Prof. Dr. Tamer Dodurka’nın Granulom Komplex hakkındaki yazısını ilgiyle okudum. Kedim Kül’ün, senelerdir çaresizce tedavi etmeye çalıştığımız rahatsızlığına konan teşhis de bu. Kül, bahçemde büyümüş bir kedi. Annesi 2004 yazında bizim bahçedeki açık büfeyi duymuş olmalı ki, bebeklerini (beş taneydiler) bahçeye yerleştirdi, girdiyi çıktıyı öğretti ve bir gün onları bana bırakıp gitti. Gariptir ama babaları bu süreçte hep yanlarındaydı, anne gittikten sonra iki ay onlarla kaldı, yanına çağırdı, yemek taşıdı, oynadı, yaladı temizledi. Ve bir gün o da gitti.
Kül inanılmaz güzellikte bir yavruydu, kül rengi, bilenlerin “aaa bu russian blue” dedikleri, inanılmaz yabani, yemyeşil yuvarlak gözlerle hep hayretler içindeymişçesine bakan bir yavru. Çok uğraştık ama bir tanesi dışında hiçbiri bize yaklaşmadı.
Altı ay geçtiğinde, yavruların üçünü (ikisini köpekler yakaladı, biri belirsiz) kaybetmiştik. Sakin olan erkek, yan apartmanın giriş katında, kocaman bir köpeği olan daireyi gözüne kestirdi ve kendini zorla oraya kabul ettirdi, hala orada. İrma’yla kucak kacağa yatıp uyuyorlar, sık sık bizim açık büfeyi ziyarete geliyor ve kedilerimi kovalıyor.
Ve kısmetsiz güzel Kül’üm. Bahçeye indiğimde, Kül kendini kazan dairesinin penceresinden adeta dışarı fırlattı. Taşın üstünde öylece yattı kaldı. Yanına gittim, o koca gözlerle, kaçmaya çalışmadan, bana baktı. İlk kez ona dokundum, titriyor. Kucağıma aldım, kafasını dirseğimin arasına soktu. Öleceğim sandım hem korkudan hem mutluluktan. Bir taşıma sepetine koyup, veterinere koşturdum. Kalça kırığı, bacakta da parçalı kırık. Kalçaya tel sarıldı, bacakta atel. Bu arada hamile kalması riskli olduğundan, güya iyi olunca sokağa çıkacak ya, kısırlaştırıldı. Hareket etmesin dediler, pet shoplarda kullanılan o kocaman demir kafeslerden edindim. Bir buçuk ay kafeste yaşadı.
Ameliyatın onuncu günü dikişleri alındı, temiz. “İki hafta sonra röntgen çekilsin” dendi, evimize döndük. Kafes kaldırıldı. Hala yabani, hepimizden kaçıyor. Bu arada sürekli kuyruk sokumunu ve arka bacaklarının arkasını yalıyor. Dikiş izleri kaşınıyordur diyorum. Ama yalaya yalaya, önce tüm o bölgenin tüylerini adeta traşladı, sonra oralarda yaralar açıldı. Korku filmi gibi, iki bacak ve kuyruk dibi kan içinde. Tekrar veterinerler, röntgenler çekildi, kemikler mükemmel kaynamış, yeni testler, sinirlerde bir şey yok. Fakat sürekli bacaklarını yalıyor ve popodan başlayarak, iki taraflı patilerine kadar çizgi halinde açık yaralar. Gitmediğim veteriner kalmadı. Sonunda alerji dendi ve kortizon tedavisi başlandı, elizabethler takıldı, kremler sürüldü, yaralar kapansın diye beklendi ve üçüncü ayında anladık ki Kül bizim kedimiz oldu.
Bu arada evde iki kedim daha var. Kül hala yabani, kimi görse kulakları iki yana yapışıyor, kedilerime sürekli tısss. Yakalamak bir mesele, ama yakalanınca ne ısırık ne de tırmık var, tam bir melek. Üç ay daha geçti, tekrar yalamalar ve yaralar ve tekrar kortizon. En sonunda veteriner doktorumuz Oğuz bey teşhisi koydu: Eosinophilic Granuloma veya linear granuloma complex.
Alerjiye karşı her türlü, iç ve dış parazit kontrolünü yaptırdık. Hills mama yiyordu, olur ya ona alerji dedik Proplan’a geçtik olmadı, belki et yemesi gerekiyordur dedik, et ve tavukla besledik olmadı. Dışarıda ot yiyordur diye kedi otları diktik olmadı. Hills’in alerji Z/d mamasına geçtik olmadı, ağızdan uzun süre antihistaminik denedik, cildine antihistaminik-antibiotik karışımı krem uyguladık yine olmadı. En sonunda ameliyat yerini açtırıp, kemiği saran teli çıkarttırdım (metal alerjisi olabilir diye) yine olmadı.
Böylece üç ayda bir kortizon tedavisiyle altı seneyi geçirdik. Devamlı kontrol ediyorum. Periyodik olarak üç ayda bir bacak arkalarında sanki kılcal damarları kabarmış gibi ince çizgiler oluşuyor, sanki derisinin altında incecik kurtlar varmış gibi. Hemen kortizon yaptırırsam geçiyor, bir iki gün fark etmediysem, kortizon etkisini gösterene kadar tekrar yaralar açılmış oluyor.
Kül artık altı yaşında. Bu yaşına kadar her üç ayda bir 0.5ml depomedrol oldu. Ve ne talihsizlik ki, son iki seferde bu durum iki aylık periodlara dönüştü. Herhalde doz arttıracağız ve ben çok korkuyorum. Çünkü kortizon, faydası kadar zararı olan bir ilaç. Denemediğimiz bir tek alerji testleri kaldı. Ama edindiğim bilgiye göre kedilere test Türkiye’de yapılamıyor, örnekler İngiltere’ye gönderiliyor. Ayrıca ev ortamında yaşayan bir kedi, diyelim ki yer sildiğimiz deterjana veya çamaşır deterjanına veya ne bileyim belki bana alerjisi var, sokağa mı salacağım?
Arkadaşlar, her türlü öneriye açığım, çok çaresiz ve sıkıntılıyım. Benzer sorunla karşılaşmış arkadaşlar deneyimlerini benimle paylaşırlarsa minnet duyarım.
Bu arada Kül artık benimle uyuyor, eşime kendini sevdiriyor, Gazoz’a hiç yaklaşmadı ama Bozo ile aynı yatakta (ayrı köşelerde) yatıyor. Ama annem (ki Kül’e bayılıyor) altı sene oldu daha elini bile süremedi. Bu kediler çok komik ya.
Görüntüleme sayısı: 1514
|
|
