Arşiv Kategorisi: Üyelerimizin Canları

Tia ve Amipli Dizanteri

Tia bizim üçüncü kedimiz. Onu aldığımızda minicikti, sanıyoruz en fazla 45 günlük civarıydı. Mişka ve Duman’ı aldığımız mağazadan aldık onu da. Diğer bebeklerle neşe içinde oynuyordu ve hiç hasta bir hali yoktu. Evimize getirdiğimiz ikinci gün durgunlaştı. İlk gün mama yediği halde, ikinci gün yemek istemedi. Onu biberonla beslemeye başladım, suyunu da enjektörle içiriyordum. Saatler sonra bütün yedirdiklerimi çıkarıyordu.

Suşi

Annesi Lara KASAR yazıyor:

4 aylıkken sokakta buldum, sağlıklı ve uzun tüylü bir kedi. Sabah 8’den ertesi sabah 8’e kadar 1 litreye yakın su içiyor, yani günde (sabahtan aksşama) aşagı yukarı 500 gr kadar içiyor. Suyu temiz istiyor ve çok susadığı zaman 100 g kadar suyu aynı anda içebiliyor. Kızım aynı zamanda çok konuşkan, sürekli bir şeyler mırıldanır ve onunla konuşulunca cevap verir. Çağırdığım zaman hemen kucağıma atlar oturur. Oyun oynarken en sevdiği şey takla atmaktır.

Cino

Bu benim Cinocuğumun bebekliği…  
Cino bize yazlıkta kendisi geldi ve biz de tanrı misafiri olarak kabul ettik. Şimdi yaklaşık 11 aylık, yakışıklı mı yakışıklı, bir o kadar da yaramaz bir kedi….  Ama çoook tatlı ve çok zeki… Burada annemiz ve babamız ona bakıyorlar. Kendisini öyle çok sevdirdi ki, babam onsuz hiç bir yere gitmiyor. Annem de tum ısırmalarına rağmen onu çok seviyor.

Yazan Fulya, 12-04-2008 23:18
Böyle tatlı bir bebek kendini hiç sevdirmez olur mu :) Anneniz de onu ısırsın, çok tatlı bir oğluş. Sağlıklı ve uzun ömürler dilerim :zzz

 2 

Yazan Eda Dağdeviren, 14-04-2008 08:57
Eee bu kadar yakışıklı olduğu için afra tafra yapıyordur annesi. Farkında ne tatlı bir pisi olduğunun kendini ağırdan satıyor. :zzz Maaşallah sana. :p

 

 

Benim Sadık Yavrum

Dün akşam annemden gelirken, beni kapıda tanıdık bir ses karşıladı. Bana göre dünyanın en güzel melodisi ve tek kelimelik şarkısı “miyav”. Ömrümün sonuna kadar ve sonunda da dinlemek istediğim tek müzik “miyav”.

Veda

Onur Erol‘un Veda‘sını yeni kaybettiğimiz meleğimiz Duman‘ın anısına yazmak istedim. Huzur içinde uyu Duman’cığım.

Aborjin’lerin Duası

Bu dua Aborjinlerin duası. Bana çok sevgili bir arkadaşımdan, canım kızımı kaybettiğim gün gelmiş ve son satırı beni çok ağlatmıştı. Maçiko‘mun anısına hepinizle paylaşmak istedim.

Duman İçin

Hayır buradasın! Biliyorum!
Biliyorum uyuyunca ağlanmaz ,
Hıçkırığın yok, sesin yok,
Hayır buradasın! Biliyorum!

Kaşar’ın Küçük Annesinden Topluma Bir Mesaj

Annesi Özge KARA yazıyor:

Merb. ben sizi bir konuda uyarmak istiyorum. siz hayat telaşında koşarken çevrenizde dilsiz ve horgörülen hayvanlara dikkat  ettinizmi? ben ettim sokakta bulduğum bir kediyi evime aldım. size aynı şeyi yapın demiyorum ama en azından onların canını yakmayın. siz yemek buluyorsunuz su içebiliyorsunuz. birisi size vurunca ya da canınızı sıkınca karşılık verebiliyorsunuz değilmi? sizden tek ricam onların canını yakmayın. sıcak bir evleri  ve yiyecek yemekleri yok. 

Maviş İçin

Bugün gene ağladım.
İçim yana yana serinlettim yanağımı
Hiç unutmadım ama bugün
Daha çok düşündüm sarı papatyamı

Kaşar Tatilden Döndü

Minik Kaşarımız, önce uzun bir otobüs yolculuğu ile İzmit’e gitti. Giderken hep annesinin kucağında uyudu, hiç yaramazlık yapmadı. İzmit’te dayısının evinde kaldı. Yengesi biraz korkuyordu ama idare ettiler. Sonra dönüş yoluna trenle başladılar. Kütahya’dan Simav’a otobüsle geldiler. Hep annesinin kucağında uyudu. Bir kez sesi azıcık çıktı, onu da muavin farketti. Muavin epey söylense de, annesi kahramanlar gibi savundu ve evlerine kavuştular. Onları kutluyoruz! 

Sitemizin Minik Misafiri Kaşar

Sevgili Üyelerimiz,

1 Ocak günü sitemizin destek hattına, “Öğrenci olduklarını; 3 hafta önce yavru bir kediyi sokakta bulduklarını; veterinere götürdüklerini ancak bulundukları yerdeki veterinerlerin büyük baş hayvanlara baktıklarını; ölecek diye korktuklarını; onu nasıl besleyip büyüteceklerini bilmediklerini” belirten ve destek isteyen bir mesaj geldi.

Yumak

Sıcağına doyamadan annesinin
Yanımıza geldiğinde
Ön ayağının tüylerini emzik yapıp
Emmeyi bellemişti
Zaten o tüylerinin değişik boz rengiyle
Yumuk güzelliğiyle
Ve akıllıca kullandığı emziğiyle
İnsan bir kedi çocuktu
O nu kaybettiğim zaman
Duyduğum çığlık
Tüysüz bir boşluktu

Kış Yarası

Kar yeni yağmıştı daha
Soğuktu çok değil ama,
Seni farkettim o anda
Beyazın içinde kara

İtoş

Tıpış’ın Oğlu Bal Gözlü Melek “İTOŞ”

Sarı boz köpek ,sokak lambasının zayıf ışığında çöplükten yiyecek birşeyler ararken; bembeyaz bir hareketi farketti. Her köpeğin yaptığı gibi havlamaya başladı. Sesini duyan diğer köpekler “av”ı hissetti. Kadın uyuyan kızına baktı. Üstü çok fazla açılmamıştı. Oda sıcaktı. Kaloriferin üstüne attığı çoraba dokundu. Nemliydi. Pencerenin dibinde köpek seslerini duydu. “Hiç bu kadar yakına gelmezlerdi” diye düşündü. Oğluşu dışarıdaydı. O seslerden korkabilirdi. İtoş! İtoşş!

Sarı Aşkım

 Sarı benim ilk normal kedim. Daha önce hep kör, topal, felçli,vb… kedilerim oldu. Sarı’yı 4 aylıkken bir arkadaşımdan aldım. Arkadaşım da onu, gözleri kapalı minicik bir bebekken bulan kapıcısının elinde görüp evine almış ve büyütmüş. 3-4 aylık olunca baktığı odadan çıkartıp kendi kedileriyle tanıştırmak istemiş ama bizimkini fena hırpalamışlar. Zaten onu ilk gördüğümde burnu çizikti. Çok ürkekti. Arkadaşım da onun bir odada hapis yaşamasını istemediği için bana söyledi, onu görünce aşık oldum ve bende kaldı. Daha ilk günden birbirimize bayıldık. O bir sokak kedisi ama inanılmaz bir kedidir.

Şimdi neredeyse 2,5 yaşında. Tam 6,5 kg. maaşallah:)))) Şişman bir kedi değil, sadece iri. Paşa kılıklı asi bir oğlandır. “Hayır” kelimesini ve anlamını bilir ama işine gelmediği zamanlarda beni epey zorlar. Çok ama çok titizdir. Kum kabını her sabah ve akşam temizlememe rağmen eğer unuttuğum bir gün olursa kabın yanında duran kum poşetini parçalamaya başlar. “wawa” diye bağırır. Wawa ben oluyorum:)

 Taze su koymazsam su kabını devirir. Mama kabında mama kalmamışsa ulumaya başlar. Çok edepsizdir çoook. Canı isterse gelir, sırnaşır, yuvarlanır, göbüş açar. Canı istemezse en yüksek yere çıkıp yatar. En sevdiği yerler de kutulardır. Evde ne kutu bulursa illa içine girip yatar.

Deli dolu uyku pozisyonları ile bizi çok güldürür.

Eğer beni kızdırdıysa ve ona bağırdıysam önce küser ve poposunu dönüp oturur, yarım saat geçmez, gelip sürtünerek özür diler. “Hadi affettim, yapma bir daha” falan derim de gider. Demezsem dakikalarca affedilmeyi bekler. Çok işim varsa ve günlük sevgi gösterimizi, oyunlarımızı yapamadıysak üstüme, omzuma, koluma sıçrar ve sıçradığı yerde tutunur. Asla tırnaklarını çıkarmadan bunu nasıl beceriyor bilmiyorum ama onu sevip okşamazsam defalarca üstüme doğru sıçramaya devam eder.  

Evin içinde girip çıkmadığı yer yoktur. Tüm dolapları, çekmeceleri, kapıları açabilir. En sevdiği yerler; küçük tuvaletin kullanılmayan lavabosu, buzdolabının üstü, bulaşık makinesinin içi ve klimanın tepesidir.

 En sevdiği yemek olsa bile oturup bekler, ben onu çağırana ve ona da verene kadar da asla gelmez kibar oğlum. Sakin ve yavaş yemek yer. Yemek yerken rahatsız edilmeyi hiç sevmez. Yoksa yemeğini bırakıp gider. Dayanamadığı tek şey ekmektir. Taze ekmeğin kokusunu alınca kendi gibi sarı olan gözleriyle öyle bir bakar ki dayanmak imkansızdır.

Evine ve bize çok düşkündür. Bahçeli bir eve taşınınca kendini köpek sanmaya başladı:) Bahçeye bir yabancı geldiği zaman hemen ok gibi fırlar ve onu takip etmeye başlar. Bana gelir, kucağıma çıkar ve “mırrrt” sesi çıkararak dışarıda biri olduğunu haber verir. Bahçemizde baktığımız sokak köpeklerini kovalar. Onların bahçede yatmalarına çok kızıyor. Hepsini tek tek bahçeden kovaladıktan sonra bahçe duvarına çıkar ve gururlu bir edayla dakikalarca etrafa bakınır. “Tekrar gelmeyin, burası benim bölgem” der gibi…

O kadar asil, temiz, gururlu bir hayvandır ki onu tanıyan herkes onun eskiden bir insan olduğunu ve 2. hayatını yaşadığını söyler. Asil bir kedi olduğunu sadece ben değil onunla karşılaşan herkes söyler. Sarı ile aramızda özel bir bağ var ve onu çok seviyorum.

Bakışlarımızla anlaşırız çoğu zaman. Allah oğluşuma sağlık ve uzun bir ömür versin.

Diğer kedim Neko eve ilk geldiğinde hastalığı nedeniyle halsizdi. Temizlik konusunda ise oldukça tembel bir hatundu. Tuvaletini kumla örtmeyi, yalanıp temizlenmeyi ona Sarı öğretti. Neko tuvaletten çıkınca hemen Sarı koşar ve  iyice örterdi. Onu saatlerce yalayıp temizlerdi. Sonra bizim pasaklı hatun utandı herhalde o da temiz ve titiz bir hale geldi. Neko, aylarca sokakta aç kaldığı için eve ilk geldiği zamanlar yemek konusunda çok huysuzdu.

 Sarı’ya tıslar ve kendi yemeğini bitirince hemen gidip Sarı’nınkini de yerdi. Sarı’nın o zamanki bakışlarını asla unutamam. Hiçbir zaman Neko’ya yemek konusunda kötü davranmadı, sebebini anladığı için mi bilmem, ne zaman Neko gelip onun yemeğine göz dikse hep yemeği ona bırakıp gitti. Şimdi bile Neko cadısı hızlıca kendi yemeğini yiyip doğru Sarı’nın tabağına yönelir. Ben izin vermesem oğlum aç kalacak:)

Sarı ile Neko iyi anlaşıyorlar. Patron Sarı gibi gözükse de Neko çok cadı… İkisini seyretmek terapi gibi, mutluluklu ve huzurla doluyor insan.

Leonardo Da Vinci’nin dediği gibi “Kedi tabiatın bir mucizesidir.”