Site icon DiyabetikKedi

Ankara Yolculuğundan Sonra…

Cuma günü Ankaradaydım biliyorsunuz. Gece geç dönünce, Şennur terminalden bizi aldı ve onlarda kaldık. Ertesi gün akşamdan sonra eve döndük. Şennur’da fırında tavuk yaptım, annem de geldi hep beraber yedik. Eskiden hangi evde tavuk pişerse Tıpış‘ın ve Karanfil‘in haklarını hemen ayırırdık. Yemekten sonra kalan kemikleri de sokaktaki ve Şennur’ların bağ evindeki, bağ komşularının bahçeye hapsedip bakmadıkları köpeğine ayırırdık.



Annemle her konuşmamızda hala birbirimize Kedilerimizi soruyoruz
. Annem bana geldiği zaman önce yatak odasına girip bakıyor “Tıpış Hanım nasıl?” diye. Ben de Karanfil’i soruyorum gider gitmez. O da “Sizin sesinizi duyunca yatağın altına kaçtı” diyor (hep öyle yapardı).


Yemekten sonra kalan tavuklara ve kemiklere bakıp anneme “Sakın Karanfil’e isteme ben bunu sokaktaki kedilere götüreceğim” dedim. Sonra annem ağlamaya başladı tabii ben de. Sonra yavrularımızla ilgili sevgi ve özlemimizi dile getirip kemikleri toplayıp kalktık. Annem kümeste baktığı kedilerine (birinin adı “kümes güzeli”) en iyi parçayı aldı. Ben önce kendi kedilerime haksızlık olduğunu söylemeye hazırlanıyordum ki; aklıma daha önceden pişirip Ankaraya gitmem dolayısıyla dolapta bekleyen ciğerli makarna geldi.

Sokağımıza gelince, elimdeki mamaları çocukları çağırarak her zamanki yerine döktüm. Bir tanesi geldi. Diğerleri sanırım çöplerin başına gitmişlerdi. Bir oğluşum var ki; “beni sev yemeğe gerek yok” der. O’nu göremedim.


Sabah kahvaltıdan sonra pencereleri açtım. Şennur’u yürüyüş saatimizi belirlemek üzere aradım. Telefonda konuşurken bir kedi nasıl bağırıyor. Hemen anladım sesimi duyduklarını:
Mamalarını ısıtıp indirdim aşağıya. İkisi koşup geldi. Afiyetle yemeğe başladılar. Bağıran “beni sev yemeğe gerek yokdiyen oğlumdu. Ama iki gündür demek ki; iyi beslenememiş: Bana iki sürtündükten sonra hemen yemeğine gömüldü. O ara yeni tanıştığım duyarlı bir komşum kedilere yapılabilecek ihtiyaç olabilecek herşey için yardıma hazır olduklarını belirtti. Teşekkür ettim.


Allah’ıma şükrederek apartman merdivenlerini çıkarken, ilk defa uzun zamandır çok çok olmasa da mutlu olduğumu hissettim. Ve bundan sonra böyle küçük mutluluklarla yetinmek zorunda kalacağımı…


Mutluluk ve hüzün karışmış gözyaşlarımla eve girdim. O’nu bir kez daha ne kadar çok sevdiğimi ve özlediğimi kuvvetle hissederek.

Exit mobile version