__________
Annesi Sevda SAVCI yazıyor:
Gazoz ve iki kardeşi daha bir günlükken anneleri zehirlenmiş. Eşim onu onbeş günlükken yurtlardaki talebelerden aldığında (sağolsunlar), iki kardeşi mücadeleyi bırakmışlardı. Gazoz dayandı. Çok zorlu günler geçirdik, kanlı ishaller, gözlerde iltihap, kör olmaya ramak, yine de dayandı. Vücudu soğudu, tenimizde ısıttık.
Gazlı bir kediydi, adı Gazoz kaldı. Kedi olduğunu hiç bilmedi. Bir patisi boynumda, burun buruna ayn
Ona serumlar verilir, ben ağlarım. İki günü oralarda geçirdik. Düzeldi. Kusmuyor, güzel yemek yiyor ama hep su kabının yanında, bir içiyor bir çişe gidiyor. Hiç normal değil, yine kaptık götürdük. Şeker 600. Daha üç gün olmamış arkadaşım kedisini diyabetten kaybedeli. Kahroldum, aldım kucağıma. O bana sarılır, ben ağlarım, tüm kaybettiğim kediler aklımda. Eşim “Fatoş’u ara” dedi. Canım Fatoşum, bana verdiğin desteği her zaman sevgiyle hatırlayacağım. Sonrası her diyabetik kedi annesinin hikayesi: kulaktan kan almayı öğrenme, insülin iğneleri. Her kan alıştan önce çarpıntılar, el titremeleri, göreceğim sonuçtan ödüm koparak kedimin kulaklarını delik deşik edişim, kendimi affettirmek için habire en sevdiği mamaları verişim, Fatoş’u arayıp “ben yapamıyorum” diye ağlaşmam, derken Şubat ayına geldik. Bir ölçüm yaptım, normal sınır. “Oh sabahı kurtardık” dedim. Akşam bir ölçüm daha, o da normal sınır. Ve sevgili kader arkadaşlarım, yirmi gündür insülinsiz devam ediyoruz. Ne kadar devam eder bilmiyorum, belki de bitti gitti. Bilmiyorum ama çok mutluyum. Sizlerle paylaşmak istedim, süprizler olabiliyor demek istedim, ama en önemlisi, tekrar etse bile, artık çaresi olan bir hastalıktan korkmuyorum demek istedim. Teşekkür ederim Fatoş ve buraya yazıp beni bilgilendiren herkese.




