Site icon DiyabetikKedi

Kedilerin Gereksindiği Vitamin ve Mineraller

VİTAMİNLER

Metabolizma için çok gerekli olan, ancak bazı doğal yiyeceklerde küçük miktarlarda bulunduğundan, gereksinimleri karşılamak üzere çeşitli formlarda üretilen maddelerdir. 

Vitamin D

Güneş ışığı vitamini olarak da anılır. Az miktarda da karaciğer ve balık yağı gibi et ürünlerinden alınabilir. Süt ve süt ürünleri (peynir), yumurta, karaciğerde bulunur.

Kalsiyum emilimini regule eder, emilimi 2,5 kat artırır (bkz. kalsiyum ). Kandaki kalsiyum ve fosfor metabolizmasının dengesi ve kemiklerin ve dişlerin normal gelişimi ve eklem oluşumunda, sinirlerin ve kasların kontrolünde çok gereklidir. Kalsiyumu, böbreklerdeki koruyuculuğu için stimule eder.

Kedinin Vit. D gereksinimi, beslenmesi ve kandaki kalsiyum/fosfor oranlarına bağlıdır.

Kedi ve köpeklerin kalsiyum ve fosfor gereksinimleri

(http://peteducation.com/article.cfm?cls=1&cat=1400&articleid=651 )

Gelişim Evresi

% Beslenmedeki kalsiyum*

% Beslenmedeki Fosfor*

En hızlı büyüme dönemi ve Süt verme dönemi

1.0-1.8 0.8-1.6

Yarı Büyümüş ve Hamileliğin son üç aylık dönemi 

0.8-1.5 0.6-1.2

Üremeyen Yetişkin

0.5-0.9 0.4-0.8

 

  1. Vitaminler, hücre oluşumunda dengeyi sağlarlar,
  2. Vücudun hastalıklara direnmesine yardımcı olurlar,
  3. Enzim sisteminin çok gerekli bir parçasıdırlar.
  4. Minerallerin, diş ve kemiklerde yapı taşlarına dönüşmesine yardımcı olurlar.
  5. Kırmızı hücre oluşumunda ve çoğalmasında rol oynarlar,
  6. İştah açmaya ve normal, sağlıklı deri/tüy görünümüne yardım ederler.

Vitaminler, 2 kategoride ele alınırlar:

A, C, E Vitaminlerinin, antioksidan etkileri vardır. Vücuttaki hücrelere zarar verebilecek serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olurlar. 

Yağda Çözünen Vitaminler

Vitamin A (retinol)

En çok balık yağında bulunur. Görme bozukluklarına ve enfeksiyonlara karşı korur.Sağlıklı tüyler ve deri, normal kemik gelişiminde, üremede etkilidir.

Kediler, karoten’i (bitkilerde bulunan bir bileşik) retinol’e çevirecek enzimlere sahip değildir. Bu nedenle, vit. A içeren yiyeceklerden (organik tavuk ciğeri, küçük karides, yeşil lifli sebzeler: pazı, ıspanak, lahana gibi) veya kapsullerden (günlük doz 1 kapsül Vitamin A 10,000 IU) de alınabilir .

Büyümekte olan hayvanlarda bazen vit. A eksikliği görülmekle birlikte, yetişkinlerde bu nadirdir. Çünkü depolanan vitamini, yavaş yavaş kullanırlar.

Eksikliği gece körlüğüne, diğer görme problemlerine, kötü görünüşlü tüylere, kas güçsüzlüklerine ve büyüme geriliğine neden olur.

Uzun zaman ve fazla miktarda alındığında, zehirlenmelere yol açabilir. Göz bebeklerinde dışarı fırlama, topallama, ağrı ve iskeleti oynatamama gibi belirtileri vardır.

Yoksunluğu kemiklerde demineralizasyona neden olan raşitizmle ve büyümenin durması ile sonuçlanır.

Doz aşımı, anormal miktarda kalsiyumun kalp kası, çeşitli kaslar, mide duvarı ve kan damarlarını da kapsayan, yumuşak dokularda birikmesine   neden olur.  Bu durum çok ender görülür.

Özellikle bebek/yavru kedilerde gelişim sırasında alınması çok önemlidir. 

Vitamin E

Tocopherol olarak da bilinen vit. E, biyolojik bir antioxidandır .

Tahıl ürünleri, balık, kırmızı et, yeşil sebzeler, bitkisel yağlarda bulunur. Buğday tohumu, yalancı safran gibi   bitkilerin yağlarında, karaciğer ve yağlı etlerde konsantre bir şekilde bulunur.

Özelliklerinin tamamı bilinmemekle birlikte, hücre zarı, hücre solunumu, yağ metabolizmasında rol oynar. Bir antioxidandır ve çeşitli hormonların, yağların oksitlenmesini, önler ve normal bir üreme için de önemlidir. Doğal Vit. E kaynağı olan, D-alpha tocopherol‘ler kullanılmalıdır. dl-alpha tocopherol‘ler, sentetiktir.

Günlük doz, 400 IU’dur.

Eksikliği, sadece çiğ balıkla beslenen kedilerde steatit/Yellow Fat Disease (ağrılı iltihaplanmaya neden olan, vücut yağında sarı boyalı maddelerin depolanması), Brown Bowel Syndrome (bağırsak ülseri, kanama ve dejenerasyon) ve kaslar, kalp, göz, testisler, karaciğer ve sinirlerde hücre kayıplarına neden olur. Kedilerde dokunmalara karşı duyarlılık, gönülsüz davranışlar, ateş ve iştahsızlığa neden olduğu görülmüştür.

Önemli bir toksisitesi saptanmamıştır.

Vitamin K 

Kırmızı et, yeşil sebzeler, domates ve karaciğerde bulunur.  

Kan fonksiyonlarının normal sürdürülebilmesi için gereklidir. 

Eksikliğinde ve doz aşımında, yağda eriyen diğer vit.lerin etkilerini baskılar ve kanın pıhtılaşmasını geciktirir ve özellikle bağırsaklarda şiddetli kanamalara neden olur. Fare zehirlerinde kullanıldığından, ev hayvanları fare zehirlerinden uzak tutulmalıdır. Bu zehirle temas ettiklerinde derhal kusturulmalı ve veterinere götürülmelidir.

K vit. üç şekilde görülür: 

K1 vit. (yeşil bitkilerde),

K2 vit. (balık etinde/bağırsaktaki bakteriler tarafından sentezlenir),

K3 (menadione) vit. (diğerlerinin sentetik formudur). 

Bağırsakta yeterince sentezlendiğinde, destek olarak ayrıca alınması gerekmez. 

Kedilerde beslenmeye bağlı bir vit. K eksikliğine rastlanmamıştır.

http://peteducation.com/article.cfm?articleid=709 :

Vitamin

Yetişkin kediler için önerilen minimum günlük doz

Zehirli/dozaşımı miktarı (Toksisite (zehirlenme etkisi) oluşturmak için bu dozun her gün, aylar boyunca verilmesi gerekir)

Besin kaynakları

Eksiklik belirtileri

A

Kuru madde esasına göre tüketilen gıdanın pound’u (0,45 kg) başına 2272 IU (uluslararası birim)

*Beta-karoten değil, önceden oluşmuş (aktif) A vitamini formunda olmalıdır

Kuru madde esasına göre tüketilen her pound (0,45 kg) gıdada 340.900 IU (uluslararası birim) Karaciğer, balık karaciğer yağı, sebzeler, süt ürünleri Gece körlüğü, gerilemiş büyüme, kötü kalitede deri ve tüy

D

Kuru madde esasına göre tüketilen her pound (0,45 kg) gıdada 227 IU (uluslararası birim) Kuru madde esasına göre tüketilen her pound (0,45 kg) gıdada 4545 IU (uluslararası birim) Güneş ışığı, süt ürünleri, balık karaciğer yağı Raşitizm, kalıcı dişlerin kötü çıkması

E

Kuru madde esasına göre tüketilen her pound (0,45 kg) gıdada 14 IU (uluslararası birim) hiçbiri Soğuk sıkım bitkisel yağlar, etler, kuruyemişler, yeşil yapraklı sebzeler Üreme yetmezliği, kahverengi bağırsak sendromu

K

Vücutta sentezlenen hiçbiri Yosun (kelp), yonca (alfalfa), yumurta sarısı Artmış pıhtılaşma süresi ve kanama

Suda Çözünen Vitaminler

B Kompleks vitaminler: 

Süt ve süt ürünleri, tahıl, yumurta, kırmızı et, sebzelerin çoğunda bulunur.

Protein, karbonhidrat ve yağların vücutta kullanımında etkilidir. 

Vitamin B12 ve folik asit

Pek çok metabolik fonksiyonları vardır. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda, ve sinir sisteminin fonksiyonu için çok gereklidir.

Bu vit.lerin eksikliğinde, en önemli belirti anemidir.

Riboflavin (B-2)  sinir sis.nin fonksiyonuu, etkin enerji kullanımı, sağlıklı deri ve tüyler ve hücre yenilenmesi için gereklidir. Eksikliği, kilo kaybına, dermetite ve sinirsel bozukluklara neden olur.

Niacin ve pantothenic acid   Etkin enerji kullanımı, tüy-deri-sinir sisteminin bütünlüğünün sağlanmasında gereklidir. Niacin eksikliği, iştah kaybına, dermatit ve kabızlık veya ishale neden olur.

Pantothenic acid eksikliğinin belirtileri, bağırsak hastalıkları, büyüme bozukluğu ve tüy renginin bozulmasıdır.

Choline  sinir sistemi fonksiyonlarına, kemik gelişimine ve hücre yapısının oluşumuna yardımcıdır. Eksikliğinde, büyüme geriliği, karaciğer ve çevresinde yağlanma görülür.

Thiamine (B-1)  İşlenmemiş pirinçte/bulgurda bulunur. Sinir sistemi fonksiyonu ve etkin enerji kullanımın için gereklidir. Eksikliğinde, iştah ve kilo kaybı, güçsüzlük (kas güçsüzlüğü), kontrolsüz ataklar görülür.

Pyridoxine (B-6)     Sinir sis. Fonksiyonları için gereklidir. Eksikliği, anemiye, büyüme bozukluğuna, sinir sis.nin dejenerasyonuna ve bilinç kaybına neden olur.  

Biotin   Suda çözünen, kükürt içeren H vitamini olarak adlandırılan bir B vitaminidir. Peynir, yumurta, süt, balık, lahana ve tahıl ezmelerinde doğal olarak bulunur. Sağlıklı deri ve tüyler için gereklidir. Besinlerin, vücutta enerjiye dönüşmesinde rol oynar. Yağ, karbonhidrat ve proteinlerin parçalanmasında görev alır. Eksikliğinde dermatit, egzema, dil ve mukozada yaralar ve kötü görünümlü ve kepekli tüyler oluşur, aşırı yorgunluk ve depresyon görülebilir. Çok yüksek dozda Biotin’in diyabetlilerde kan şekeri kontrolünü de sağladığı görülmüştür (Advent Labs/vitaminler, mineraller, bitkisel Gıda takviyeleri).

Vitamin C

Şüphesiz ki kedilerin beslenmesinde çok önemlidir.

Kemikleri bağlayan güçlü ligament, tendon ve bağ dokuları ve stresle başa çıkabilmelerini sağlar. Kemik gelişimi, diş ve diş eti sağlığı, yaraların iyileşmesi için gereklidir.

İki formda bulunur: doğal ve ascorbic acid şeklinde.

Doğada kuşburnu (doğal biflavonoid sağlar, vücut dokularını serbest radikallerden korur, alerjik durumlarda yardımcı olur., alyuvarların aktivitesini artırır), turunçgiller, domates, patates, çilek, lahanada bulunur.

Ester C formundakinin emilimi, normal vit. C’den 4 kat daha fazladır. Demir emilimini artırır. Kalp krizi ve felç riskini azaltır, Bağışıklık sistemini destekler (hastalıpa yakalanma sıklığını azaltır ve hastalık sürecini kısaltır).

Kedilerde günlük doz, 250 mg‘dır.

http://peteducation.com/article.cfm?cls=1&cat=1400&articleid=711 :

Vitamin

Kediler için önerilen minimum günlük doz

Kaynaklar

Eksiklik belirtileri

Vitamin C

Gerekli değil, sağlıklı kedilerin karaciğerinde sentezlenir Narenciye meyveleri ve sebzeler Yavaşlamış iyileşme, hastalıklara artmış duyarlılık(?)

Vitamin B1(Thiamin)

.01 mg/lb. Bitkiler, meyve, sebzeler, süt, et İştah kaybı, refleks kaybı, sinir kontrolünün kaybı, halsizlik

Niacin

.12 mg/lb. Et, et yan ürünleri İştah ve kilo kaybı, iltihaplı diş etleri, kanlı ishal

Vitamin B2(Riboflavin)

.05 mg/lb. Sakatat ve süt ürünleri” Zayıf büyüme, göz anormallikleri, kalp yetmezliği

Vitamin B5(Pantothenic Acid)

.1 mg/lb. Etler ve sebzeler Saç dökülmesi, ishal, erken beyazlama

Vitamin B6(Pyridoxine)

.01 mg/lb. Çoğu gıdada bulunur, işlenme sırasında zarar görür Anemi (kansızlık), zayıf büyüme, deri lezyonları

Folic Acid

.002 mg/lb. Sakatat eti Kemik iliği hipoplazisi, makrositik anemi

Vitamin B12(Cyanocobalamin,
methylcobalamin, cobalamin)

.00025 mg/lb. Sakatat etleri, hayvansal kaynaklar Makrositik anemi

Biotin

.001 mg/lb. Mısır, soya fasulyesi, dana karaciğeri Kötü (sağlıksız) tüy, kuru cilt, ishal

Antioksidanlar

Hücrelerimizi serbest oksijen radikallerine karşı tahrip edilmekten koruyan bileşenlerdir. Farklı formlarda ve besin kaynaklarında bulunurlar. Damar duvarındaki oksitkenmiş disülfit yapılarını indirgerler.

Detoksifiye edici, uyarıcı ve baharlı kükürt bileşikleri

  • Bazı bitkisel gıdalarda bulunurlar,
  • Antioksidan etkilerinin yanısıra,
    • lenfosit sentezi,
    • sitokin salınımı,
    • fagositoz ve N-K hücre aktivitesinin uyarılması gibi immünostimulan etkileri vardır.
    • Yağlı tabaka oluşumunun (ateroskleroz/damar sertliği) gerilemesine yardımcı olur.
      • Tansiyon düşürür,
      • Kan yağlarının (LDL kolesterolün) oksitlenmesini engeller, koroner aterosklerozun ilerlemesini eneller.

 


 MİNERALLER

İnsanlar ve hayvanlar normal bir büyüme ve çeşitli biyolojik fonksiyonlar için besinler arasında vitaminler yanında inorganik elementlere de ihtiyaç duymaktadırlar. Bu elementler ikiye ayrılırlar;

1. Bol bulunan elementler
2. Eser elementler

Bol bulunan elementlerBu elementlere ihtiyaç fazladır. Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler. Bu elementlere örnek olarak;

Kalsiyum 

Fosfor
Magnezyum 

Klor
Sodyum 

Potasyum

Eser elementler
Eser elementlere günlük ihtiyaç fazla değildir. Enzim tepkimeleri için esas olanlar eser elementlerdir. Bu tepkimelerde üç farklı şekilde yer alırlar.

  • Enzim tarafından katalizlenen kimyasal tepkimenin yapısında yer alır ve enzimin reaksiyon hızını arttırır.
  •  Substrat veya enzimin aktif merkezi ile kompleks yapar. Bu durumda ikisi de aktif hâle gelir.
  •  Bazı hallerde katalitik faaliyetin bir safhasında elektron alırlar.

Eser elementlere aşağıdakilere örnek verebiliriz;

Demir

Krom

Bakır

Arsenik

İyot
Silisyum
Manganez

Kalay

Çinko

Nikel
Molibden

Vanadyum

Selenyum

Kobalt

Flor  

Mineraller, metabolik işleyişte, çok önemli bir rol oynar. Vücudun enerji üretmesinde, büyümede, üremede ve hücre sağlığında hep ön plandadırlar. Örneğin Kalsiyum gibi tek bir mineralin bile düşük seviyede olması, düzensiz kas ataklarına, kemik yoğunluğu kaybına, kanın pıhtılaşmasında problemlere ve düzensiz beyin fonksiyonlarına neden olur. Uygun düzeyde olmasına dikkat edilmesi gereken pek çok mineral vardır.

Selenyum, Çinko, Bakır ve Manganez temel mineraller olup, organların hücrelerinin, serbest radikallerin saldırısına karşı korunmasına yardımcı olurlar. 

Kalsiyum

Süt, peynir, yumurta ve yapraklı sebzelerde bulunur.

Kemiğin yapısal elementidir. Kemiklerin ve dişlerin yapısı, hücre zarı geçirgenliği, metabolik fonksiyonların düzenlenmesi, kalbin düzenli çalışması (sağlıklı kas kasılması), düz ve iskelet kaslarının kontraksiyonu, böbrek fonksiyonu, kan pıhtılaşma süreci, sinir sisteminin düzenlenmesinde rol oynar, sinir uyarıları iletilmesi ve kan basıncı regülasyonunda görev alır. Ayrıca nörotransmiter ve hormonların depolanma ve salınmasında, amino asit alımı ve bağlanmasında, siyanokobalamin emilimi ve gastrin sekresyonunda düzenleyici rolü vardır. Kan kalsiyum miktarı ile depo kalsiyum miktarı arasındaki dengeyi “parathormon” adındaki hormon sağlar.

Fazla ya da az kalsiyum kemik yapısında deformasyon yaratır. Eksikliğinde kemiğin mineralizasyonu bozulur; sinir sistemine ait bozukluklar meydana gelir. D vitamini, iliklerde depolanan kalsiyum ve fosforun beden tarafından özümsenmesine yardımcı olur.  Bu minerallerin ve magnezyumun rezorpsiyonu ve kullanımını kolaylaştırır. Kemiklerin sitrik asit içeriğini artırır.

Vücut kalsiyumunun %99’u kemiklerde, %1’i ise hücre içi ve dışı sıvılar arasında dağılır. Kalsiyum emilimi, oral alındığında ince barsakta (başlıca duodenumda) D vitaminine bağımlı bir biçimde aktif ve bir miktarda da ikincil pasif transport ile gerçekleşir. Vücut kalsiyumunun %50’si iyonize, %45’i plazma proteinlerine bağlı, %5’i ise fosfat, sitrat ve diğer anyonlarla kompleks halinde bulunur. Kalsiyumun büyük kısmı, homeostazında önemli rol oynayan böbrekler tarafından süzülüp geri emilerek %20’si idrarla, kalan 5802i ise dışkıyla atılır ki bu hem safrada ve hem de pankreas sıvısında salgılanan kalsiyumu içerir.

Ani kalsiyum azalmaları kramplara neden olur.

Sürekli kalsiyum azlığı;

 Büyümede durgunluğa,
 Beslenmede isteksizliğe,
 Metabolizmanın artmasına,
 Raşitizme,
 Bacakta uyuşmalara ve felce,
 Hemoroite,
 Güçsüzlüğe ve sonuçta ölüme neden olur.

Aniden verilen fazla miktarda D vitamini kalsiyum emilimini arttırır ve tetanos benzeri belirtilere neden olabilir. Çocukların ilkbaharda zaman zaman kasılması bu nedene dayanır.

D vitamini; bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerde birikmesini hızlandırır. Bu yüzden az miktarda D vitamini raşitizme, aşırı D vitamini ise kireçlenmeye neden olur.

D vitamini absorpsiyonu besinsel lipid ve safra asitlerinin varlığında ince barsaktan yapıldıktan sonra büyük kısmı şilomikronlara bağlanarak lenf içinde kan dolaşımına geçer. D3 vitamini (kolekasiferol) hepatik mikrozomal enzimler tarafından kalsifediole; kalsifediol de böbrekte kalsitriole dönüşür. Kalsitriolün intestinal kalsiyum ve fosfor emiliminde D3 vitamininin en aktif formu olduğuna inanılır.  Karaciğerde hidroksillenme ve konjugasyon suretiyle inaktive edilip safra ve feçesle atılır.

Böbrek yetmezliği olan hastalarda D vitamininin aktif hale dönüşmesi azalacağından, normal günlük dozlarda D vitamini alınmasına rağmen yetersizlik belirtileri ortaya çıkabilir. Uzun süreli kalsiyum katkısı beraberinde yüksek dozlarda D vitamini almakta olan hastalarda periyodik kalsemi incelemeleri yapılmalıdır. Uzun dönem, yüksek dozda elementer kalsiyum alımı hiperkalsemiye veya uzun dönem yüksek dozda D vtamini kullanımı D hipervitaminozuna yol açabilir.

Bunun yanında; ıspanak, kakao gibi besinler ve sitrat, tartarak gibi bileşikler kalsiyum emilimini arttırır.Oksalik asit ve tahıllarda bulunan “Phytin”, kalsiyum emilimini önler.

D vitamini indüklemeli hiperkalsemi belirtileri:

Erken belirtiler: konstipasyon (kabızlık), kas güçsüzlüğü, geçmeyen baş ağrısı, iştah kaybı, bulantı, kusma, diyare, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, noktüri (idrar kaçırma), kas-kemik ağrısı, ağızda metalik tat.

Geç belirtiler: kemik ağrıları, irritabilite, kilo kaybı, göz kuruluğu ve batması, pankreatit, pruritis, hipertermi, letarji, hipertansiyon, kardiyak aritmiler,  AST-ALT düzeylerinin ve BUN’un artması, hiperkolesterolemi ve albuminuri.

Hiperkalsemi durumunda derhal kalsiyum+D vit. alımı durdurularak, kan kalsiyum düzeyi normale dönene kadar izlenmelidir(Abdi İbrahim/Nature Made Oyster Shell Calcium Film Tablet prospektüsü). 

Klorid

Klorid, sodyum, potasyum ve calsiyum gibi, kandaki en önemli minerallerden biridir. Hücre içi ve dışındaki sıvının dengede kalmasına yardımcı olur. Ayrıca vücut sıvısının pH’nın, kan basıncının ve yeterli   kan miktarının oluşmasına  yardım eder.

Krom 

Bu mineral, tip 2 diyabetli kişilerin veya risk grubundakiler için önemli bir gıda haline getirerek, insulin hormonunun daha etkin çalışmasına yardım eder. İnsulin hormonu, yağın yakılmasına, kas oluşumuna, kolesterol kullanımına, açlık kontrolünde enerji üretimini ayarlama gibi fonksiyonlara yardımcı olur.

Insulin, genellikle kan şekeri düzeyinin düşürülmesine yardım eder. Fakat tip 2 diyabetli iseniz, insulininiz daha az etkin demektir. Gerçekten de tip 2 diyabetin bazı durumları, krom eksikliği nedeniyle tetiklenir. Kromun insulin üzerindeki etkisi, kilo kaybetmenize yardımcı olabilir. Çalışmalar göstermiştir ki, krom vücuttaki yağ dağılımında, onların kaslarda tutulmasına yardım eder. Fakat sağlıklı bir diyetle birlikte, hızlı sonuç beklenmez. Özellikle diyabetlilerde, beslenmedeki ek krom, şeker seviyelerini normale indirger. Krom pikolinat’ın, insülinin normal fonksiyonlarını gerçekleştirmesini sağlamak ve kilo kaybetme amacıyla kullanılanların, en iyi formu olduğu düşünülmektedir. Havuç, patates, brokoli ve tam tahıl ürünlerinde yüksek oranda krom vardır. 

Demir 

Karaciğer, kırmızı et, tahıl, yumurta, yapraklı sebzelerde bulunur.  

Bedenin her tarafına oksijen taşıyan hemoglobinin oluşturulmasında demir önemlidir.

Demir fazlalılığı, alınan fosforun yok olmasına, azlığı ise kansızlığa sebep olur.

Oksijen taşıyan proteinler olan hemoglobin ve miyoglobinin yapısında yer alır.
Mitokondrial proteinlerin yapısında görülür.
Bundan başka; demir emilimi için önemli, demirli bir protein olan “Ferritin” in yapısına katılır.
Demir ihtiva eden enzimlere örnek olarak;
H2O2 ‘nin yıkımında görev alan katalaz,
Peroksitlerle organik bileşiklerin tepkimelerini hızlandıran peroksidaz,
Besinlerden gelen elektronla oksijenin suya redüksiyonunu katalizleyen sitikrom oksidaz verilebilir.
Demir-sülfürlü enzimlerse hayvanlar, bitkiler ve bakteri hücrelerinde elektron taşınmasında görevlidirler.

Demir eksikliği; fazla miktarda kuvvetli karbonhidrat (şeker, nişasta gibi) ve sütlü beslenmede, kan parazitlerinde ve aşırı kanamada görülür.
Bu durum; kansızlığa, halsizliğe ve zeka geriliğine neden olur.

Bakır ve dokular

Sitikrom oksidaz enziminin aktivitesinde demirle birlikte rol oynar. Bu aktivitedeki görevi Cu+ ve Cu++ haline dönüşerek elektronu oksijene taşımaktadır.
Lizil oksidaz enziminin aktif grubunda yer alır. Bu enzim, “kollajen” ve “elastin” polipeptitleri arasında çapraz bağlar yapılmasına yardım eder.
Bunun yanında; katalaz, feniloksidaz ve aksorbik asit oksidazın yapısına katılır.
Demirin vücutta düzenli bir şekilde kullanılması için de gereklidir. Bakır olmazsa demir hemoglobine bağlanmaz.
Yumru ve yapraklı sebzeler, süt, karaciğer, nohut, bakla, ceviz, fındık önemli derecede bakır içerir.

Bakır ince bağırsaktan emilir.

Vücutta en çok bakır içeren dokular sırasıyla karaciğer, kalp, beyin ve böbrektir.
Hayvanlarda bakır eksikliğinde kollajen ve elastin polipeptitleri arasındaki bağlar yapılamayacağından damarlarda kopma ve çatlama görülür.
Bağırsaktan bakır emiliminde bir hata oluşursa “Menkes Sendromu” ortaya çıkar. Bu hastalıkta plazmada bakır ve bakır oksidaz düzeyi düşüktür. Büyüme yavaşlar, vücut ısısı düşer, saçlar ağarır ve beyinde dejenerasyon meydana gelir.
Bakır eksikliği kalp hastalığı riskini azaltır.

Bağırsaktan bakır emilimi artarsa “Wilson hastalığı” görülür. Bakır, beyin ve karaciğerde yığılır. Normalde dışkıyla ve çok azı idrar ile atılır.
Bakır içeren kapların yemek hazırlanmasında ve servisinde kullanılması “bakır zehirlenmesi” ne neden olabilir. Bulantı, kusma, midede yanma ve diare bakır zehirlenmesinin belirtileridir.

Bakır, kemiklerin,  bağ dokusunun, beynin, kalbin ve pek çok organın büyüme, gelişme ve tamirinde gereklidir. Alınan demirin düzenli kullanımı için gereklidir. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda demirin kullanımı ve emiliminde ve yaşam destek protein ve enzimlerinin sentezi ve atımında rol oynar. Bakır, immun sistemin enfeksiyonlarla savaşını stimule eder, tahrip olmuş dokuları tamir eder, iyileşmesini hızlandırır. Bakır ayrıca hücrelerde ciddi zararlara neden olabilen serbest radikallerin (oksijen kullanımındaki kimyasal değişimler sonucu oluşan kararsız oksijen molekülleri**) nötralize edilmesine yardım eder. Bakır fazlalılığı, alınan demirin yok olmasına, azlığı ise kansızlığa sebep olur.

(**Molekül ve hücre bazında bitkisel antioksidanlar , bu serbest radikallerin zararlı etkilerini yok ederler). 

Serbest Radikaller

Neden oldukları hastalıklar: 
  • Koroner kalp hastalıkları
  • Kanser
  • Yaşlanma
  • Katarakt
  • Romatizmal hastalıklar

Florid 

Florid, teknik olarak gerekli bir mineral değildir. Çünkü vücut onsuz da yaşayabilir. Yararı, çürükleri önlemesidir.  

İyot ve Tiroid Fonksiyonları

Deniz ürünlerinde bulunur.  

Fazlalığından ziyade, iyot eksikliği göreceli olarak fazladır. Sık görülen iyot eksikliğinin nedeni, tiroid hastalığı, hipertiroid bozukluğu veya guatr sebebidir. İyot eksikliğinin belirtileri, aşırı kilo, kilo kaybı, şişkin yüz, kabızlık, mental ve fiziksel işleyişte yavaşlama, uyukluktur.

Tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu için gereklidir.

Deniz ürünlerinde; özellikle süngerlerin spongiolinden yapılmış iskeletlerinde bulunur.

Brom, klor, nitrat, perklorat ve rhodanid, iyodun yerine geçerek fizyolojik iyon noksanlığına neden olur.

Thioüre, thiourasil, sulfaguanidin ve lahanadaki thiokasalidan, tiroid bezindeki tirozin oksitlenmesini ve iyotlanmasını önleyerek rahatsızlıklara sebep teşkil eder.
Bu durumlarda tiroid aşırı büyüyerek guatr hastalığını meydana getirir.

Embriyonik ve gençlik devrelerinde iyot eksikliği cücelik ve zeka geriliğini (keratinizmus) ortaya çıkarır.

Fazla iyot “Gravez (Basedow) hastalığı” nı ortaya çıkarır.

Magnezyum

Süt, peynir, tahıl, sebzeler, fındık gibi sert kabuklu meyveler. 

Magnezyum, sağlıklı bir sinir sistemi (sinirlerde uyarımın iletilmesine yardım eder), kas kısalması, sağlıklı diş ve kemik oluşumunda hayati öneme sahiptir. Kalsiyum ve fosforun beden içinde dağıtımı açısından gereklidir. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklara karşı ve yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder (kasın özellikle gevşeme fazında etkilidir).

Mag. Eksikliği, immün sistemi olumsuz etkiler, potasyum kaybına ve kaslarda zayıflığa neden olur. Son olarak mag., tip 2 diyabet ve komplikasyonlarının önlenmesinde, PMS’nin semptomlarının hafifletilmesinde, astım ataklarının sayısının azaltılmasında  da  yararlıdır. Magnezyumun fazlalığı böbrek taşı yapar.

Bitkilerde klorofilin temel taşı olduğu için bitkisel besinlerde daha bol bulunur.
Besinlerde magnezyumun %20-30 ’u ince bağırsağın üst kısmında emilir, %60-70 ‘i ise dışkıyla atılır.

Kanda proteine bağlı halde bulunan magnezyum, albümin ve globülinlere bağlanır.
ATP ’den bir fosfat alıcısına fosfat taşımasını katalize ederek ADP ve fosforlaşmış bir yapı oluşturan enzimlerin aktivasyonunda rol alır.

Magnezyum, ATP ’ye gerek duyulan glikoz kullanımı, yağ, protein, nükleik asit sentezi ve kas kasılmasında önemli görevler alır.

Magnezyum tarafından etkinleştirilen enzimler beynin fosfolipid, pirüvik asit ve glikoz metabolizmasına girmektedir.

Mitokondride oksidatif fosforilasyon için de magnezyum istenir.

Magnezyumun vücuttan esas atılım yolu böbrekler olup terle de önemli atılımı söz konusudur. Uzun süren ateşli hastalıklar ve kas egzersizlerinde toplam magnezyum atılımının %10 –15 ‘i terle gerçekleşir.

Magnezyum emilimini besinlerdeki laktoz, protein (özellikle serbest aminoasitler), fosfat, kalsiyum, lipidler engeller.

Magnezyum eksikliğinde;

 Damar genişlemesi,
 Kan miktarında artma,
 Aşırı duyarlılık
 Küçük beynin bazı hücrelerinde bozukluk,
 Böbrek bozuklukları,
 Kramplar,
 Büyümede durgunluk,
 Saç dökülmesi,
 Ödem ortaya çıkar.

Gebeliğin son üç ayında, diabetik komanın insülinle tedavisi sırasında, hipertiroidizmde, bazı sindirim sistemi ve böbrek hastalıklarında hipermagnezami görülür.

Manganez

Manganez, bağ ve kemik dokusu oluşması, büyüme ve üreme fonksiyonları, karbonhidrat ve lipid metabolizması, protein sentezi, mukopolisakkarit üretimi ve fosforilasyonda rol oynar.

Ceviz, fındık, tahıl ve sebzelerde oldukça yaygın; et, balık gibi besinlerde düşük miktardadır. Bu bakımdan insan ve diğer memeliler manganezi daha çok bitkisel besinlerle alırlar.

Özellikle çay manganez bakımından zengindir.

Manganez, en yaygın biçimde mitokondrilerde yer alır. Bu nedenle, mitokondrice zengin hücreler fazla manganez içerirler.

Manganezin aktivite ettiği enzim grupları arasında hidrolazlar, kinazlar, dekarboksilazlar ve transferazlar bulunur.

Manganez başlıca arginaz, pirüvatkarboksilaz, süperoksit diomütaz, fosfataz adlı enzimler için yapı taşıdır.

Manganez, dişide normal fertilite için gerekli olup erkekte manganez eksikliği spermatogenezi bozarak kısırlığa yol açar.

Bundan başka manganez eksikliğinde gözlenen başlıca bulgular; kan pıhtılaşma kusurları, hipokolesterolemi, dermatit, hipokalsemi, hiperfosforomi ve alkalen fosfataz aktivitesi yükselmesidir.

Madenciler, ilaç endüstrisi çalışanları, seramik ve cam işçileri ve gıdasına manganez eklenenlerde görülen kronik mangan zehirlenmesi şizofreniye benzer psikiyatrik etki yapar. Parkinson hastalığına yakın nörolojik bozukluklar ortaya çıkarır.

Hayvanlarda, mangan eksikliği, iskelet sis.inde   gelişişim bozukluğuna neden olur. Mangan, sağlıklı kıkırdak ve kemik oluşumu için gereken proteoglikanların sentezi için gerekli olan glicosiltransferazlar olarak adlandırılan enzimlerin tercih edilen yardımcı faktörüdür. Bu nedenle, sık sık Glukosamin ve kondroitin ürünlerine ilave edilir.

Fosfor

Proteince zengin besinlerde ve tahılda bulunur. 

Tüm organizmaların bulundurmak zorunda olduğu elementlerin başında gelir.
Nükleotitlerin yapıtaşı olan fosfatların oluşumu için kullanılır.
Karbonhidratların ve yağların yıkımında; RNA ve DNA yapısına girerek kalıtsal bilginin taşınmasında rol alır.
Fosfolipitlerde fosfat, proteinlerle birlikte embriyonun beslenmesi için salgılanır.
Organik fosfat; hızlı büyüyen ve hızlı iş gören dokularda (kas ve sinir gibi) bolca bulunur.
Omurgalı hayvanların kemik ve dişlerinde büyük miktarda vardır.
Kandaki fosfat miktarı kalsiyum miktarına oranlanarak sabit tutulur.
Fosfat verilmesi zihin ve vücut işlerini arttırır.

Son araştırmalar kalsiyumun, kemikleri güçlendirme yeteneğini maksimize etmek için, fosfora gereksinimi olduğunu gösterir. Bu nedenle, fosfor almadan alınan kalsium, boşa alınmış olur. Kemiklerin ve dişlerin gelişimi için önemlidir. Fosfor eksikliği, tıpkı kalsiyum eksikliğinde olduğu gibi, kemik kayıplarına yol açar. Bu nedenle, yeterli miktarda fosfor desteği de almak gerekir. Ayrıca D vitamini iliklerde depolanan kalsiyum ve fosforun beden tarafından özümsenmesine yardımcı olur.  Enerji kullanımı için gereklidir.

Fosfat azlığında

Büyüme durur.
 İskelet bozuklukları görülür.
 Kanda kalsiyumun artması kemiklerden fosfor çekilmesine ve böylece kemiklerin yumuşamasına yol açar.

Kanda fosforun artması ise kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olur. Ancak bu daha yavaştır.

Potasyum

Besinlerin çoğu-özellikle sebze ve meyvelerde bulunur. 

Potasyum, gerekli bir mineral ve elektrolittir. Beden sıvısı, sinir sistemi (sinirlerde uyartı iletimi) ve temel metabolizma süreçleri için önemlidir. Yeterince potasyum alındığında, tansiyonun düştüğü saptanmıştır. Hipertansiyonlu kişiler, potasyumdan yarar görürler. Yüksek potasyum düzeyi zehirleyicidir, kalbi ve karaciğeri etkiler. Potasyum azlığında ise iştah kaybı, gelişme bozukluğu, uyuşukluk, koordinasyon bozukluğu ve tüylerde kalite kaybı görülür.

Sodyum gibi sinirsel iletimde ve kasların uyarılmasında rol oynar.
Bitkisel besinlerden alınır.
Vücutta Na-K oranının sabit tutulması gerekir.
Büyüyen hayvanlarda günlük potasyum gereksinimi artar.
Eksikliğinde bazı metabolik bozukluklar görülürken fazlalığı Na-K dengesini bozacağından NaCl ihtiyacını arttırır.

Selenyum

Son araştırmalar, kanseri de kapsayan dejeneratif durumların, iltihaplı/ateşli hastalıkların, nörolojik hastalıkların, yaşlanmanın, ve enfeksiyonların  önlenmesinde, selenyumun rolünü kabul etmektedir.

Sodyum

Sodyum ve Klor ( Na ve Cl )
Sodyum kas liflerinin uyarılmasında ve sinirlerdeki iletimde önemli rol oynar.
Klor mide salgısında bulunur.
Klor ayrıca amilaz enziminin aktivatörüdür.

Sodyum eksikliğinde deride, gözün bağ dokusunda ve üremede bozukluklar görülür.
Klor eksikliğinde sindirim ve büyüme bozuklukları ortaya çıkar.
NaCl eksikliğinde, kramplar, baş dönmesi ve baygınlık görülür. Vücut sıvılarının dengesi bozulur.

Sodyum, vücut sıvımızdaki ve dokularımızdaki pozitif ve negatif iyonların dengesini sağlamada klorid ve bikarbonat ile birlikte çalışır. İyonların bu dengesi olmadan, vücudumuzun elektrik sistemi iletişimi sağlayamaz. Sodyum, dokularda suyu tutar. Azlığı halinde su tüketimi düşer, büyüme bozuklukları ortaya çıkar, ciltte kuruma ve deri dökülmesi ortaya çıkar. Eğer kedilerde kalp ve böbrek rahatsızlığı var ise genellikle sodyum ve klorit düzeyi düşük diyet uygulanır.

İyotlu tuzda ve besinlerin çoğunda bulunur. 

Çinko

Et, balık, yumurta ve sütte bulunur.  

Çinko, vücudumuzun her hücresinde bulunan gerekli bir mineraldir. Minerallerin dağıtımını ve kullanımını artırır. Vücuttaki biyokimyasal reaksiyonları tetikleyen yaklaşık 10 enzim ve maddelerin aktivitesini stimule eder. Pek çok fonksiyonu yanısıra, çinko sağlıklı bir immün sistemi oluşturur, yaraların iyileşmesi için gereklidir, tad ve koku alma duyularını oluşturur ve DNA sentezi ve büyüme için gereklidir. 

Çinko yaklaşık yüz enzimin yapısal komponentidir.
Bu enzimlerden bazıları; karbonik anhidraz, alkalen fosfataz, RNA ve DNA polimerazlar, timidin kinaz, karboksipeptidazlar ve alkol dehidrojenazdır.

Bu enzimler incelendiğinde, çinko genelde enzimin aktif bölgesinde bulunmuştur.

İki yüzyıldan bu yana bilinen ve sayısız araştırmanın kanıtladığı bir bulgu, çinkonun önemli bir yara iyileştirici olduğudur. Bu araştırmalar, çinkonun bağ doku biyosentez ve bütünlüğünde önemli bir eleman olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, gıda ile yeterli çinko alınması, özellikle cerrahi girişim sonrası olgularda önem taşır.

Çinko, protein ve nükleik asit yapılarını moleküler düzeyde stabilize eder.
Subsellüler organellerin bütünlüğünü korur.
Taşıma olaylarına katılır.
İnsülin hormonu vücutta çinko olarak depolanır.
Dildeki tat alma reseptörlerinin ve nazal boşluktaki koku alma reseptörlerinin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak çinkonun görevidir.
Vücutta çinkosu fazla dokular arasında prostat, semen, karaciğer, böbrek, retina ve kemik başta gelir.
Et, balık ve süt ürünleri gibi proteinli besinler, çinko bakımından zengindir.
Fazla protein çinko emilimini arttırırken, yetersiz protein engeller.
Bitki ve tahıl tanelerinin fitatları, selüloz, hemiselüloz çinko emilimini azaltırlar.
Bunun yanında kalsiyum, fosfor, flor ve bakır fazlalığı çinkonun bağırsaktan emilebilecek miktarını azaltır.
Gebelikte fetüs anneden çokça çinko çeker. Bu anne adayına koruyucu olarak folik asit ve vitamin B12 verilmesi, çinko emilimini azaltarak çinko eksikliğini daha da ağırlaştırır.
Yanıklarda çinko yiter ve bu yüzden yanığın iyileşmesi gecikir.
Travma ya da önemli ameliyatlarda da çinko kayıpları önem kazanır
ve bu gibi hallerde çinko eksikliği ortaya çıkabilir.

Çinko eksikliğinde gözlenecek başlıca bulgular şöyle sıralanabilir;

Büyüme geriliği
 Erkekte hipogonadizm
 Hafif dermatit
 İştahsızlık ve kilo kaybı
 Yaraların geç iyileşmesi
 Karanlığa uymada anormallik
 Zayıflamış bağışıklık

Molibden

Ksatin oksidaz, nitrat redüktaz ve hidrojenaz gibi flavinli enzimlerin yapısına katılır.
Azot bakterilerinde havadaki azotun bağlanmasını sağlar.
Geviş getirenlerde işkembe bakterilerinin gelişimi için önemlidir.

Molibden her gün yeterli miktarda alınır; eksikliği hemen hemen söz konusu değildir.

Fazla alındığında anemi, iskelet ve kas bozuklukları görülür.
Molibden demirin hemoglobin yapımında kullanılmasını önler.



Bazı ipuçları:

  1. Vitamin ve minerallerin, tablet/kapsül formlarının yiyeceklere karıştırılması daha kolaydır. Sıvı olanların tadları karıştırılan yiyeceğe karşı da bir direnç göstermelerine neden olabilir.
  2. Herbiri, ayrı ayrı ya da 2’li kombinasyonlar halinde karıştırılmalıdır. Hepsinin aynı anda yiyeceklere katılması, tadı bozacağından, kedinin reddetmesine neden olacaktır.
  3. Yaşlı (5 yaşından büyük) veya hasta, güçsüz pisileri sindirim sistemi enzimleri açısından da desteklemek gerekir.
***** Sızma zeytinyağı da, beslenmenin çok önemli bir parçası olmalıdır
 
 
(https://www.diyabetikkedi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=23&Itemid=106).
 
Yazının hazırlanmasında yararlanılan siteler:
 
http://pets.yahoo.com/cats/health-and-nutrition/212/vitamins  http://www.holisticvetpetcare.net/natural_diet_1.htm
http://peteducation.com/article.cfm?articleid=709  
Ayrıca bkz:
http://www.amazon.com/Virbac-Pet-Tabs-Complete-Vitamin-Miner-Supplement/
dp/B0000CE02I
http://homesteadmarket.com/pets.html
http://www.vetvax.com/vitaminscats.html
http://www.cat-food-zone.com/cat-vitamins.htm 
Exit mobile version