Kasım ayında Bodrum’a bizim meşhur eve yavaştan yerleşmek üzere mal götürdüğümüzde, iki gencecik sarı beyaz kardeşle tanıştım evin orada. Tabii yapıştık hemen birbirimize. Birini daha çok sevdim. Sokulgan, munis, tatlı bir erkek. Gözleri su mavisi gibi geldi bana, ona MAVİŞ dedim.
Onları orada bir ömür yetecek kadar mama ve bakacak -sokakta tabii- insanlarla bırakıp dönecekken, uçağımın kalkacağı gece kardeşi ezildi ve ben ölenin Maviş olduğunu sanarak, ağlaya zırlaya korkunç bir yağmur ve fırtınada havaalanına gittim. Uçuşlar iptal oldu ve ben geri döndüm. Gece yarısı kardeşi sanıp eve getirdiğim kedinin Maviş olduğunu görünce, delirdim tabii!! (kardeşi için hala çook üzgünüm, o ayrı)
Ertesi gün yağmur felaket, hava felaket. Bu yavru dizimin dibinde. Hep eve girmek istiyor. Anladım ki ben onu orada kış vakti bırakıp dönemeyeceğim. Beraber uçtuk, İstanbula geldik…
mavis3.jpgEvet sevgili dostlar, Cuni’mden bir sene iki ay sonra -hiç niyetimin olmadığı bir hal ve zamanda- yeniden evlatlandım…

