Sevgili Fatoş Teyzemiz,
Bizi sual ederseniz, iyiyiz. İyi olmaya çalışıyoruz. Annem beni ne zaman kucağına alsa, aklına Tıpış geliyor ve ağlıyor. Zaten hiç aklından çıkmadığını ben bakışlarından anlıyorum. Bu gece sahurdan sonra annemin çığlığıyla uyandım. Çok kuvvetli “Tıpış Tıpış” diye bağırıyordu
Ben ise ev kediliğinin keyfini sereserpe sürdürüyorum. Tamam bir ayağım yok ama ayağı tam sokak kedilerinden çok çok daha rahatım desem yalan olmaz. Gene de annem bana bakıp bakıp “ah zavallıcık” demekten kendini alamıyor. Yürürken tam bir topalım ama koştururken bacağım var mı yok mu, hiç kimse anlamıyor. Anneme tek kelimeyle aşığım. Ama neyse ki İlay ablam kıskanmıyor. Bu evde kalmamı daha çok İlay ablama borçluyum ama ne yapayım elimde değil aklım fikrim, gündüzüm, gecem hep annemde. O beni çağırsa, O beni sevse, O benle konuşsa, O beni azarlasa
Annem, kıştan beri benim gibi bir ayağını kullanamayan bir kedinin daha peşinde. Ama o kedi çok yabaniymiş, arabaların altından anneciğimin verdiği ciğerleri yiyip kaçıyormuş. Annem de “bir yakalasak da o elindeki fazlalıktan onu da kurtarsak ve gerekirse onu da eve alsak” diye arada bir aranıp geliyor.
Az önce de, apartmandakilerin söylenmesine rağmen; bıkmadan usanmadan kapımızda yemek vermeye devam ettiği hamile kediciğe, ciğer ve kuru mama ziyafeti çekti. Bu kediyi de hatırlarsınız, sırf bizim daireye yakın diye apartmandaki bebek arabasına doğum yapan kedicik. Yavrularını annem birkaç günlüğüne şehir dışındayken apartmandan atıp, ölümlerine sebep olmuşlardı ve kedicik günlerce memeleri kistleşmiş bir şekilde ağlayarak, mecnun gibi gezinmişti. İşte şimdi gene hamile
Mahzun Minnoş ve Tarçın, bahçe keyfine başladı demek? Ne güzel Fatoş Teyze, aslında ben de bahçeli bir evde yaşamak istiyordum. Hem de bol kardeşi çoook severim. Diyorum ki, aşk gelip geçici, hem sizin annemden fazlanız var eksiğiniz yok
İmza: Güzel
