Arşiv Kategorisi: Yazar/Çizer – Aynur BOSTANCI

Kar tüy gibi yağıyordu

tipis_dgunu_thumb.jpg

Kar tüy gibi yağıyordu.
Tüy kar gibiydi.
Ellerini düşündüm üzerime kar yağar gibi hafif hareketlerle tempolu inip çıkan ellerini.
Ne çok özlediğimi düşündüm sonra.
İncitmeden tutup öpmeye kıyamadığım ellerini en son o gün öpebilmiş miydim??

Güzel’den Güzel Haberler

guzel.jpg

Sevgili Fatoş Teyzeciğim ve sevgili   Diyabetikkedi  sakinleri,

“Güzel, sen de nerden çıktın?” diyeceksiniz. Durun, tamam, anlatacağım. Annem o kadar tembelleşti hantallaştı ki anlatamam size. Ne yazıyor, ne okuyor, ne düşünüyor desem yalan olur. Bol bol düşünüyor. Düşündükçe de hiçbir işin içinden çıkamıyor. Çıkamadıkça da bir başka tembel oluyor. Neredeyse bir ay oldu, bir sokak kardeşimle ilgili yaptığı ve yapılan güzellikleri hala hazırlayıp sitemize gönderemedi. Baktım olmayacak, en iyisi ben hazırlayayım dedim. Vallahi bilgisayar kullanmayı biliyorum. İlay ablam ve annem çalışırken, çok gelip tuşların üzerine oturdum, bastım, Fatoş Teyzeme anlamsız yazılar gönderdim. Dün ablam mola verdiğinde, açık bilgisayarın tuşlarında uyumuşum. Eeee, bu bilgisayar kullanmayı bilmek değil de nedir sorarım size.

Dünden Başladı Tasam

Dünden başladı  tasam
Aslında hep yastayım
Gittiğin günden beri divaneyim
Yaştayım

Böyle Olsun İstemezdim

img_0540_1.jpg

Böyle olsun istemezdim

İstemezdim böyle oysun

Kirpiklerin gri bir ok

Girdi kalbime kalbime

Bu Sabah Bir Kedi Kondu Pencereme

Bu sabah bir kedi kondu pencereme
Mahzun kanatları vardı
Pisipisi dedim girmedi içeriye
“Uzaklara gidiyorum” dedi
Acının olmadığı bir yere

Mahzun

img_9336_1.jpg

Sevgili Fatoş Hanım’ın kıymetlilerinden Mahzunumuz uzun zamandır hasta biliyorsunuz. Ama son iki gündür daha perişan olan yavrucağımız için dualarınıza ihtiyacımız var. Sevgili annesinin içinden ne yazılar, ne ağıtlar geçiyordur kimbilir? Ama eli değip de oğluşu için yazamadığının farkındayım. O yüzden size Mahzun’un hastalığını ve dua ihtiyacımızı duyurmak istedim. Bizi ne kadar yanlarında hissederlerse, Mahzunumun o kadar çabuk iyileşeceğine, anneciğinin de o kadar moral bulacağına eminim.

Çanakkale İçin Ağlayan Türkü

Ben hep merak ederdim
O türküyü dinlerken
Çanakkale içinde
Kimdi ölüme giden
Of gençliğim gençliğim
Aynalı bir çarşıda
Bir kez daha bulunmaz
Ele geçmez gençliğim
Anne derdim düşmana
Karşı gelmek ne demek
Nişanlısı evlisi
Bu nasıl bir kıyamet

Bazen Bırakıp Gitmek İstiyor Aklım Beni

Bazen bırakıp gitmek istiyor
Aklım beni..
Eski değil bu çok yeni.
Şimdiden böyle bir şeyi,
Kabullenmek gerek de mi??
Bazen bırakıp gitmek istiyor aklım beni;
Hele de hasta görünce kedimi,
Şimdilik vermiyorum o izni.

Gitmedi Ama Aklım

Gitmedi ama aklım
Ölümde takılı kaldım
Bundan sonra sanki adım
Aynur değil başka bir şey
Yok olan Bışi’mle sanki
Hayat değil başka bir şey
Bulmalıyım ben o şeyi
Götürdü benden her şeyi
Bıraktı bana çok acı
Ama kocaman sevgiyi

Zöhrem :((

Onu, iki otoparkçının,  hastalandığı için kurda kuşa yem olsun diye bıraktığı yerden alıp eve getirdiğimde, bu kadar seveceğimi tahmin etmiştim. Çünkü ben bir hayvan delisiyim ve bu delilik beni ne kadar yıpratırsa yıpratsın, vazgeçilmez bir delilik. İyi ki deliyim, iyi ki delisiyim “Onlar”ın.

Zöhre

Fatoş Hanımcığım,

Dün alışveriş için çarşıya çıkmıştık. Bir baktım yerde paçalı maçalı güzel bir güvercin geziyor ve iki iğrenç adam seyrediyor. “Ay canım benim ne tatlı sizin mi?” dedim. “Evet” dedi ilk iğrenç. “Peki nasıl geziyor böyle kedi falan yakalayıverirse ya uçamıyor sanki?” dedim. “Hastalandı abla uçamıyor bizde bıraktık” dedi gene birinci iğrenç. Ben “ama nasıl olur? Ama madem sizin nasıl bırakırsınız, günah değil mi bu, ne olacak böyle ben alayım bu böyle bırakılır mı?” dedim. 

Bir Gün Bir Gün Bir Çocuk

Bir   gün bir gün bir çocuk

Sokağa da çıkmış kimse yok
Ne anne ne de baba
Yokmuş ki sıcak yuva

Kızım Burnumun Direği

Kızım burnumun direği 

Beyazım kar yağmış gene üstüne

Sabah kalkıp pencereden görünce

Döktüm gözlerimi gene gidişin üstüne

Ne olursun oralarda üşüme

Ah üşüme!!!

Kar

Kar, beyaz, tüy, ipek
Gök, mavi, göz, bebek
Olsaydı yirmi yaşında
Kutlasaydık gülerek
Ama ah yazık yazık
Ne bu yıl ne geçen yıl

Güzel’den Mektup Var

Sevgili Fatoş Teyzemiz,

Öncelikle bizi yeniden sitemize kavuşturduğunuz için çok teşekkür ederiz. O kedi düşmanı köpeklerle ilgiyi azalttığınız için de ikinci kez teşekkür ederiz. Aaaa, neydi o öyle neredeyse kedi kardeşliğini unutacaktınız.

İçinden Çıkıp Labirent Gibi

İçinden çıkıp labirent gibi
Bulabilirsem yolumu acıdan
Bekleteceğim sensizliği
Ekletip yarınlara
Ağlayacağım sonra
Yapamadıklarıma

Yıldönümünde Ben

img_4081_1.jpg

Canımdan can kanımdan kan
Beyazım
Sensiz ıssızdayım sensiz ayazım

Açaray’ı Anmak (Birinci Ölüm Yıldönümü)

Geçen yıl bu zamanlar hava  gene çok soğuktu üşüyordum. Ama beni ısıtan bir şey vardı. Tüylü  beyaz ipeksi bir melekti beni ısıtan o şey ve o şeyin iyileşme umudu… Hatırladığım tek şey, bu saatlerde gene ağlıyor olduğum. Açaray’ımız gitmişti. Tıpış’ımın Ankara’daki annesi yavrularından birini daha kaybetmişti. Ağladım ağladım. Açaray’a, gidenlere, gidecek olanlara. Gene bugünkü gibi bu saatlerde… Ağlıyorum ağlıyorum.. Gidenlere gidecek olanlara ve hiç kalbimizden, içimizden gitmeyenlere, gitmeyecek olanlara.

Güzel’le Gelen Güzellik: JAKEM

guzel.jpg
Çok sevgili Diyabetikkedi Dostları. Sizlerle görüşemediğimiz bir ay içinde inanılmaz olaylar yaşadık desem yalan olmazSmile. Geçen yıl kızıma veteriner bulamadığım Nevşehir’de ne saklı cevherler varmış meğer. Jakem kelimesini  bilmem hiç duydunuz mu?  Açılımı Jandarma At-Köpek Eğitimi ve Meslek Edindirme Kurs Merkez Komutanlığı.

Bir Daha Gelirsen Haber Ver Ölüm

Evin bahçesinde baktığım 7-8 irili ufaklı kedim var. İçlerinden biri, Şeker Kedi Tarçın‘a benzediği için adını Tarçın koymuştum. Geçenlerde çok hastalanınca, 2-3 gün eve alıp, iyileşene kadar evde bakmıştım. O günden sonra bana daha bir düşkün oldu. Yollarımı gözlerdi, çirkinimdi benim. Yemek yemez beni sev derdi. Akşamları mamayı vermeye, onu kucağıma alır diğerleri ayağımın dibinde giderdik. Ama benim Tarçınım artık yok. Arkada araba çarpmış. Bağıra bağıra ağladım, çarpan kimseye lanet ettim. Sabahtan beri çok hastaydım Yerimden kalkacak halim yoktu. Onu görünce koşa koşa gittim belki yaşıyordur diye bir umut. Ama yazık ki çoktan gitmiş. Canım her gün beni mutlaka uzanır öperdi. Tarçınım için…

Sustum

Sustum!
Gereksiz artık konuşmak
Öğrendim; öğretmenim “hayat”
Bir öğretmenim daha vardı
Sevgi öğretmenim
Tıpış Tıpış ayrıldık ellerimiz kan
Her zerresi tüy artık bedenimin
Onsuz anlamsız artık
Bu bedende can

Ağlayarak Vedalaştım Kızımın Tüyleriyle

Ağlayarak vedalaştım kızımın tüyleriyle
Ömrümü süpürdüm sanki o halıdan son defa
Tek tek toplayıp öpüp uzattım ellerimi
En son gittiği yere gönderdim pencereden
Yavaşça uçuştular gitmek istemez gibi
Değil mi ki sen gittin tüylerin istemez mi

Tıkkıdım

Tıkkıdım;
Tıkır tıkır tıkkıdım
İnan öyle sıkıldım
Sensiz tadı yok vallahi
Ne evin ne sokağın
Ne kitabın

Beyazım, Dünyam, Rüyam

Nasıl olmuşsa, 15.02.2008‘de bu şiiri yayımlamayı unutmuşum. Prensesimizin iyileşmesi için dualar eden annesinin bir yakarışını dillendiren bu şiiri yayımlayıp yayımlamamakta çok tereddüt ettim bugün. Ama arşivimde okunmamışlar arasında durmasına gönlüm razı olmadı. Dilerim annesini çok üzmem. H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Ateş düştüğü yeri yakar
Gazze yanıyor yüreğimde
Çocukların ağıtları
Dondu kaldı gözlerimde

Beyazları Bağladım Ben

Üzerinde bir karış kar
Benim beyaz bir derdim var
Beyazları bağladım ben
Bugün gene ağladım ben

Ah Geçen Ah Geçen Yıl

img_4070_1.jpg

Ah geçen ah geçen yıl
Beyazımı götüren yıl
Üzerine beyaz yağıp
Derdimi üşüten yıl

Kar mı Yağdı Beyazım Oy Üstüne?

Bugün kar yağdı ara ara. Az önce dışarı çıktım ki yer yer kar tutmuş. Kızımın üstünde de kar var mı acaba diye gittim. Işıl ışıl karların altında yatıyordu. Oturdum ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağladım.. Kızım öylece dinledi beni hiç tepki vermedi. Geceydi, soğuktu. Ak elleri ak kardan üşür mü?

Bayram Gelmiş Neyime

Yakışıyor hüzün bana
Markası önemli değil
Çoğu zaman denemeden alıyorum
Kabinlerde vakit geçirmektense
Evde giyiyorum
Bedelini her gün, her saniye
Aldığım nefesle ödüyorum

Kedi Evi – 2

Merhaba Sevgili Diyabetikkedi Dostları;
Daha öncede söz verdiğim gibi yalıtımlı kedi evini de yaptım ve yeniden sizlerle paylaşmak istedim
. Aslında bu zamana kadar beklemezdim bile ama markette maalesef büyük koliler boşalmıyorlardı bir türlü. Sonunda oradaki elemanlar her gün gelip gidip sormamdan bıkmış olacaklar ki kocaman bir koliyi yanımda başka bir kasaya aktarıp oracıkta beni kolilendirdiler.

Bu Sızı Ölüm Sızısı

Ölüm sızısı yerleşti bedenime
Üzerimde Tıpış Hanım tüyleri
Uçmak istiyorum olduğu yere
Eteğimde bir kız adı İlay’mış

Tarçın’dan Mischa’ya Mektup

Sen gittin ya Mischa
Sanma ki her şey aynı
Annem dalıp gidiyor bazı

Kedi Evi Yaptım

Kış yaklaşıyor. Şimdiden kedi evlerimizi yapmaya başlamalıyız. O nedenle, Aynur Hn.ın yazısını tekrar yayımlıyorum. H.F.G.A