Şeker kedi Gazoz’un Geciken Melek Olma Öyküsü

Sevda benim çok eski arkadaşım. Minnoş‘u, kırık bacağı ameliyat olduktan sonra işe dönmek zorunda kalmam nedeniyle emanet ettiğim dostum. Döndüğümde Minnoş’u onun bluzunun altında, tenine yapışmış vaziyette uyurken bulmuştum. Anestezinin etkisi geçtikçe hissetmeye başladığı o korkunç ağrıdan, Sevda ve Uğur‘un saatlerce onu kucaklarında tutarak nöbetleşe ayakta gezdirmeleri sayesinde biraz kurtulmuş, onların oturmasına hiç izin vermemişti. Ama onlar bunu çok doğal bir şeymiş gibi yapmış ve bana anlatmışlardı. Dostlarımın bu fedakarlıklarını hiç unutmadım. Ben onlara bunun karşılığını hiç veremedim, istemediler de zaten.

Sevda, yıllar sonra pisiciği Gazoz‘un diyabet öyküsü ile sitemizde yerini aldı. Ama resimlerini gönderemediği ve benim yoğun dönemime denk geldiği için, öyküsünü çok geç siteye koyabilmiştim: Gazoz (Şeker Kedi Gazoz: Çooook Geç Kalmış Bir Hikaye). Oysa sitede yayımladığımda, aslında o çoktan melek olmuştu. Melek olma öyküsünü yazmasını istediğimde ise Sevda hazır değildi. Böylece zaman akıp geçti fakat bu yarım kalmış hikayenin artık tamamlanması gerekiyordu. Yaklaşık 1 saat önce tekrar konuştuk ve Sevda, içi param parça aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Hepimizin duygularını yansıtan bu yazıyı sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Annesinin kaleminden…

gazozElim varmıyor yazmaya, dilim söyleyemiyor, paylaşayım diyorum anlarsa buradaki arkadaşlar anlar halimden, ama paylaşmak gerçek kılmaktır, kabullenmektir oysa ben soranlara hala üç kedim var diyorum. İçim parça parça, her parçam ağlıyor, ben kedimi kaybettim,bir can da benden gitti, içim acıyor tüm giden kediler için ve giden kedilerinin ardında acı çekenler için.

Kedimi kaybettim, burun buruna uyuduğum, uyurken bir patisini tuttuğum, bir diğer patisi boynuma sarılı, arada uykusunda zımpara gibi diliyle iştahla çenemi yalayan, kedi olduğunu asla öğrenememiş ve de aksi öğretilmemiş can dostumu evladımı, kedimi kaybettim.

Kızım diyabet olduğunda 14 yaşındaydı.Tüm şeker kedi sahiplerinin yaşadığı şeyleri yaşadık. Ağlaya ağlaya kulaktan kan almalar, her seferinde özür dilemeler, ağlaya ağlaya kalp çarpıntılarıyla insülin iğneleri, gece uykudan fırlayıp nefesini kontrol etmeler, canı nekadar yanıyordur diyip bir iğne de kendine yapmalar. Ve birgün bir mucize oldu Gazoz‘un şekeri düştü.Bir mucize daha oldu ve bir daha çıkmadı. Oturup bu siteyle 22/7/2009 da mutluluğumu paylaştım. Kısa bir mutluluk oldu ne yazıkki.

Üç ayımızı sağlıklı ve mutlu geçirdik, her iştahlı yemek yiyişi bir hediye gibiydi. Bir gece kusmaya başladı,sabahında veterinerimize götürdüm. Şekeri normal, karaciğer böbrek değerleri normal, ultrasonografi çekildi pankreas büyük, bir gece kalsın serum verelim dediler, kedimi akşamüstü bir kafeste bırakıp süklüm püklüm evime döndüm. Sabah telefonum çaldı, çabuk gelin dediler. On dakikada oradaydım ama kedim artık yoktu. Yanında olamamıştım, bir elini tutamamıştım, kedim yabancı bir yerde, lanet olası bir kafeste tek başına ölmüştü. Asla kendimi affetmeyeceğim. Bunu yazabilmem bir senemi aldı. Acım aynı acı, içlerim sızlıyor, kızımı kaybettim,yastık arkadaşımı, canımı.

Muhtemelen Pankreatit dediler,otopsi istermisiniz dediler.Kızımın sıcacık gövdesine sarıldım, daha fazla canını yakmayayım dedim. Şimdi bahçemde, kocaman bir dut ağacının altında, sol yanında bir başka kızım Zeynebimin yanında yatıyor. Hiç değilse şimdi yanlız değil. Çok canım yanıyor arkadaşlar, Bilge Karasu’nun kitabı gibi ‘Ölmüş Kediler Bahçesi’.Elim varmıyor yazmaya, dilim söyleyemiyor, paylaşayım diyorum anlarsa buradaki arkadaşlar anlar halimden, ama paylaşmak gerçek kılmaktır, kabullenmektir oysa ben soranlara hala üç kedim var diyorum. İçim parça parça, her parçam ağlıyor, ben kedimi kaybettim, bir can da benden gitti, içim acıyor tüm giden kediler için ve giden kedilerinin ardında acı çekenler için.

Sevda Savcı

 

H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

Facebook Twitter YouTube 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*