Şeker Kedi Tarçın’ın Son Durumu

Size sürprizimiz var. Bugün Tarçın‘ın kanda böbrek değerlerine bakıldı. Creatinine ve BUN (kan üre azotu) düşmüşLaughing. Nasıl mutlu olduğumuzu anlatamam veterinerimizle. Zaten son zamanlarda aşırı su içme ve tuvalete gitme yoktu. Keyfi de yerindeydi. Ama yine de kan sonuçlarını görmek istiyordum. Artık diyetimiz netlik kazandı. Vitamin ve minerallerimizin içine katıldığı, bol sulu çiğ et! Kimbilir, Tarçın yine bir ilke imza atar ve bu sorunun da böylece üstesinden gelir. Ne dersiniz?Wink 

Değerli dostlarım,

Biliyorum bazılarınız “ama bu bilgiler daha önceki yazılarda vardı” diyeceksiniz. Ancak, son bir aydır benzer yayınları okumama rağmen, hala farklı bilgilere ulaşabiliyorum. Beni anlayacağınızdan eminim. Hepimiz benzer durumlarda, benzer davranışlar gösteriyoruz. İçimizden “bir çare, ne olur bir çare” diye yalvarıyoruz. Ne duyarsak, deva diye uygulamak istiyoruz. Benzer bir dönemden geçiyorum yine. Canım kızım Mischam’da da böyle yapmaya çalışıyordum. Ama o zaman çok ani yakalanmıştım. Hazırlıklı değildim. Hatta çoğu kez, okuduklarımı anlamıyor, anlayıp “uygulamalı” dediklerimi de unutur olmuştum, kızımın durumunun günden güne kötüleşmesiyle. Şimdi sanki biraz daha vaktim varmış, aklım biraz daha olgunlaşıp, durulmuş gibi düşünüyorum. Dilerim o çaresiz dönemi yaşamam tekrar.

Yaklaşık bir ay önce Tarçın’ım çok fazla su içip, sık tuvalete gitmeye, sonunda da tuvaletini yaparken bağırmaya başladı. Hemen evde idrar ve kan tahlili yaptım. Lökosit yüksek, onun dışında her şey normal görünüyordu fakat yetinmeyip, bir de veterinerde kan tahlili yaptırdım. BUN 41, Creatinin 2.6 mg/dl (Ref. BUN 16-36, Crea. 0.8-2.4) çıktı. Veterinerimizin önerisiyle hemen Hill’s kuru k/d mamaya geçtik, 5 günlük antibiyotik uygulandı. 15 gün sonra tekrar bakıldığında, BUN 48, Creatinin 2.9 mg/dl olmuştu. Değerler çok yüksek olmasa da, eğilim yükseleceği yönündeydi. Lökosit olduğu için, yeniden antibiyotik başlandı ve Royal Canin kuru Renal’e geçtik.

Ancak genel durumu hiç iyi görünmüyordu. Halsizdi, daha kötüsü ön bacakları titremeye başlamıştı. Kusma yoktu fakat şeker kedim iyi değildi. 18 yıldır onun annesiyim, keyifsizliğini hemen fark ederim. Tahmin edeceğiniz gibi, araştırmaya başladım. Önce sitedeki böbrek yetmezliği ile ilgili yazıları defalarca okudum. Bu hastalığı kedilerinde yaşayanların yazılarını inceledim. Sonra akademik yayınlara, sonra da homeopatik yayınlara geçtim. İki görüş arasında kaldım.

Bir kısmı, hayvansal proteinin azaltılmasını, çünkü bunun zaten nefronlarının çoğunu kaybetmiş olan böbreğin, kalan az sayıda nefronun normalin üzerinde çalışmasına neden olarak, daha fazla yoracağını ve ömrünü kısaltacağını söylüyordu. Onun yerini bitkisel proteinle doldurup, böbrekleri rahatlatmak gereğini belirtiyordu.

Bir kısmı ise, protein azaltımının kedinin hücrelerinin besinsiz kalmasıyla bağışıklık sisteminin daha çabuk çökeceğini, ayrıca bitkisel proteini metabolize etmek üzere dizayn edilmemiş olan böbreklerin bu proteini sindirebilmek için, çok daha fazla yorulacağını vurguluyor ve hayvansal protein miktarının değil, kaliteli hayvansal protein kullanımının yarar sağlayacağını belirtiyordu.

Hastalığı yaşayanlar da ikiye bölünmüştü. Ama birleşilen ortak nokta, bu hastalıkta (kronik böbrek yetmezliği) nefronların tekrar kazanılmasının yani bir geri dönüşün mümkün olmadığı, hastalığın iki tedavisinin bulunduğu; bunların temel olarak diyet ve sıvı takviyesi olduğu ancak böbreğin durumuna özel olarak ve gidişata göre bazı ilaçların kullanılabileceği yönündeydi. Ayrıca kuru mamaların, zaten dehidre olmaya meyilli olan vücudun suyunu emerek, daha fazla susuz kalmasına neden olacağı belirtiliyordu. Oysa mümkün olduğunca fazla su içmesi gerekiyordu.

Hayvansal protein önerenler arasında da şöyle bir görüş ayrılığı var. Bir kısmı yüksek kaliteli hayvansal proteinlerin (yumurta, tavuk, hindi, dana, koyun eti, karaciğer, yürek gibi) pişirilerek verilmesini savunurken, diğerleri kedilerin tam bir et obur olduklarından ve pişirilmiş gıdaların pişirme sonrası bazı toksinler oluşturduğundan, zaten hassas olan böbreklerin pişmiş gıdaların toksinleri ile zarar görmesini önlemek için, bu proteinlerin, doğasına uygun olarak, yani çiğ verilmesini öneriyordu.

Bu üç görüş arasında bocalarken, tercihi Tarçın’ın yapmasına karar verdim. Ticari renal kuru mamalarının içine, kedilerin daha rahat kabul etmesi hatta müptelası olması için yoğun aroma konulduğunu biliyorum. O nedenle, bu aromaların ve dayanıklılığı artırmak için konulan maddelerin de Tarçın’ımın fasulye büyüklüğündeki böbreklerini yoracağını düşündüğümden, ona vereceğim miktarı elimden geldiğince azaltmak için, soya kıymasını havanda renal kuru mama ile birlikte döverek, sebze karışımı içinde teklif ettim. Tarçın’ım pek seçici değildir. Karnı açsa, beni bile yiyebilir.

Bir süre bu karışıma hayır demedi. Ama giderek daha güçsüz ve halsiz oldu. İştahı azaldı. Kusmalar başlamadan, diyetinde değişiklik yapmak zorunda kaldım ve belki bana kızacaksınız ama hayvansal proteinleri çiğ vermeye başladım. Oğlumun iştahı da, gözü de açıldı birden. Yine mırmırlara, gorgorlara başladı ve bacaklarının titremeleri geçti. Bir anne için bundan daha mutlu bir armağan olabilir mi?  Nasıl mı besliyorum? Anlatayım:

Evde serum vermek istedim ancak benim melek oğlum son sıralarda bir pantere dönüşmüş durumda olduğundan, kesinlikle reddetti. Ayrıca veterinerdeki davranışları da artık korkunç. Orada okşanmaya bile karşı. Öyle bir bağırıyor ki, alt kattaki bütün köpekler havlamaya başlıyor. Elbette gerek olduğunda üzerine abanarak da olsa verilecek ama şimdilik başka bir yöntem denemeye karar verdim.

Tabağa koyduğum buzdolabından çıkarıp, ince dilimlediğim etin üzerine, biraz sıcak su gezdiriyorum (aroması çıksın diye), biraz ılıyınca, üzerine serumdan çektiğim vitamin ve mineral takviyeli sıvıyı ekliyorum. İçine de bir kapsül Immunex koyup, servis yapıyorum.  Her öğün, bir başka katkı koyuyorum. Örneğin bir öğün C vit., bir öğün B vit., bir başka öğün de Glucosamin+Chondroitin. Bu karışımı, bol sulu bir şekilde günde 3-4 kez yiyor. Bazen mızıklanıyor, o zaman da bu sulu mamanın içine 3-4 adet kuru mamasından atıyorum. Safım benim, kuru mamaları ayıklayıp yiyeceğim diye tüm tabağı suyuyla birlikte bitiriyor.

Böbrek hastalıklarında kabızlığın da önemini bildiğimden, toksinlerin ve atık maddelerin bir kısmını dışkı ile daha rahat atabilmesine destek olmak için de, günde bir kez mama suyuna Duphalac ya da Osmolac ilave ediyorum.

Bunlar, benim okuduklarımdan süzdüklerimle kendi oğluma uyguladıklarım. Belki beni kınayanlar olabilir. Ama Mischa’mda yaşadıklarımdan sonra, proteinsizliğin bir kediyi ne kadar kısa bir sürede  tanınmaz hale getirdiğini gördüğümden, oğlum eğer bu hastalığı yenemeyecekse de, aç kalmamalı, böylece vücuduna da kendini onarma olanağı tanımalıyım diye düşünüyorum.

Olumlu ya da olumsuz görüşlerinize ve varsa bildiğiniz bir çıkar yol, bunu bana söylemenize ihtiyacım var. Gelişmeleri ve okuduklarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Siz de benimle paylaşın lütfen.

H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

Facebook Twitter YouTube 

Share

16 Yorum Şeker Kedi Tarçın’ın Son Durumu

  1. Tipis dedi ki:

    Belki” Yok caniiim bu kadarda olmaz\” diyeceksiniz ama hala bobrek denince gozyaslarima hakim olamiyorum her yeni yaziyi \” Tipis imda eksik biraktigimiz bir sey varmiymis?\” diye korkarak ve aglayarak okuyor ve cogu zaman Fatos Haniminda yasadigi gibi okudugumu anlayamiyorum. Fatos Hanimcigima da bu cizgide maalesef yardimci olamiyorum. Ne zaman arastirma yapmaya kalksam gozyaslarimdan ne ekrani ne klavyeyi goremiyorum su an oldugu gibi. Ama icimiz ayni yaniyor, disimiz bagiriyor:\”Nolur artik su bobrek olayini iyice bir cozsunler,protein mi? Sebze mi?I?lac mi?Diyaliz mi?Herneyse lutfen zahmet edip birazda veterinerler okusun arastirsinlar. Ezbere ,yillar onceki bilgilerle yavrularimizin heba olup gitmesine razi olmalarina dayanamiyorum. Azicik sitemizdeki arastirmalari okusalar tibbi bilgileriyle pakistirip pekala farkli cozumler uretebilirler. Lutfen artik canlarimiza sadece \”PARA \”olarak bakmasinlar.

  2. Tipis Tipis dedi ki:

    Bir aydan fazla zamandir sekerimiz Tarcin imiz hasta :(Fatos Annemiz nerdeyse her konuda oldugu gibi bagrina tas basip hem cocuklarina hemde hepimizin cocuklarina kosturup duruyor. Bugun gene Golbasi barinagina gidecek bu kezde oradaki yavrularimiza bakan amcalarin ihtiyaclarini az cok giderecek esyalarla. Fatos Hanim bugun size buradan binlerce kez de tesekkur etsek az olacagini birkez daha yazmak istedim. Sizi seviyoruz. Her sey gonlunuzce olsun. Allah im yavrulariniza saglik sifa omur versin.

  3. H. Fatos (GUR) AKINOGLU dedi ki:

    Huzunlu yorumunuzu okudum ve cok uzuldum. Bize kendinizi tanitip, yazdiklarinizi biraz daha acarmisiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*