Bahçeşehir’de Kara Cuma

Aklımızda Kara Cuma olarak kalacak bu dram. Özgün Öztürk, Yeni Asır’da ne bir eksik, ne bir fazla yazmış:İstanbul ve çevresinde sel haberleri hepimizin yüreğine oturdu. Görüntüler korkunçtu, bir film karesi değildi, animasyon da değildi, hepsi fazlasıyla gerçekti. Yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımızla birlikte bizim de yüreğimiz yandı.

Bu haberlerin içinde bir çığlık da Çarşamba gece yarısı Bahçeşehir’den geldi. Barınağın gönüllüsü “imdat” diyordu, “barınak sular altında, hayvan ölüleri önümden geçiyor, hayvanların çığlıkları dinmiyor, kapılar kilitli içeri girilemiyor…” Ve belediye ise tam aksini söylüyor, “herşey kontrol altında…”

Perşembe günü barınağa gidip kendi gözümle olanları görmeye karar verdim. Bir grup gönüllü arkadaşımızla birlikte yaklaşık 2.5 saat süren bir yolculuktan sonra araçların girebildiği yere ulaşabildik. Ardından 500 metrelik bir balçık, çamur içinde bata çıka yürüyüşle barınağa ulaştık.


Barınak kapıları ardına kadar açılmıştı ama heryer çamur, hayvanlar çamur, sağ kalanlar perişandı. Ve Cuma gününe daha da büyük bir yağış ve fırtına bekleniyordu. “Kara Cuma” deniyordu. Yaklaşık 10 gönüllü onları çıkartmamız gerektiğine karar verdik.


Lütfen bir düşünün nasıl bir iş; Barınak zifiri karanlık, hayvanlar korkmuş ve şok içinde, tanımadıkları insanlar ellerinde zincirler üstlerine geliyor. Hayvanlar korkuyor. Bazıları agresif hırlıyor. Bir kısmı ağlıyor ama yanına gidince kaçıyor.
Zar zor bir tanesine zincir geçiriyorsunuz, o da kendini yerden yere atıp ağlamaya başlıyor. En sonunda yürümeye ikna ettikleriniz ise 2 adım sonra saplanılan balçıktan ürküyor, yürümemekte direniyor. Siz dizine kadar çamurun içinde, karanlıkta, bazen tamamen kıpırdayamaz halde hayvanla konuşup yürütmeye çalışıyorsunuz. Arkadaşlarınız geliyor bacaklarınızı onlar çekiyor balçıktan çıkarıyor.


500 metrelik o yolu bu mücadeleyle yürüyüp kamyona ulaşmayı başardığınızda ise hayvanlar araca binmek istemiyor, binenler geri atlamaya çalışıyor. Bir deli mücadele…


150’ye yakın hayvanı 10 kişi bu şekilde tek tek ne kadar sürede taşıyabilir sizce? Cuma sabahın ilk saatleriyle gelen diğer gönüllülerle birlikte Cuma sabahı kalan hayvan sayısı yaklaşık 60 ve biz hala, sadece gönüllüler debeleniyoruz bu çamurun içinde.


Sadece hayvan oldukları için bu dünyada yaşama hakları yok sayılıyor?

 

Söyler misiniz bana bu dünyada neler oluyor? Neden bu kadar duyarsız, neden bu kadar sevgisiziz?


Evimdeyim. Sıcak bir yerdeyim. Hala üşümem geçmedi.


İçine girdiğimiz sular kimyasal atıkmış, zehirli atık doluymuş. Tüm gönüllüler için zehirlenme riski var, önümüzdeki birkaç gün bu risk devam edecekmiş.


Ve hala hiçbir yetkiliden tık yok.


Aklımı yitiresim, buralardan gidesim var. Bu yazıyı bitiremiyorum, son sözü söyleyemiyorum. Çünkü yüreğimden taşan sözler bitmiyor.


Sağlıcakla, sevdiklerinizle sağlıkla kalın. 

 

H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

Facebook Twitter YouTube 

Share

0 Yorum Bahçeşehir’de Kara Cuma

  1. Kardem dedi ki:

    Sayin Fatos Hanim; insanlarimiz cok duyarsizlasti. Bu sadece maalesef hayvanlara karsi olan bir duyarsizlasma da degil. .
    Sizin ve gonullu arkadaslarin yaptiklari gercekten takdire sayan . . Tum calismalarinizi elimizden geldigince takip edip, yurekten size katiliyoruz. . Allah hepinizden razi olsun.
    Sevgi ve Merhamet tum yureklerde kocaman olsun. . dumis ve ailesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*