Site icon DiyabetikKedi

Kirli’den Beyaz’a mektup

kirli_thumb.jpg

Aysin BALTACAN yazıyor:

Sevgili arkadaşım Beyaz, Ben Kirli.

Nasılsın? Sen buralardan gideli 2 ay olacak.. Yeni evinde mutlu musun? Seni alıp götüren kadın, iyi biri.. Eminim güvendesindir.. İçimden sana yazmak geldi, son zamanlarda hayatımda baya bi değişiklik oldu..

‘Ait olmak’ ne güzelmiş..

Ben hiç ‘ait’ olamamıştım bu zamana kadar biliyor musun? Duyardım bizim mahalledeki arkadaşlardan, sahipli olmak, korunmak, kaybolduğunda aranmak falan.. Anlatırlardı hep.. Hele hele bir de ev kedisi olmak diye bişey varmış ki.. Ben hiç görmedim ev kedisi, ama duydum birkaç kere, inanamadım, rüya gibi.. Ev kedisi olunca, tabaklarda hiç bitmeyen mamalar oluyormuş hem de çeşit çeşit, hastalanınca insan yavrusu gibi bakılıyormuşsun, kucakta seviliyormuşsun, insanlar gibi yataklarda yatıp, gün boyu yalanıp temizlenmekten, uyumaktan başka işin olmuyormuş. 

Öyle mi gerçekten? Sen de böyle misin arkadaşım? Sen şimdi ev kedisi mi oldun? Senin de keyfin yerinde mi? 

Son bir aydır ben de ‘aitim’ galiba.

Artık benim ‘ait’ olduğum bir pencere kenarı var gibi.. İnanılmaz bişey ama gerçekten var.. Mama tabağım var bir tane, mavi. Bir tarafında hep temiz su var, bir tarafında da her gün sabah 9’da tazelenen mamalar var. Hatta yün bir hırkam var, pahalı bişey gibi, sıcacık tutuyor vücudumu. Kar yağsa bile patilerim hiç üşümüyor bu hırkayla. Geçenlerde bizim şişko kapıcı hırkamı almaya kalktı, tam patilerimle ona müdahale etmeye hazırlanıyordum ama hırkanın, mamaların ve pencerenin sahibi kadın geldi, vermedi hırkamı şişko kapıcıya

 

Seni alıp götüren, pencerenin sahibi kadın, ben dolaşmaya gittiğimde, hırkayı alıyor, kaloriferlerin üzerinde ısıtıp yeniden koyuyor yerine. Offf hele böyle hırka sıcakken yatmak öyle keyifli oluyor ki, saatlerce hiç kalkmadan uyuyorum orda..

 

Bu kadın iyi biri gibi ama biraz salak.. Geçenlerde bana verdiği kuru mamaları yerken, birden pencereyi açtı, ödüm patladı. Yav, öyle sessiz sedasız gelinir mi hiç? Elini uzattı kafamı sevmek için, biliyorum aslında o iyi biri ama, bilinmez tabi, insanoğlu sonuçta, ona bi “kııhh” yaptım, korkmadı ama ağladı.. Şaşırdım, neden ağladığına anlam vermedim. Yav meğersem ben “kııhh” yapınca dökülen dişlerimi görmüşJJ, ona ağlıyormuşJ. O günden beri keyfim daha da yerinde, artık kuru mamaları dişlerimle kırmak zorunda kalmıyorum, her gün yumuşacık mamalar geliyor tabağıma.

 

Keşke diyorum.. Sen varken, ben de seninle beraber takılsaydım pencerenin oralarda.. Beni de alır götürür müydü seninle? Ama.. Ben senin gibi güzel ve cana yakın değilim ki.. Sen hep faklıydın, bembeyaz tüylerin vardı, benim tüylerim gri.. Havalıydın, çok güzeldin, benimse pislikten yüzüm görünmüyor. Sorma kulaklarımın taaa içleri bile pis. Kızardım sana, hep derdim ya “sazan gibi, herkese sevdirme kendini” diye. Hatta hatırlıyor musun, şişko kapıcının şişko oğlu sana basket topu fırlatmıştı da, neredeyse çenen dağılacaktı..

 

Neyse artık kurtuldun bu hayattan, hani insanlar diyor ya ‘Allah iyilerle karşılaştırsın’ diye.. Ben de böyle dua ediyorum artık, laf aramızda galiba duydu beni yukarıdaki, iyi biriyle karşılaştım bende.

 

İşte böyle güzel Beyaz arkadaşım.. Sana bir resmimi yollamayı istedim, pencerenin sahibi kadından rica ettim, resmimi çek yollayalım dedim ama, hem şimdi çok pismişim, sen beni bu halde görürsen üzülürmüşsün, hem de fotoğraf makinesinin camı kırılmış.. Fotoğraf makinesinin camı yapılana kadar, ben de iyice toparlanayım, tüylerim şöyle bir güzelleşsin, havalı bi poz çektirip yollarım sana.

 

Sen de arada bir bana yaz.. Gözlerinden öperim canım arkadaşım..

 

Not: Haa bu arada Topitop var ya, yine hamile galiba. Dönercinin ordaki gri tombul oğlan var ya, onunla geziyor dediler ama gözümle görmedim, günahını almayım. Gelişmeleri yazarım sana.

Exit mobile version