Site icon DiyabetikKedi

Duman

Duman‘ın bebekliğinde yaşadıklarımız da psikolojik problemlerdi ama neler yaptığımızı, neler yapmadığımızı ve nasıl aştığımızı paylaşmak istiyorum sizlerle. Belki sizler de bir gün bir bebek aldığınızda, buna benzer sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Mişka 9 aylıkken, aramıza Duman katıldı. 4 yıl önce kaybettiğim canım kızım Maçiko’yu tek başına büyütmüştük ama aynı hatayı Mişka‘da tekrarlamak istemedik. Onların birbirlerine bizlerden çok daha fazla ihtiyaçları olduğuna inandığımız için, Mişka daha fazla  büyümeden Duman‘ı aldık. Aynı Mişka gibi onu da pet shoptan aldık. Duman kafeste en arkada oturmuş, diğerleri gibi oyun oynamıyor, kocaman gözlerini açmış, bize bakıyordu. O anı hiç unutamıyorum. Kucağıma aldığımda, bu işi 30 yıldır yapan mağaza sahibi, dikkatli olun cok streste! dedi bize.

 

Duman‘ı eve getirdiğimizde, Mişka sevinçten deliye döndü. Tepki gösterir mi, ya istemezse diye düşünürken, Mişka ona annelik yapmak için günlerdir bekliyormuş gibi hazırlıklıydı. Bu birkaç günlük bir heves değildi, Mişka ona gerçekten annelik yaptı hep. Buna rağmen Duman, ilk 48 saat kendini adeta kilitlemişti. Ne yemek yiyor, ne su içiyor, ne de de oturduğu yerden kıpırdıyordu. Her  dört saatte bir, günde 6 öğün beslediğim halde ilk iki gün hiç tuvalete çıkmadı. Ne çiş, ne kaka!!! Onu sürekli alıp kuma götürüyordum ama anlamıyor, onun orada oturmasını istediğimi düşünüp kuma yatıyordu ve benim de içimi param parça ediyordu üzüntüden. Ön patilerini kuma koyup eşeliyordum ama anlamıyordu.  Mişka etrafımızda koşturup, Duman‘a yardımcı olmaya çalışıyordu. 48 saat sonra Duman, nihayet beklediğimizi verdi bize ama nedense ilk hedefi kum kapları yerine bizim banyomuz oldu. Mişka arkasından yetişip onu kendi tuvaletlerine yönlendirince, eğitimimiz akıllı kızımız sayesinde tamamlandı.

 

Duman hiç oyun  oynamıyordu, son derece hareketsizdi. Erkek kedi olduğu için, bizim ateş topu kızımızdan daha ağır belki de diyorduk ama yavru bir kedinin böylesine hareketsizliği yine de çok garipti.

 

Duman mama yemek için hiçbir girişimde bulunmadığı için, onu sürekli ben beslemeye çalışıyordum.Her defasında, artık belki kendi yer diye mama tabağını önüne koyuyordum ama en küçük bir yeme isteği yoktu. Üstelik benim yedirmeme de çok tepkiliydi. İki patisini birden ağzına sokup mamaları dışarı itiyordu:((. Birkaç gün sonra, yine bu korkunç hareketini yaptığında, dudağını parçaladı. Hem Duman‘ı kucağımda sabitlemek, hem iki patisini birden tutmak ve bir taraftan da onu beslemeye çalışmak çok zordu ve nitekim benim bir anlık dikkatsizliğim yüzünden patilerini ağzına soktuğunda, yan tırnağı dudağına takıldı ve  dudağı parçalandıBatticon’la yarasını günde birkaç kez dezenfekte edip, çok ince bir tabaka halinde Terramycine sürüyordum. Buna rağmen o yaradan günlerce ifrazat aktı. Eşim dudağına bakmaya korkuyordu, çünkü dudak derisi yarılmıştı. Gece onu yanımda yatırıyordum ve sürekli uyanıp kontrol ediyordum. Dudağı açılsa da, onu beslemek zorundaydım ama her defasında kanıyordu yarası ve canı acıyordu. Öyle inat bir bebekti ki, hala benim boşluğumu kollayıp, patilerini ağzına sokup, mamaları dışarı itmek istiyordu ama patilerine sımsıkı yapıştığım için, ona fırsat vermiyordum.

 

Duman‘ın dudağı iyileşmişti ve artık parazit iğneleri zamanı gelmişti. Sonra aşılarını oldu ama her veterinere gidişimizde Duman kaskatı kesilip, tepkisiz kalıyordu. Bu hali beni çok korkutuyordu, sanki kalp krizi geçirecekmiş gibiydi, aşırı panikti. Onu sevmek için kucağına alan bir beyefendiyi bile, bu hali çok korkutmuştu. Hemen Duman‘ı bana uzatmış, sizi gözleriyle izliyor, çok korktu demişti:((

 

Parazit iğneleri yapılmış, tüm aşıları tamamlanmış ama bizim sorunlarımız aynen devam ediyordu. Duman hala yemek yemiyordu ama artık kucağımda uslu uslu oturup, benim yedirmeme hiç itiraz etmiyor ve karnının doymasından da hoşnut görünüyordu. Her sabah 07.00’de uyanıp, hic aksatmadan dört saatte bir altı öğün besliyordum gün boyunca. Beni her öğün deli gibi uğraştırıp, saatlerime mal olan oğlum, artık 10 dakikada mamasını yiyordu. Her öğününe ilaveler yapıyordum. Sırayla yoğurt, peynir, bira mayasi, kemikleri için calcidine granule karıştırıyordum mamalarına. Bebek kediler için aldığım paste vitaminlerle de destekliyordum. Maması yine ağırlıklı olarak proteindi. Çok az sebze ve karbonhidrat ekliyordum. İnsan her şarta alışıyor. Oğlum yemezse, onu ömür boyu ben beslerim diyordum. Birbirimize çok alışmıştık, ikimiz de halimizden memnunduk.

 

Duman‘ın beni esas korkutan başka hareketleri vardı. Uyurken birden ayağa kalkıp, adeta epilepsi nöbeti geçirir gibi olduğu yerde, kendi etrafında dönmeye başlıyordu kendini bilmez bir şekilde. Fazla uzun sürmüyordu ama rutin bir şekilde tekrarlanıyordu hergün birkaç kez. Ne oluyor oğlumuza? derken bu defa da gözlerini kaydırmaya başladı. Bazen tek gözünü, bazen iki gözünü birden kaydırıyor ve sadece gözünün akını görüyorduk. Korku filmi gibiydi. Ya gözleri geri gelmezse diye aklım çıkıyordu. Bunu o kadar fazla yapmaya başladı ki, artık onun o güzelim yemyeşil gözlerini neredeyse göremez olmuştuk. Göz kaslarında bir problem mi var? diye deli gibi araştırıyordum ama bizim yaşadığımıza benzer hiçbir bilgi bulamıyordum. Eşim, yapma Duman, korkutma anneyi diyordu ona sürekli.

 

Duman 5,5 aylık civarı dişlerini değiştirdi. Artık büyüyordu ama hala yemek yemiyordu. Onun kendi kendine yediği tek gıda haşlanmış yumurta sarısıydı. Bize yedirtmiyordu, ben yiyeceğim diye tutturuyordu. Neredeyse hergün yiyordu. Bu kadar çok yediği için dokunur mu? diye de korkuyordum ama vermezsek çok bozuluyordu.

 

Duman 6 aylık olmuştu artık. Bir gün eşimle güveçte alabalık yiyorduk. Duman masaya tırmanıp, tabağıma daldı. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim, adeta kıtlıktan çıkmış gibiydi. Balık soğanlı, domatesli soslu bir balıktı ve normalde bir kedinin asla yememesi gerekir ama Duman çıldırmış gibiydi. İlk yemeği onun buydu. Birkaç gün sonra ona kuzu etli bir mama yaptım. İçinde tane sebzeler vardı. Duman kendi yemek istedi. Bir de baktım, yine balığa yaptığı gibi büyük bir iştahla oturup yedi. Artık ben kendim yiyeceğim  anneciğim diyordu. Hayatımın en mutlu günlerinden biriydi o gün.

 

Duman, kendi yemeğe başlamıştı ama bu defa da yoğurt düşkünlüğü başladı. Yoğurdu ona bebekliğinden itibaren hergün düzenli vermeme rağmen, bu defa çok abartmıştı. Bu düşkünlüğünü öyle bir hale getirdi ki, neredeyse yemekten çok yoğurt yiyordu. Ben eksik besleme kaygısına düşmüştüm, çünkü karnını çoğunlukla yoğurtla doyuruyordu. Aynı dönemde süt düşkünlüğü başladı. Hergün koca bir kase süt içiyordu. Vermediğim zaman mutfağa gelip ağlıyordu. Ergenliğe girinceye kadar, süt içmeye devam etti ama ergenlik dönemiyle birlikte laktoz intoleransı başlayınca sütü kestik. Yavaş yavaş yoğurt düşkünlüğü de geçti ve dozunda yemeye başladı. Kedilerin içgüdülerine çok güveniyorum. O mutlaka vücudundaki bazı eksikliklerini tamamladı diye düşünüyorum.

 

Bir gün eşime, farkında mısın, Duman artık gözlerini hiç kaydırmıyor dedim. Uykudan uyanıp, kendi etrafında dönmeler de bitmişti. Bütün bu sorunlar bıçak gibi kesilmişti, bir daha hiç tekrarlanmadı.

 

Duman ve Mişka‘nın beş çocuğu oldu. Onlar büyüdüğünde Duman geri çekilir mi, hayata küser mi? korkularımız vardı, çünkü Mişka ona sürekli üstünlük kurduğu için, evde oldukça pısırıktı. Korktuğumuz gibi olmadı. Aramıza küçükler katılınca, Duman Mişka‘nın baskısından kurtardı kendini. Bebekliği ve tüm çocukluğu boyunca oynayamadığı kadar onlarla oynamaya başladı. Mişka ona nasıl bir üstünlük kurduysa, iplerinden çözülmüş gibi oldu:))

 

Duman simdi 3,5 yaşında. En küçük bir sorunumuz kalmadı. Onu hep çok sevdik ama biz onu severken, o da bize güvenmeyi öğrendi. Çok ürkek olan oğlumuz, belki de henüz anne sütü emerken annesinden ve kardeşlerinden ayrıldığı için, çok korkmuştu. Belki yaşadığımız pek çok şeyi, onun geçirdiği bu korku nedeniyle yaşadık. Sevgi ve sabırla aştık ama dünya tatlısı bir evlat kazandık. Onda kalan tek ürkeklik, gece uyurken elimizi tutması ama o da geçmesin istiyoruz:))

Exit mobile version