Arşiv Kategorisi: Meleklerimiz – Mischa

Tarçın’ın Kardeşleri

Bugüne kadar hep Tarçın ve kardeşleri dedim. Sanırım hepsini bir arada tanıtan bir yazı gerekiyor. Yazının devamındaki resimlerin üzerne tıkladığınızda, kardeşlerini ve öykülerini bulacaksınız.

Yaşlı Pisiciklerim

Birkaç yıldır, artık yaşlanan kedilerimin yaşamlarını kolaylaştırmak ve kalitelerini artırmak için yoğun çaba harcıyorum. Belki de “sakınan göze çöp battığındandır”. Çünkü aslında yakın yaşlarda olup da hiç problem yaşamayan pek çok pisi tanıyorum. Bizimkiler, yıllardır pek çok hem de oldukça ciddi sorunlarla karşılaştılar. Bazılarını çözebildik, bazılarıyla birlikte yaşamayı öğrendik.

Mischa

Mischamızı tanımak için resmin üzerine tıklayınız…

mischa_portre

Bugün Mischamın Yıldönümü

eylul2009_152.jpg

Zaman, herşeyin ilacı! Hızla akıp giden bir nehir gibi. Takip etmek çok güç. Bugün kızımın bedeninin aramızdan ayrılışının 2. yılı bitti. bu süre nasıl geçti bilemiyorum ama hergünüm onu hatırlamakla geçti. Bu sabah, kızım için hazırlıklarımızı yapıp, yola çıktık.  

Tarçın’dan Mischa’ya Mektup

Sen gittin ya Mischa
Sanma ki her şey aynı
Annem dalıp gidiyor bazı

Asil Güzel Mischa’ya

Asil güzele; Mischa’yı her görüşümde ya da düşünüşümde ya da onla ilgili her yazıyı okuyuşumda, elinde kısa kulplu çantası, kısa topuklu ayakkabısıyla ve yakasında son derece mütevazi ama paha biçilemeyecek otrişiyle yaşlı bir hanedan mensubu ya da yaşlı bir İstanbul hanımefendisi gelir gözümün önüne. Ölümü bile kibarca reddedişi, anneciğinin onu çekingen ve ürkek tanımlaması da, onun gerçekten saray dışına çıkmamış, çok özel bir eğitimden geçmiş, kişiliği de öylesine oturmuş, insanlara mesafeli, fakat bir o kadar da sevecen büyükanneleri çağrıştırdı bana hep.

İlk Kar

 Bugün (03/01/2008) Ankara’ya kızımın üstüne ilk kar yağdı. Kızım yıllar boyu, yağmuru-karı hep benim kucağımda, balkondan izlemişti Ama şimdi onun üstünü örten doğal yorganın üstüne düşüyor bembeyaz pamuk parçaları. Mutlu mu, üşüyor mu, korkuyor mu, bilemiyorum. Ama mevsimsel değişikliklerde kızımı düşünmeden, içim titremeden duramıyorum. Ne çok özlüyorum onu!

Mischamın Taziye Defteri

Taziye Mesajları

CANIM MİSCHA’ ma…

Birbuçuk-iki yıl evvel tanıştım Mischa ve kardeşleriyle..

Annesinin kısa süreli-zorunlu seyahatlerinde “geçici annelik” yapardım onlara. Evin kapısını açtığımda ilk “geveze” diye lakap taktığım Minnoş karşılardı beni ön saflarda, arkasında Mestanımın diyabetdaşı Tarçın, onun arkasında Mahzun ve en arkada Mischa…

Tarçın-Mahzun-Mischa’nın Doğum Günleri

Bugün Tarçın, Mahzun ve Mischa’nın doğum günleri. 26 Ekim 1991 tarihinde doğdular.  Mischam tam bir ay önce bugün bizden ayrıldı. Ama bugün onu da ziyaret ettik Esin ablasıyla. Dilerim, kalanlarımız sağlıklı ve uzun bir ömür sürsünler.

Ayaklarımın Arkası Boş Kaldı

Çarşamba gününden beri, Mischa’nın kardeşleri büyük bir sessizlik içindeler. 2 gün sonra ancak çalışma odama geldiler. Tarçın da 2 gün sonrasından itibaren evin her yerini dolaşıp, bağırıyor. Dolapları açtırıp, onu bulamayınca bağırıyor. Yanına oturup, okşuyorum, susuyor. Bir süre sonra yine aynı şeyler.

Onun koltuğu da boş duruyordu, dün ilk kez (Mischa 1 yıldır o koltukta oturuyordu ve Mahzun hiç oraya çıkmadı), Mahzun koltuğa çıktı ve uyudu.

Bu gece, salondaki kanepeye yan uzandım, üçü de üzerime ve yanıma yerleştiler (aslında Tarçın yere karşıma yatardı ama bu defa yanıma geldi), kızımın yeri olan ayaklarımın arkası boş kaldı. Belki o da oradaydı da biz göremiyoruz.

Onu içimde ve etrafımda hissediyorum ve dokunmak istiyorum…   

 

 

Mischamı Kaybettim

 

   (26 Ekim 1991 – 26 Eylül 2007)

Hanımefendi kızım Mischamı artık kucağıma alamayacağım. Onu doğanın kucağına bıraktım.

 

18 gün önce yemek yememeye başlaması üzerine veterinere götürdüğüm Mischam  (yandaki sondan bir gün önceki resmi), 2 gün önce çok kötüleşti. Zorla bile besleyemez oldum. Önceki gündüzden itibaren, korkunç kusma krizleri başladı. Dayanılacak gibi değildi. O küçücük vücut, sanki bir el tarafından kıvrılıp, bükülüp, atılıveriyordu. Sanki hiç kemiği kalmamış gibi, pelte gibi yığılıveriyordu. Öğürürken o kadar zorlanıyordu ki, sanırım dilini ısırdı ve ağzının içi kanla doldu. Nefessiz kaldığı için, hemen oksijen veriyordum. Tam 11 saat bunu çekti. Arkadaşlarım ona bu acıyı çektirmememi söylediler, kabul ettim.

Gece 23:00’te  veteriner geldi. Damar yolu zaten açıktı. Oradan ilaç verip uyutacaktı. Fakat o ana kadar son derece yorgun ve tepkisiz yatan kızım, ellerini çekti, kafasını ve kollarını sakladı. Direndi. “Olmaz” dedim, “böyle zorla olmaz. Istemiyor. Anladı ve istemiyor.”

Sanki “siz de kim oluyorsunuz benim yaşamıma son verecek. Ben acımı çekerim ama bunu kendim yaparım” der gibiydi. Veterineri gönderdim. Yavrum o kadar mecalsiz olmasına rağmen, bana küstü. Ondan önce sevmelerime, okşamalarıma sessiz kalırken, bu defa benden kaçmaya, sırtını dönmeye başladı. Bana çok kırılmıştı. 

Mischama Mektup

Canım ablam,

Öyle garip ki yaşam, sözünü ettiğim o bilindik yaşam değil ama – hissedilen yaşam.

Var mıyız acaba, yoksa yokuz da tüm bu yaşadıklarımız sadece kendimizin gördüğü bir sahne mi..

Gerçekten Mestan gitti mi, Minnoş gitti mi, Mischa gitti mi.. Yoksa bu, benim koskoca bu evrende varolduğum (ama başkalarınca olmayan) bir yaşam mı.. Sen var mısın, dört ayaklı çocukların iki ayaklı çocuğun var mı, yoksa bu sadece benim dünyam mı???

Evet de desen hayır da.. bu neyi değiştirebilir ki, eğer bu sadece benim yarattığım=benim beynimin yettiği bir evrense alacağım cevap da benim yarattığım=benim beynimin yettiği bir evrenin cevabı olacak..

Belki de sen başka bir evrende kendi hayatını yaşıyorsundur..

Belki de sen şu an, şu dakikalarda bir başkasıyla kendi yaşadığın gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu sorguluyorsundur, belki de sorgulamıyor başka başka pencelererden bakıyorsundur dünyaya.

KİM NEYİ NE KADAR BİLEBİLİ R Kİ…

GERÇEK NEDİR KİM ANLAYABİLİR Kİ..

HANGİ GERÇEK KİME GÖRE GERÇEK GERÇEKTİR Kİ..

Tüm bu soruların cevabı ne olursa olsun, ben inanıyorum ki (biliyorum demiyorum); hissedilen aynıdır..

Mestanım gittiğinde dünyanın sonu sandım, O’nun ölümüne inanamadım. Ne zaman ki Minnoş gitti, beynim o zaman dedi: Mestan gitti…

Kendi kendime söyleyip de bir başkasına itiraf edemediğim bir duygunun ortaya çıkmasına (=itiraf edebilmeme) annem vesile oldu. Dedi ki bana telefonda “Mestan bir baskaydı, Mestanın unutulması mümkün değil, gitmesini kabul etmek mümkün değil..Ama Minnoşun gitmesi Mestanı unutturdu, bu nasıl bir acı, bu nasıl bir duygu anlamıyorum, bu nasıl bir sevgi anlamıyorum…” Annem telefonda ağlıyordu bu sozcükleri söylerken..İşte hep söylediğim, ve ne olursa olsun bıkmadan-usanmadan söyleyeceğim 6 kelime.. ” O benim annem olmasaydı da onu severdim”

Mischa, son günü – son saatleri…

Gece evinizde kalırken daha dua ettim.. Acı çektirme yarabbim, onların günahı yok, acı çektirme allahım… Sacha’ ya , Mischa’ ya, Acaray’ a şifa ver, yalvarıyorum sana-yalvarıyorum…

İşte gördüğüm rüya, Minnoş ve Tarçın yan yana aynı odada ama yerlerde kaka.. Nasıl öğrendim, kim söyledi bilmiyorum ama kakalar Mischa’nınmıs.. Uyanıp da yanınıza geldiğimde sen gösterdin bana peçeteye sarılmış Mischa kakasını..

Merak etme olur mu Fatoş abla;

Mestan cesurdur, Mestan korkusuzdur..

Minnoşum korkar, sokaktan korkar-sesten korkar-yalnızlıktan korkar..

Mestanım, Minnoşuma sahip çıkıyor, O’nu koruyor, O’nu yalnız bırakmıyor..

Merak etme melek kızını;

Mestan, O’nada sahip çıkacak, O’nu koruyacak, O’nu yalnız bırakmayacak…

Mekanları cennet olsun üç yavrumuzun… Diledikleri gibi yiyip içsinler, acısız nefes alsınlar, gönüllerinin peşinden koşup gitsinler.. O’nlar şu an bulundukları mekanda mutuluysalar bize ne söz düşer ki Fatos abla.

Ne diyebilirim, nasıl konuşabilirim ki..

Başın sağ olsun, Tanrı sana sabır, sevdiklerine sağlıklı ömürler versin..

 

Senin kardeşin, çoçuklarının geçici annesi Esin

 

Kızımla Küçük Küçük Anılarımız

Kanepe Keyfi

Mischam, en çok ayaklarımın arkasında yatmayı severdi. Nedeni, hem bana daha yakın, hem de Minnoş’a daha uzak olmasıydı. Ben salondaki kanepeye uzanıp, ayaklarımı yukarı uzattığımda, hemen altına girer, kıvrılıverirdi. Minnoş, haset gözlerle ona bakar, sonra o da bitmek bilmeyen denemeler sonucunda kolumun altına ya da göğsümün üstüne kıvrılırdı. Bazen bize sezdirmeden usul usul ayaklarıma doğru sürünür, bacaklarımın arasından kolunu uzatıp, Mischa’ya bir patik atıverirdi. Bu nedenle Mischam tedirgin olur, en köşeye kıvrılırdı. Ben de elimi uzatır, başını, göbeğini okşamaya başlardım. Sıra göbeğe gelince, Minnoş’u falan unutur, şöyle bir gerinir, göbeğini yukarı çevirir, okşanmayı beklerdi.

Ama ben her zaman kanepeye uzanma fırsatı bulamadığımdan, kızım çok canı çektiğinde incecik ve kibar bir sesle beni çağırırdı. Acaba tuvalet mi yaptı diye bakarım, yok. Mama? O da değil. Çünkü salon kapısında durmuş, bana dikkatle bakıyor. O kadar ısrarcı olurdu ki, gidip çalışmak mümkün değil. Mecburen “peki peki hadi bakalım” deyince, önümsıra koşturur, kanepeye çıkar, bana bakarak beklerdi. Ben de o sırada kahvemi koyup yanına gelince,  şöyle kendi etrafında kafasını yere eğerek bir tur atar, ben bacaklarımı uzatınca üstüne çıkar, ileri geri yürür, sol taraftan bacaklarımın altına yatardı.

Bu alışkanlığından hiç vazgeçmedi. En sevdiği zaman dilimiydi bu. Benimde. Hastayken bile, benim salona doğru yürüdüğümü görünce titreyerek gelmiş ve kanepeye çıkıp, beni beklemişti. Sondan 2 gün önce, sıkıldığını düşünüp, atmosfer değiştirmesi için, kucağımda evi dolaştırdım, balkona çıktık, sonra kanepeye koydum. O kadar hoşuna gitti ki. Uzun süre oturdu, sonra yine çalışma odama döndü. Çok aydınlık veya güneşli yerlerden hoşlanmaz olmuştu.

 


 

Çok Kararlıydı

Mischam gerçekten de çok kararlıydı. Son gece yaptıkları da bunu gösteriyor zaten. Evde, girmelerinin yasak olduğu tek yer yatak odasıdır. Fakat girme girişimlerinden hiç vazgeçmezler. Kapının önüne gelip, hiç bitmeyen bir miyavlama seromonisine başlarlar. Ama sırayla.

Bu durum, ben orada iş yaparken olduğunda dert değildir. Gece yarısı veya sabaha karşı olduğunda, en derin uykularımdan kalkıp, ne istediklerini anlamam gerekir. Aslında birlikte yatsak, ne tuvaletleri gelir, ne de karınları acıkır. Ama akıllarına geldi mi, onları hiç bir kuvvet durduramaz. Biz de onların gönlünü biraz hoş etmek için, kapıya tel bir kapı daha taktık. Böylece bizi görebiliyor ve biraz daha rahat ediyorlardı.

En ince ve zarif ses, Mischamındır. Diksiyonu çok güzeldir. “Miyav”ı onun kadar net, güzel telaffuz eden kedi görmedim. Seslenmeye başladığında, ne hişt, ne kışt, ne gazete hışırdatmak çare değildir. Ben kalkana kadar uğraşır, ben kalkınca da son sürat uzaklaşır. Bana da onu bulup, ne istediğini anlamak düşer tabii.

Son günden 1 hafta önce, henüz ağırlaşmamıştı. Günlerdir çalışma odasında yatıyordum ve sabaha kadar yarım saat-45 dk. arayla kalkıp, yatıyordum. Çok yorgundum. Durumuna baktım, fena görünmüyordu. “Bu gece odamda yatayım da biraz dinleneyim” diye düşündüm. Yattıktan 10 dk sonra kapıda hafif bir karaltı hissettim, yavaşça uzanıp baktım,  Mischam kapıya gelmiş. Ama sadece izliyor, seslenmiyor. “Belki birazdan gider” diye düşünüp, kenardan bakmaya başladım. O zarif, yumuşacık, hastalıktan halsiz kolunu kaldırıp, bir iki kez tele dokundu ve yine bakmaya başladı.

Artık direnmem mümkün değildi. Hali yoktu beni çağırmaya ama “gel” diyordu. Hemen kalkıp çalışma odama yönelince, benden önce kanepeye çıktı ve yastığımın üzerine yerleşip, beni beklemeye başladı. Ben yatınca da, başımla omuzum arasına iyice yerleşti, sıcaklığımı hissederek uykuya daldı. Ama bu uykular giderek kısalıyordu. Çünkü aynı pozisyonda yatamıyordu. Sık sık yer değiştiriyor, iniyor, yere yatıyor, tekrar ayaklarımın üstüne geliyor, yine yastığıma. Derken sabah oluyordu. Gözlerinden uyku akmasına rağmen, kızım uyuyamıyordu.


Son Gece Tarçın’la

Son güne iyi başlamıştık. Sabahtan yine veterinere gittik, yolda hiç bir sorun yaşamadık. Yine çok yavaş ve dikkatli sürdüm. Kızımın midesinin bulanmasını hiç istemiyordum. Veterinerde ilaçları yine çok yavaş ve uzun aralıklarla yapıldı. Arabaya bu defa manuel oksijen pompası ile bindik. Arada başını kaldırıp “IIIH” diyor ve itiyor, sonra yine “IIIH” deyip istiyordu. Ben de bir elim direksiyonda, bir elimle sürekli pompaladım ve eve vardık.

Korktuğum gibi, az sonra öğürtü ve kusmaları başladı. Elimde oksijen tüpü, nerede kusarsa oraya koşturuyorum. Çünkü nefessiz kalıyor ve karaya vurmuş balık gibi ağzını açıp kapayıp, solumaya çalışıyordu.

Bir süre sonra, odanın kapısını kapattım ve içeride kalmasını istedim. Çünkü tuvalette suların içine yatıyor ve ıslanıyordu. Odaya gelince, bir süre sonra Tarçın da geldi. Önce uzun süre onu görebilecek şekilde mümkün olduğunca karşısına yattı. Sonra hiç yapmadığı bir şeyi yapıp, Mischa’nın koltuğuna yattı ve gece yarısına kadar oradan kalkmadı. Ta ki biz o kararı verip, veterineri çağırana kadar. Veteriner gelince, onu koltukla birlikte odadan çıkardık. Ama Mischa istemeyince, veteriner gitti ve Tarçın onu biraz daha izleyip, Hakan’ın odasına gitti ve yatağına yattı. Hakan’ın ertesi gün okulu olduğu için, onu bizim odada yatırmıştık. Mischam da bir süre sonra Hakan’ın odasına gitti ve bütün gece oradan ayrılmadı. Tüm sancılarını orada çekti, orada rahatladı, orada dinlenmeye başladı. Ama rahatladıktan sora yaptığı ilk şey, Hakan’ın yatağına çıkıp, Tarçın’ın karnına yaslanmak oldu.

Hastalığı süresince pekçok kez Tarçın ve Mahzun onu aralarına alıp, her tarafını yalamışlardı. Eminim hem moral oluyordu, hem de rahatlıyordu. Son kez yine o rahatlığı istemiş olmalı. 

 

Ben Kızımı Ruhumla Severim

 

Uzun zamandır doğru dürüst bakamadığım mesajlarımın bir kısmına baktım bugün. Bir arkadaşım, günün sözü diye aşağıdaki metni göndermiş. İşte benim duyup da ifade edemediğim:

Ben dostlarımı ne kalbimle, ne de aklımla severim…
Olur ya… Kalp durur… Akıl unutur…

Ben dostlarımı ruhumla severim…
O, ne durur… Ne de unutur…

Ben de böyle seviyorum… 

 

 

Mischamın Yaşam Öyküsü ve Hastalığı

Tarçın’ın kızkardeşi Mischa ya, 8 Eylül’de kalp yetmezliğine bağlı olarak böbrek yetmezliği teşhisi kondu. 12 gün sonra yapılanlar ters gelmeye başlayınca gittiğimiz diğer veterinerimizde tekrar yapılan tetkikler sonucu, sorunun böbrek yetmezliği değil, Akciğerdeki sorun nedeniyle bir lobun çalışmaması, buna bağlı olarak da kalbin fonksiyonlarının azalması teşhisi konuldu. Lütfen kedilerinizi sorun yaşamadan önce, doğru yerde kontrol ettirin.