Miniğim benim. Sakin, kibar, çok oyuncu olmasa da oyun oynayan kendince. Mız mız, nazlı kızım benim…
Nazar değdi bize. Mav’la başladı. Mav hastalanıncaya kadar evimizin neşesine diyecek yoktu. Hatta sayımız bir ara 8 olmuştu. 2 yavrumuz sonra yuvalanmıştı. 1 oğlumuz kalmış, sayımız 6 olmuştu. Minik hiç sevmez oğlanı. Oğlan onunla oyun oynamak ister ama minik istemez.
Mav hastalanınca, mutluluk kalmadı evde. Tam sevindik, iyi derken 2.inci ameliyatında melek oldu. Minik kızımız da Mav’a kan vermişti. Kan kardeşler onlar. İkisinin resimleri çok tatlı…
Şimdi yine aynı ay, aynı tarihlerde Minik hastalandı. Nasıl bir kader bilinmez.
Belirtiler kusma, iştahsızlık. 2 gün serum, mide ilaçları yapıldı. Sonra fakülteye gidildi. Kan tahlilleri, röntgenler, ultrason, ilaçlı röntgen. Kan tahlillerinde pankreas değerleri yüksek. Bağırsakta da birşey görüldü ama o kadar röntgen çekilmesine rağmen anlaşılmadı. Ameliyata karar verildi. Dualar ede ede gittik. Ameliyata aldılar, sevindirici haber geldi bağırsaklarda birşey yok. Pankreastan biyopsi alındı dendi.. Çok sevindim.. Yanına aldılar beni kızımın. Ayılmış, miyav miyav diyor bana, koydukları aletin içinden. Bir hareket aman aman.. Reçete yazdılar, ağızdan ilaçlar önerildi. Ama mümkün mü Minik hanıma içirmek. Ah ah gitmiş o sakin kedicik, gelmiş inatçı, huysuz bir minik..
Bir kaç gün veterinerde kalacak. Ama orada haplarını içmiş, yemeğini de yedirmişler. İnşallah pataloji de iyi gelecek, atlatmış olacağız bu pankreası…
Kızımın kısa hikayesi bu. Sizlerle de tanıştırmak istedim. Mis kokulu kızım benim..
Minik, karıncam benim….
“Diyabetik Kedi” site yöneticisi

