Kediler Hakkında Almanca Kitaplar

Kediler üzerine kitaplar

·    »Das neue Katzenbuch«, Brigitte Eilert-Overbeck, ISBN 3-635-60081-4, Falken-Taschenbuch

Des Buch ist vor allem für Einsteiger empfehlenswert. Es vermittelt einen ersten Überblick über Kauf, Erziehung, Fütterung, Krankheiten und Umgang mit dem Tier. Außerdem ist am Ende des Buches noch ein kurzer Querschnitt über die verschiedenen Katzenrassen zu finden.

Share

Ben de Kedi Almak İstiyorum

* Bu bölüm, Feder von Roland Sprave’den tercümedir

Karar vermeden önce biraz düşünmek gerekir

İnsanlar kedilerle sonsuza kadar yaşayamaz, ama eve bir kedi almak normal bir yaşam süresi içinde, 15-20 yılı beraber geçirmek demektir. Bu nedenle eve düşünmeden bir kedi almak yanlış bir tercihtir. Kediyi almadan önce, onunla beraber geçirilecek bu yıllar hesaba katılmalıdır. Ani kararlardan sonra pişman olabilinir. Bunun sonucunda da eve ve aileye alışmış olan kedi, hayvan barınaklarına gönderilir ya da çevreden sahiplenmek isteyenler aranır.

Share

Kedi Oyuncakları

Kedinizin oyuncağı yok diye üzülmeyin; onlar mutlaka oynayacak bir şey bulurlar. 

Kedi Televizyonu:

Kedi televizyonu, kedi sahiplerinin akvaryuma taktıkları isimdir. Çünkü kediler, saatler boyu akvaryumun karşısında oturup balıkları izleyebilirler. Eğer akvaryumun kapağı varsa, bu kapağın üzerine oturmak da onlar için keyiftir (ışığın kapağın altında olmasından dolayı verdiği ısıya rağmen). Ve kediler için en önemlisi, kapağın bir yerinde açıklık gördüklerinde, balıkları yakalamaya çalışmalarıdır.

Share

Eve Yeni Bir Kedi Daha Gelirse

Evlerinde kedilerle yaşayanlar, bu memnuniyetlerinden dolayı ikinci bir kedi daha almak isterler. Ancak bazı sorunlar çıkacağı için, bu kararlarını her zaman uygulayamazlar.  İkinci kedi, ek bir mama yükü getirecektir. Ayrıca kedisini insanlara özgü yapılmış tuvaletlere alıştıramamış olanlar, daha sık kum değiştirmek zorunda kalacaklar ki; bu da ek bir masraf getirecektir. Bu durum, parasal olduğu kadar emek de isteyen bir iştir.

Share

Kedilerin Davranışları

Temizlik

Erkek ya da dişi kediler, genel olarak temiz canlılardır. Kendilerinin düzenli gidebileceği bir tuvalet köşesinin olmasını onlar da isterler. Bazı durumlarda kedilerin istenmeyen bir yere idrarını yaptığı da görülür.

Eğer böyle bir durum olursa, bu bizim için bir işaret olmalıdır. Düşünün ki, kedimiz şimdiye kadar idrarı için hazırlanmış köşesine giderken, birden durum değişiyor. O zaman kendimize sormalıyız, „kedimizin idrar kabı gerçekten yeteri kadar temiz mi?“ Örneğin kabını temizlerken, bazı şeyler gözümüzden kaçmış olabilir.

Share

Kedi Hastalıkları

Bizlerde olduğu gibi, kedilerde de hastalıkları normal karşılamak gerekir. Bizi asıl üzen, hastalığını bilemememiz ve onun da bize söyleyememesidir. Hasta olduğunu anladığımız zaman, bir veterine gitmeyi ihmal etmemeliyiz ve bu konuda yetkin değilsek, teşhisi biz koymamalıyız.

Share

Kediniz Şişman ya da Zayıfsa

Normal olan, diğer canlılardaki gibi ne şişman ne de zayıf olmasıdır. Ama buna rağmen evde yaşayan erkek ya da dişi kedilerin, normal kilosunun üstünde olduğunu görüyoruz. Hemen üzülmeniz gerekmez, bunun çok çeşitli nedenleri olabilir. Bu da kedilerin vucut yapılarıyla ilgili olabilir. Kaburgalarının görünmesi ya da küçük karınlı olması, dünyanın sonu demek değildir.

Share

Kuzucan’dan Yeni Haberler

kuzucanyeni2.jpg
Annesi Zehra ALCAN yazıyor:
Aslında ben bir “canlı” severim, kendimi böyle tanımlıyorum. Ne varsa yaşayan sevmek lazım, bende ise lazımdan öte bir duygu. Kendime engel olamadan seviyorum, çiçek, böcek, kedi, köpek, tüm diğerleri. Onlarında bu hayatta yaşamalarını izlemek, izin vermek çok önemli bana göre, bu dünya sadece insanlar için değil…
Share

Kedilerde Beslenme

Kedilerin beslenmeleri ile ilgili görüşler değişiktir. Kedi maması üreten firma, sunduğu ürünün kedimiz için en ideali olduğunu söyler. Ama buna karşın veteriner, bize tamamen özel bir beslenme planı sunabilir; öyle ki, insanın bile iştahı kabarır.

Share

Kedi Irkları ve Yetiştirilmeleri

Özellikle kedi barınaklarındaki görevlilerden, kedilerin ırkı ve özellikleri hakkında bilgi alabiliriz. Kedi yetiştiricileri, kedilerin ırklarını çok daha iyi tanırlar ve onların karakterleri hakkında, çok daha doğru bilgi verebilirler. Böylece biz de, „normal“ (sokak kedisi) bir kedi mi, yoksa belirli bir ırka ait bir kedi mi istediğimize, daha sağlıklı karar verebiliriz.

Share

Kedi Kısırlaştırma

Günümüzde kedilerin sokaklarda bakımsız bir halde dolaşmasının önlenmesinde, kısırlaştırma çok önemli bir rol oynar. Hayvan barınaklarına baktığımız zaman, bu durumu daha iyi anlayabiliriz. Bu işlem, onlar için bir  kötülük değil aksine iyilikleri içindir. Kaldı ki, ev kedileri dahi, aşırı üreme ihtimaline karşı kısırlaştırılabilirler.

Share

Kediler ve Toplumlar

Kedinin her toplumdaki yeri farklı olmuştur. Örneğin, Ortaçağ Avrupa’sında kediler, zulme uğramış ve toplattırılmıştır. Buna karşın eski Mısır toplumundaysa, tanrılaştırılmıştır. Bir karşılaştırma yapacak olursak, veba ve diğer hastalıklar eski Mısır’da, Ortaçağ Avrupa’sına göre daha az görülmüştür. Bunun en önemli nedeni, evlerde bakılan kedi sayısı armasının, sıçan ve farelerin sayılarının azalmasında doğrudan bir rol oynamasıdır.

Share

Kediler ve Şiddet/Şefkat

Kediler ve Şiddet

Sürekli, vahşi bir şekilde yapılan hayvan katilamlarını duyuyor ve okuyoruz.  Ya da çamaşır makinesine konulmuş bir kedinin filmini yapıp, TV ya da internet sayfalarına gönderildiğini görüyoruz. İnsanların hayvanlara uyguladığı bu şiddet, günümüzde hala çözülememiş korkunç bir problemdir. En korkunç  olanı da, kozmetik endüstrisinde kullanılan ilaçlar için yapılan katliamdır.

Eğer günün birinde, kedinizi başkasına vermek zorunda kalırsanız, o insanla bu konuda yazılı bir sözleşme yapmanız en doğrusu olacaktır.

Share

Yaşlı Kediler

Yaşlı kediler

Kediler ortalama 15-18 yıl kadar yaşayabilirler. Yaşlandıkları zaman, pek çok eski alışkanlıklarını bırakırlar ve davranış değişikliği oluşur. Örneğin;

  1. Daha az ve kısa süreli dışarı çıkma,
  2. Diğer kedilerle kavga etmeme,
  3. Daha fazla uyuma, 
  4. İnsanlarla daha az oynama,
  5. Daha duyarlı olup, daha az yemek yeme.
  6. Eskiden severek yediklerini (eğer bir rahatsızlıkları yoksa) hazmedememe gibi.
Share

Kediler Hakkında Bilinmesi Gereken Temel Bilgiler

Kediler dünyayı nasıl algılarlar?

Gözler
En düşük ışık kaynağında görebilirler, ancak tamamen karanlıkta göremezler.
Kulaklar
Kediler saniyede 60.000-65.000 titreşimi duyabilirler. Bazı uzmanlarsa, bunun saniyede 100.000 titreşim olduğunu belirtmektedir.
Tad alma
Kedilerde tad alma duygusu, insanlar kadar gelişmemiş olmasına rağmen, mamalarının içine herhangi bir ilaç konulduğunda, hemen farkederler.
Koku alma
Kediler, mamalarını koklayarak, sevip sevmeyeceklerine karar verebilirler.

Share

Yeni Başlayanlar İçin Kediler Hakkında Önemli İpuçları

Kedilerle yaşam kolay değildir. Ama onlar hakkında bazı önemli noktaları bilir ve dikkat edersek, bunu kolaylaştırabiliriz. Kediler bize pek çok süpriz yapabilirler. Örneğin eğer tedbir almadıysanız, bir gün bavulunuzun yarısının parçalanmış olduğunu görebilirsiniz. Yine günlük elbiselerinizi astığınız askınızı, bir gün yerde görmeniz de olasıdır. Ya da kediniz, 2 metre yükseklikteki bir dolabın üzerinden, şaşkın şaşkın size bakabilir. Siz daha çok şaşırırsınız ama oraya çıkmak, kediler için problem değildir. Bunun anlamı şudur; kediler için “olamaz” diye bir kavram yoktur. 

Share

Şeker Kedi Kara

karaDeğerli Dostlarımız,

Sitemizin bir “şeker kedisi” daha oldu: Avustralya’lı Kara. Aslında yeni gelmedi. Ta ,Temmuz 2008’den beri ondan haberdarız ama şeker kedilerimiz arasına koyup koymamak arasında çok gidip geldim. Nedeni de, Kara ile ilgili sayfalarca yazışmamıza rağmen, gerekli ilaç tedavisine başlanmamasıydı. Gerekçesi ilgisizlik değildi. Yazışmalarımızı  okuduğunuzda, babasının ne kadar ilgili ve Kara‘sına sevdalı olduğunu göreceksiniz. Kara, içeri-dışarı kedisi (daha çok dışarı) olduğu için, Ömer Bey ona gerekli tedaviyi yapamayacağını belirtiyordu. 

 

Birgün, üyelerimize bir yenisi eklendi. Ona “hoş geldiniz” mesajı gönderdim ama cevabı gelmedi. Günlerce sitede gezindiğini izledim ve yazmasını bekledim. Nihayet 29 Temmuz’da yazdı. İsterseniz, önce ilk yazıyı okuyalım, sonra da gelişmeleri takip edelim.  

 

“29 Temmuz 2008 Salı 15:49 tarihinde Omer AKBIYIK yazdı:

 

Degerli Dostlarim,

Kedilerimizden birinin diyabet oldugunu bugun ogrenmemin soku icerisindeyim. Yaklasik uc saattir sitenizdeki cok degerli bilgileri ve yasanan tecrubeleri okudum/okumaktayim.

 

On yildir birlikte oldugumuz kedimiz “Out Door” turunden, yani anasi gibi tam bir ev kedisi degil!

 

Bu kedimizi en azindan geceleri evde,goz onunde tutmak icin, degerli onerilerinize ihtiyacimiz var.

 

Ilgilerinizi bekliyor,sizlere ve hayvanlarimiza esenlikler diliyorum,

 

Saygilarimla,

 

Omer AKBIYIK/Avustralya”

 

Elbette önce kedisini ayrıntılarıyla bize tanıtmasını ve sorunu açmasını rica ettim. O kadar güzel bir cevapla karşılaştım ki:

 

“Yureklerinde hayvan sevgisine yer veren Degerli Dostlar,

 

Evet ben de aynen: Ben de “bana damdan düşen bir doktor bulun!” diye feryat ediyorum.

 

Ulkemizdeki kimsesiz, sokak hayvanlarina uzatilan yardim elini, insanca buluyor ve sukranla karsiliyorum. Ayrica; hayvan sevgisinden nasibini almayanlari oldukca dusundurucu buluyorum.

Hayvan sevgisini yureklerinde tasiyanlar icin senin, benim ve bizim beldenin diye ayrim yapilmayacagina da inaniyor ve bu mektubumu size 20 bin km uzaktan, Avustralya’dan yaziyor ve ilgileneceginizden kusku duymuyorum.

Soyleki:
10 yildirdir birlikte oldugumuz (Ana-ogul) iki kedimiz var. Iki gun once yaptirdigimiz ayrintili kan tahlili sonunda ogul kedimizin seker hastasi oldugu ogrenmenin sokunu yasamaktayim.

Kendim (68 yasinda) de gunde bir sefer insulin ignesi vurunan bir seker hastasiyim. Ama inanmanizi isterimki – ben kendi saglik sorunumu unuttum, cunku gunde birkac defa sekerimi olcuyor ve gereken neyse yapiyorum.

Ya bu hayvanimiz?

…….


Doktor, gunde iki sefer insilun verilmesi gerektigini ve baslangicta 3 gun hastanede kalmasini ve sonra da -bir ay icin- her hafta veternere gostermemiz gerektigini soyledi!

3 cocugumdan hicbir sekilde ayirmadigim ve uzerine titredigim bu bu hayvanimiz icin son derece uzgun ve kaygi icerisindeyim.

Oyleki; ne almakta oldugum emekli maasiyla bu masraflari karsilayacak durumdayim, ne de her gun iki sefer igne yaparak bu yavrumuza iskence etmeye yuregim el veriyor.

Degerli veterinerinizden ricam:
Ekte sundugum kan tahlili sonuclarini bir degerlendirip, sadece diyet yiyecekleriyle (insulin yapmadan) ne kadar daha yasatabiliriz? Elbet ki bu Allahin takdiridir, fakat biz nasil degerlendirebiliriz?

Not:

 1-) Turkiye’de kullanilmakta olan kan sekeri olcu birimleri mg/dl, bizdeki ise mmol/L dir. Yani bizdeki degerleri 18 ile carptigimizda mg/dl degerleri karsiligini buluruz.
2-)Raporda alttan 1. ve 2. degerler ciger fonksiyonlari. Yine alttan itibaren 6,7,8,8,10,11. siradakiler ise bobrek fonksiyonlarini gosteriyormus. 12 ve 13. siradakiler malum seker durumlari.

Ayrica sagdaki ilk siralama bulunan degerler, ondan sonraki ise olmasi gereken degerler.

Omer AKBIYIK”
 

kara_test

Yazışmalardan öğrendiğimize göre, Kara 1998 yılında doğmuş, 10 yaşlarında bir erkek kediydi. Veteriner kayıtlarındaki adı Leo olup, evde Karam, Kuzum, Gel yavrum” diye çağrılıyordu. Özgürce girip çıktığı bir evi, onu seven bir ailesi vardı ama Kara benim baharat takımı ya da annesi Canım gibi kendini mıncıklattıran, orasını burasını kolayca deldiren bir abi değildi.  

 

Anasi tam bir ev kedisidir. Fazla yemez. Gunduz bahcede ya da balkonda uyur, gece de evden ayrilmaz. Anasinin aksine; Karamiza “bir ev kedisi” demekte adeta zorlanirim. Ama Karamiz, babasina cekmis olmali, cok farkli bir karaktere sahip. Ancak her haliyle cok seviyorum. Yemek zamanlarinda gelir, yemegini yer cikar. Ya bizim balkonda, ya da yan komsumuzun bahcesinde uyur gunduzleri. Kisacasi: 24 saatin yarisi disarida, yarisi evde. Gece saat 10-11’de gelir dogru benim yatagin uzerine. Soguk gunlerde uzerini orterim ve oyle uyur.”

 

Hastalanana kadar Royal Canin’in ev kedileri için olan Feline Health Nutrition’ı, Hill’s Science Diet ve Whiskas balıklı konserve ile beslenmiş, ortalama kilosu 7kg civarında olmasına rağmen, son 3 haftada belirgin bir kilo kaybı olmuş ve 5.9 kg’a düşmüştü.

 

İlk önerimiz, kilo kaybı başladığı için, genelde veterinerlerin (maalesef ülkemizde diyabet teşhisi konulan kedilerin çoğuna bu mama önerilmektedir) önerdiği w/d mamayı vermemesiydi. Çünkü bu mama, obez kediler için üretilmekte olup, zaten kilo kaybeden kedilere uygun değildir. İkinci önerimiz de, Kan şekerinin birden yükselmesine neden olan bir başka etkenin olup olmadığının hemen araştırılmasıydı.

 

“Avci bir kediydi… Son haftalarda durgunlasti, hareketlerinde bir yavaslama hissedilmekte. Kan tahlilinde gorulduklerinden baska bir rahatsizligi oldugunu sanmiyorum. Dislerini, agzini veteriner gordu ve her hangi bir sey soylemedi.”

 

“Karamiz’in ilk kahlili 26 Temmuz’da yapildi, bir gun sonrada seker hastasi oldugunu ogrendik!

 

Bu tahlilde bulunan seker degerleri soyleydi:

GLOCOSE FLOX: 18.1, OLMASI GEREKEN NORMAL DEGERLER ISE:3.2-7.5

GLOCOSE SERUM: 21.6, OLMASI GEREKEN NORMAL DEGERLER ISE: 3.2-7.5

Sizdeki mg/dL olcu birimine gore; 18.1×18=325.8

Burasakimmol/L olcu birimine gore normal degerler:3.2×18=57.6 – 7.5×18=135”

 

Daha sonra, Ömer Beyle sürekli yazıştık, hala da bunu sürdürüyoruz. O da, bizim ilk teşhisten sonra yaşadığımız  panik dönemini yaşadı. Boşa koydu olmadı, doluya koydu dolmadı. Ama hep yazdı, yazdık. Bakın bunlardan birinde ne diyor?

 

kara_siir1

“Bőyle bunalımlı, kaygılarımın tetikledigi űzűntűyle hűngűr hűngűr ağlamakta olduğum bir ortamda gelen, bőyle sıcak, bőyle dostça bir mektubun verdiği teselliyi anlatmakta zorlanıyorum.

Diyeceksiniz ki “Bőyle de ağlanır mı bir kedi için?” Evet,çılgınca seven herkes ağlar benim gibi. Şayet ağlamıyorsa o sevgi tartışılır. Ki bendeniz; hasta olmadan da “Allahım bana őműr ver, bunların kőlesi olayım…” diye hep yalvarırdım.

Arabayla gelip, bahce kapisindan girdigimizi goren Kara’m, sevincinden 13 basamakli merdivenimizi yildirim hiziyla cikip, evin kapisi onunde bizi beklerken, son gunlerde onu boyle durgun, nesesiz ve mecalsiz gormek mahvediyor beni; icim kan agliyor icim!

 

Sitemizin varoluş amacı da bu zaten. Bizim, zamanında yaşadığımız çok sancılı, çok uzun süren, o çok pahalı dönemin, hastalıkla yeni tanışan hastalar ve hasta sahibinde çok kısa sürmesini sağlayarak, bir an once iyileşme yolunda adım atılmasına yardımcı olmak.

 

“Bu mektubunuza gecmeden dun bir sure sisteminizdeki yazarlari (siz de dahil) okudum, buradan bir kere daha anladim ki, uyelerinizle cok yakin ve sicak temaslariniz olmakta ve inanilmaz olcude yararli bilgiler yaziyorsunuz.

 

Uyelerilerinizle olan sicak ve yakin iliskiyi, sitenizi ziyaret eden herkes rahatca anlayacaktir. Benim hayran oldugum duruma;1970’lerden bu yana giderek yozlasan, sosyal iliskileri alt-ust olmus halkimiz arasinda hala sizlerin bu bozulumun disinda kalabilmenizdir!

 

Aynur Hanim’in siirleri -en azindan benim uzerimde- cok etkili oluyor; okurken goz yaslarimi tutamiyorum.”

 

Nitekim, Ömer Bey de Kara için çok kısa sürede, seçmesi gereken yolu belirledi. Bu, dürüstçe söylemem gerekirse, benim için kabul edilmesi çok zor bir yoldu. Ancak Ömer Beyi kendi koşullarında rasyonel olarak değerlendirdiğimde, ona bu yolda da destek olmamız gerektiğine inanarak, ama yine arasıra onu ilaçla tedavi konusunda yüreklendirmeye/ikna etmeye çalışarak bilgi paylaşımımızı sürdürdük.

 

“Ama gunde 2 kez insulun verme ve kan sekerini olcme -inaniz ki- bizim yapilecegimiz bir is degil!”

 

Tarcin’in kulagindan nasil kan aldiginizin videosunu bugun izledim. Bizim Kara’ya kiyasla Tarcin -masallah- sanki narkoz altinda ya da yapay bir kedi gibi sakin,tepkisiz!.

 

Bizim Kara gidigini ancak birkac saniye oksatir,sonra sıkılıp,hemen ayrilir yaninizdan. Kucaginiza alip, oyle dakikalarca kulagini ovalamak maazallah bir kapana sıkışmış gibi cabalar kucaginizda ve zaptemezsiniz.”

 

 

Ne yazık ki, veterineri de insulin haplarını önermeyince, ilaçla tedavi ihtimali ortadan tamamen kalktı.

 

Bu arada bizim de öğrendiğimiz yeni durumlar oluyordu. Bunlardan biri de, veterinerinin Ömer Beye seçtiği yolda (diyetle tedavi) son derece teşvik edici olmasıydı.

 

“Bugun, Karamiz icin veternerle gorustuk. Kendisine, insulun miktari saplanana degin yapilacak harcamaları kesinlikle esirgemeyecegimi, gerekirse simdiye degin tek edinimiz olan evimizi bile satmayi goze alacagimi, ancak, her gun iki kez insulin vermemizin, hele hela zaman zaman kulagindan kan alip, seker durumunu olmemizin mumkun olmayacagini,sadece daha itinali besliyerek omrunu -mumkun mertebe- nasil uzatabilecegimizi, sordum.

 

-Taze et (protein) agirlikli, cok az kuru mama (çok az karbonhidrat)  susuz kalmamasina dikkat ederek bir besleme yapmamizi onerdi.

 

Burada cesitli konseve mamalar var, ancak:

-100 gramlik paketler halinde marketlerde satilmakta olan Kangaroo eti mamalar var. Icinde koruyucu madde yok. Tavuk cigeri ve kalbiyle karisik. Vakumlu paketler icinde marketlerd satiliyor. Bunun yarisini sabah, yarisini ogle, ikinci yuz gramin da yarisini ogleden sonra, kalan yarisini da aksam, her defasinda icine  10 civarinda (tane) d/L kuru mama (karbonhidrat) karistip verin, içine Hill’s’in m/d konserve mamasindan karistirin dedi”.

 

Veteriner, m/d’nin içine başlangıçta kanguru eti ilave edilip, zamanla yavaş yavaş sadece m/d mamaya geçmesini önermişti. Ancak bu öğünler, Kara’nın iştahına yetmiyordu:

 

“Veteriner her biri 156gr olan bu mama kutularindan gunde 1 ve bir ceyrek vermemizi onerdi. Ne var ki Karamiz eski aliskanliklari yuzunden olmali ki, verdigimiz son olculerle yetinmek istemiyor. Hala mama istegiyle gozumuze bakiyor. Ben de kiyamadigim icin her ogun 50gr Kangaroo eti daha veriyorum.  

 

Kara’m sık sık yemek istiyor, biz diabetliler icin genel kani; “gunluk 3 öğünü, azar azar 6 öğünde” yemektir. Kendimden biliyorum ki insulun bile kullanmasam, yemekten sonraki ilk 3 saat yukselis trendi gosteren kan sekeri, 5’inci saate varmadan alt sinirin da altina dusup, komaya sokabiliyor.

 

Her ne kadar veteriner, “Seker hep yuksek, dusmez” dese de  (24 saat icin) Sabah-aksam verilecek yemek, kan sekeri dusmesi riskini getirir. Gunduz ve gece cogu zaman disarida olan dilsiz-agizsiz bu hayvan bunu nasil farkeder ki?

 

156 gramlik m/d mamasindan  24 saatte 1.5 kutu, biraz da (50gr kadar) Kangaroo eti/tavuk gogsu ve filit edilmis buzlu balik vererek takviye ediyorum. 

 

Kara’yi zaman zaman tartiyorum. Kilo seyri ise soyle:

5.9kg 26 Temmuz,
6.5kg 20 Agustos,
5.1kg 22 Agutos.
6.5kg 30 Agustos

 

Artık d/m mamasi ve takviye olarak her ogun (sabah 06.00, 10.00,16.00,23.00) tavuk gogsu, tamamen yagsiz dana/sigir eti veriyorum. Tavuk gogsunu de, kirmizi eti de cig olarak veriyorum.

 

Daha once arz etmis miydim bilmiyorum… Bizim eve 11 basamakli bir merdivenle cikilir. Orayi yildirim hiziyla cikar, gezip, dolasirdi. Ama son bir aydan beri merdivenleri birer birer cikar oldu ve genelde arka bahcede yahut on balkonda uyuyor hep. koklama ve duyma melekeleri eskisi gibi, ancak genel durumunda bir durgunluk, gucsuzluk oldugunu goruyorum.

 

Her 3 ayda bir yine kan muayenesi yaptirip, hastaliginin seyrini takip etmek istiyorum.”

 

kara_siir2

 

Şimdi Kara’nın son durumunu öğrenmek üzere, Ömer Beyin yazdığı son mesajı birlikte okuyalım:

“Merhaba Hocam,

 

Once; “Kara’nin Sayfasi’ni yapmak istemenize cok sevindigimi bilmenizi isterim. Kara’nin seker hastaligina yakalandigini ogrendigim ilk gunlerde, ‘kaybetme korkusu’ icinde kimselerle paylasamadigim uzuntulu gunler gecirdim.

 

Gunlerimin her ani Kara’mla dolu. O ilk gunlerde, gunluk yuruyuslerimi yapmakta oldugum semt sokaklarinda Kara’yi kaybedecegim korkusu tum benligimi sariyor ve goz yaslarima hakim olamiyor, hatta uyku tutmayan gecelerimde gizli gizli agliyor,goz yaslarimla yastigimi islatiyordum.

 

Oyle ki o ilk gunlerin soku icerisinde, bir tarafatan kendi veterinerimize kosusturuyor, diger taraftan baska veterinerlerden ikinci bir gorus aliyor, ayrica da Internet’te kedilerin seker hastaligi konusunda bilgiler topluyordum.

 

Iste o siralarda siteniz www.diyabetikkedi.com’u ve sizi kesfettim. Hemen itiraf edeyim ki sizin oldukca yakin ilginizi gordum. Boylece gerek sizden, gerek sitenizin deneyimli ve hayvan sevgisiyle butunlesmis olan degerli yazarlarinizdan, mumkun oldugunca yararli bilgiler edindim.

 

Son zamanlarda da, Kara’min durum ve davranislarini size aktarip, duygularimi paylasmak ihtiyacini duysam da, ‘fazla bencillik olur’ endisesiyle bunu yapamiyordum!

 

Durumu ogrendigimiz 26/7/08’den bu yana, sekiz ayi yine Kara’mla birlikte gecirmekteyim! Ama son derece cevik, hareketli, zaman zaman kucagimda uyuyan, zaman zaman masaustu bilgisayarimin basindayken masaya cikip, klavyenin hemen yaninda yatip, sanki neler yaptigimi merak ediyormuscasina yattigi yerden kasaltindan bakmasi, ayrica aksamlari oturma odamiza gelip, sevdirmek icin devrilip yatma huylari kalmadi!

 

Simdilerde yemekten yemege giriyor evin icine, bes-on dakika, bilemediniz yarim saat karni ustune, kollarini yastik yaparak yatar, dinlenir ve evin altindaki serin, beton zemine yatarak gecirir zamanini.

 

Havanin yagisli oldugu gunlerde bizim balkonda geceledigi, zaman zaman yan komsumuzun bahcesinde yattigi da olur.

 

Onun hala aramizda olmasi, beni en cok mutlu eden etmendir. Yoklugunu dusunmek beni kahrediyor. Siranin kimde ve zamani bilinmese de, “Allahim acisini gosterme…” diye dua ediyorum.

 

Bu gunlerde vet.e goturup, yeniden  ayrintili bir  kan tahlili yaptirmak istiyorum, ne var ki ya hastaliginin daha da ilerledigini ogrenirsem yikilirim, korkusunu da uzerimden atamiyorum.

 

Ilginize ve bu ozverili calismalariniza bir kere daha tesekkur eder, size ve kedilerimize esenlikler dilerim.

 

Şeker Kedi Kara‘nın öyküsünü ve yazışmalarımızın bir kısmını buraya aktarmamın nedeni, diğer şeker kedi sahiplerine de diyabette beslenmenin önemini vurgulamak, bir başka ülkedeki veterinerlerin farklı yaklaşımlarından haberdar etmektir.

Şeker Kedi Kara, aramıza hoş geldi. Dileriz uzun yıllar, ailesiyle, mutlu ve sağlıkla yaşasın!

 

Share

Şubat – Mart Ayı Kampanyamız

Değerli Dostlarımız, Bu ay barınaklara yardım kampanyamızı ilan etmede biraz geç kaldım. Ancak nedeni, biraz ikilemde kalmamdı. Biz prensip olarak bugüne kadar bireylere maddi yardım yapmadık. Yine yapamayacağız. Aşağıdaki öyküyü okuduğunuzda, bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Bu nedenle, kampanyayı aşağıdaki gibi açmayı düşündüm. Yazının devamında, ayrıntılı öyküsünü bulacağınız Tekirdağ’daki barınak bozması sığınaktaki köpekler için, sadece mama yardımı.
Share

Bir Daha Gelirsen Haber Ver Ölüm

Evin bahçesinde baktığım 7-8 irili ufaklı kedim var. İçlerinden biri, Şeker Kedi Tarçın‘a benzediği için adını Tarçın koymuştum. Geçenlerde çok hastalanınca, 2-3 gün eve alıp, iyileşene kadar evde bakmıştım. O günden sonra bana daha bir düşkün oldu. Yollarımı gözlerdi, çirkinimdi benim. Yemek yemez beni sev derdi. Akşamları mamayı vermeye, onu kucağıma alır diğerleri ayağımın dibinde giderdik. Ama benim Tarçınım artık yok. Arkada araba çarpmış. Bağıra bağıra ağladım, çarpan kimseye lanet ettim. Sabahtan beri çok hastaydım Yerimden kalkacak halim yoktu. Onu görünce koşa koşa gittim belki yaşıyordur diye bir umut. Ama yazık ki çoktan gitmiş. Canım her gün beni mutlaka uzanır öperdi. Tarçınım için…
Share

Sustum

Sustum!
Gereksiz artık konuşmak
Öğrendim; öğretmenim “hayat”
Bir öğretmenim daha vardı
Sevgi öğretmenim
Tıpış Tıpış ayrıldık ellerimiz kan
Her zerresi tüy artık bedenimin
Onsuz anlamsız artık
Bu bedende can

Share

Öksüz Efe

oksuz_efe.jpg
Özlem ÖZÇELEBİ yazıyor:
Bir insan yavrusu olsaydım dedim hep kendime, hayır, bunu asla insanları kıskandığım için söylemiyorum. Sadece insan yavruları daha az terk ediliyorlar. Beni önce annem terk etti. Doğaldı, çünkü ben Efe isimli bir kediyim. Annem 4 kardeşimle koynunda geçirdiğimiz 3 ayın ardından bizleri kendinden uzaklaştırdı. Oyunlarımız, birbirimizi ezerek annemizi emme çabalarımız esnasında hep güvendeydik. 
Share

Adıyaman’lı Boncuk

Size Adıyaman’lı Boncuk’u tanıtmak istiyorum. 8 yaşında bir efe. 12 yaşında melek olan annesi Meloş’un tek çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Annesi “artık yeter” diyene kadar, birini bırakıp, diğerini kaptığı tüm memelerin sütünü içerek başladı hayatına. Ayşe ablası ona bayılıyordu ama o ille de “babam” diyordu. Yıllar önce evin babasını kaybettiklerinde, uzun süre kendine gelemedi.
Share

Hiç Kedinizin Ağladığını Gördünüz mü? Mahzunum Ağlıyor

mahzun_thumb.jpg
Sizlerle hüzünlerimiz kadar, mutluluklarımızı da paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bu haberimde pisilerimin iyileşme, benim iyileştirme çabalarım kadar, sizlerin iyi dileklerinizin de katkısı olduğunu düşünüyorum. Hepinize teşekkür ederim. 
Mahzunum ve Minnoşum, dünden beri azar azar da olsa kendileri yemeye başladılar. Hala tamamen kendilerine bırakmasam da, mama istiyorlar artık ve yanımdan ayrılmıyorlar. Hatta her ikisi de evde turlamaya başladılar. Bu güzel bilgileri paylaşabildiğim için çok mutluyum. Darısı diğer şifaya ihtiyacı olan bebeklere. 
Share

Ağlayarak Vedalaştım Kızımın Tüyleriyle

Ağlayarak vedalaştım kızımın tüyleriyle
Ömrümü süpürdüm sanki o halıdan son defa
Tek tek toplayıp öpüp uzattım ellerimi
En son gittiği yere gönderdim pencereden
Yavaşça uçuştular gitmek istemez gibi
Değil mi ki sen gittin tüylerin istemez mi

Share

Tonkut’u Merak Edenler İçin

tonkut_2.jpg
Arkadaşlar Merhaba,
Yeni evine gittikten sonraki ilk resimleri geldi Tonkut oğlumun
Laughing. İnanılmaz değismiş, çoooook mutlu görünüyor, kilo almış, neşeli, çimlerde yuvarlanıyor, oyuncağıyla oynuyor.. O kadar mutluyum ki anlatamam…
Sizlere de paylaşmak istedim, yeni halini görmeyi bekleyen arkadaslarımız vardı

Smile. 

 
Share

Kirli’den Beyaz’a mektup

kirli_thumb.jpg

Aysin BALTACAN yazıyor:

Sevgili arkadaşım Beyaz, Ben Kirli.

Nasılsın? Sen buralardan gideli 2 ay olacak.. Yeni evinde mutlu musun? Seni alıp götüren kadın, iyi biri.. Eminim güvendesindir.. İçimden sana yazmak geldi, son zamanlarda hayatımda baya bi değişiklik oldu..
Share

Minik’in Hikayesi

minik_thumb.jpg
01.03.03 tarihinde bize katıldı Minik kızımız. Kapımızın paspasında Gizmo‘nun tüylerine sığınıp yatardı soğuktan korunmak için. Bir kardeşi daha vardı Cazgır.. Araba hafifçe vurdu, bir hızla kaçtı. Bir daha göremedik onu. Sonra Minik hastalanınca, bir de kaza aklımıza gelince, 5. kedimiz olarak bize katıldı. Boğazları şişmişti. İki yumru oluştu  boğazında. Canım benim hemen tedaviye başlamıştık. İyileşince, bahar da gelince, misafirliği bitecekti ama olmadı. Artık ailemizden olmuştu. Gizmo‘yu da annem aldı.
Share

Zeytin

zeytin.jpg
Üyelerimizden Hilal İldiz’ın 4-5 aylık bir kara böcüğü var. Adı Zeytin. Hilal Hn. annesinin ileri derecedeki alerjisi nedeniyle onu eve alamadığı için çok üzülüyor. Baş başa verip çareler düşünüyorduk. Neyse ki geçenlerde aşağıdaki müjdeyi verdi:
Share

Maviş’in Yıl Dönümü

Bugün üyelerimizden Asu Hn.ın pisisi Maviş‘in melek oluşunun yıldönümü. Annesine sabırlar diliyor ve  kuzusunu Aynur Hn.ın dizeleriyle tekrar anmak istiyoruz: Maviş İçin.
Share

Kuzucan’ın Artık Yeni Bir Yuvası Var :))

kuzucanyeni3.jpg

  Çok mutluyum çok. Bu sıralar sık sık üyelerimize duyurularını yaptığım, hazırladığım videosunu yayımlanmak üzere çeşitli yerlere gönderdiğim Kuzucan artık Tuzla‘daki yeni evinde yaşayacakmış. Bu güzel haberi sizlerle paylaşmaktan çok mutluyum. Yazının devamında Kuzucan‘ın hüzünlü başlayıp, mutlulukla sürecek öyküsünü bulacaksınız.

Share

Tıkkıdım

Tıkkıdım;
Tıkır tıkır tıkkıdım
İnan öyle sıkıldım
Sensiz tadı yok vallahi
Ne evin ne sokağın
Ne kitabın

Share

Bugün Mav’ın Yıldönümü

mav4.jpg

Melek Mav

Bugün sevgili Mav‘ın yıldönümü. Hepimiz ailesinin acısını derinden hissediyoruz. Annesinin ise hergün hissettiğini, özlediğini biliyoruz. Mav şimdi acısız uyuyor ama ruhu evinde, ailesinin hep yanında. Ona kanını vererek kurtarmaya çalışan kardeşi Minik de hasta ancak bu defa da Mav‘ın ona destek olacağını ve bu dönemi atlatmasına yardımcı olacağına inanıyoruz.

Share

Sevmiyorum Bugünü

Ayın 21’i ölümün bize uğradığı gün
İstemiyorum bugünü, sevmiyorum
Kızımı, mavimi aldı benden
Yine bir rüzgar var kapıda
Miniğimi almaya geldi
Yok ben istemiyorum
Ölüm uzak dur bizden
Kaldıramam bu sefer
Miniğimi canım kızımı bırak bana
Canım acıyor ……
Share