize kızmıştı ama agresyonu bize değil arkadaşımızaydı. İlk defa evimize gelen bir arkadaşımız kedimizden korkup gitmek zorunda kalmıştı.

Rutin veteriner ziyaretlerimize  elimiz yüreğimizde gidiyorduk çünkü her gidişimiz ayrı bir olaydı. Bir keresinde muayene masasından kaçırdığımızda vestiyere tırmanmıştı. Veterinerin türlü vestiyerden alma girişimleri başarısız olunca, hayalet avcıları gibi eline aldığı kocaman bir ağ ile onu yaklalamaya çalışmıştı. Kızgın olmasına rağmen son derece sevimli bir sesle Maçiko diye seslenmesi hala kulağımdan gitmez ve beni hep gülümsetir.

Maçiko tüm bu hırçınlıklarına rağmen bize son derece şafkatliydi. Kucağımıza aldığımızda patileriyle yanağımızı okşardı. Biz uyurken başımıza gelip bizi seyrettiğini kayınvalidem defalarca gözlemlediğini anlatır hep. Evde üçümüz bir arada olduğumuzda en küçük bir sorun yoktu ve davranışları son derece sevecendi.

Kızım neden böyle davranıyor diye kedi psikolojisi ile ilgili kitaplar alıp okumaya başlamıştım. Onu biz bu hale getirmiştik çünkü psikolojide net bir şekilde davranış bozukluğu diye geçiyor  bu durumu. Tek başına yaşayan kedilerin gösterebildiği bir agresyonmuş yaşadıklarımız. Biz ona arkadaş almaya çalıştığımızda yaşını almıştı, belki de bu yüzden hiçbirini kabul etmedi. Seneler geçtikçe de kendi cinsinden birini hiç görmeksizin asosyal yaşattığımız kedimizi leopara dönüştürmüştük.

Yeni kedi alacak olan arkadaşlarıma  ikinci kediyi de mutlaka alın diye tavsiye ediyorum hep çünkü  onların kendi cinslerine çok ihtiyaçları var. Ne kadar ilgilenirsek ilgilenelim onlara bir kedinin verebileceği arkadaşlığı verebilmemiz imkansız. Sanıldığı gibi ikinci kedi külfet de değil.

Anahtar terimler: cat behaviors, behavior problems in cats, agression towards people, agression towards other cats, cat behavior offers, alone cats



Maçiko’nun serüvenini okurken, gözyaşlarımı ve kahkahalarımı tutamadım.Yıllar önceki kedim Abduş’u hatırladım. Biz de onun kendisini insan sanmasından (ya da bizi kedi) çok hoşlanıyorduk. Ta ki Abduş, komşumuzun yaralı kedisini kucağımda görene kadar. Maçiko gibi (ya da taek-Won do’cular gibi) yerden yükselip, bir kamikaze gibi dalış yapıyordu. Biz önce “kan tuttu” sandık. Ama işin doğrusu, bizi paylaşmayı bilmiyordu. Geç yaşlarda da bu öğretilebilir ama en iyisi, küçük yaştan yapmak.

H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

 

 

 

Fulya PEKDİNÇER

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*