01 Şubat 2010
Merhaba Fatos Hn.,
Size iyi haberlerim var. Chopin dün aksam hastaneden çıktı. Hem de turp gibi! İshali tamamıyla geçmiş, sanki o eski kedi gitmiş, yerine bambaşka bir Chopin gelmiş. Meğer benim oğlum öyle tembel, bütün gün uyuyan bir hayvan değilmiş. Tüyleri bile daha bir sağlıklı sanki!
Size biraz, şu anki reçetemizden ve bugüne kadar bilmeden yanlış yaptıklarımızdan bahsetmek istiyorum. Chopin‘in mamasını w\d olarak belirlediler, ek olarak da ishale karşı ilaç veriyorlar. Şimdilik kutu yaş mama yiyor, ancak ileride kuru mamaya geçeceğiz. Meğer biz hayvancağızı yanlış besliyormuşuz, bir de insulin seviyesi az gelince, tabii şeker kaçlara çıkıyordu ve organları mahvoldu. Diyabetik kedilere, günde iki sefer, sadece insulin iğnesinden sonra yemek vermek gerekiyormuş. Böylece gün içinde kandaki sekerin yükselmesi azalıyor. Ben kendi kedilerimden alışkınım, acıktıkça (ki devamlı açtı) hep az az da olsa Chopin‘e yamak veriyordum. Ayrıca iğneyi yaparken de, bana şişenin içindeki insulini şırıngayı çekip geri boşaltarak karıştırmam söylenmişti. Bu da doğru değilmiş, çünkü hızlı yapmak, insulinin parçalanmasına ve etkisini kaybetmesine sebep oluyormuş. Ah zavallı yavrucak, bizim elimize kaldı! Hele zaten aslında Chopin, diyabet semptomlarını 16 Aralık’ta göstermeye başlamış, veteriner uyarılmış olmasına rağmen, “verdiğimiz ilaçlar çok sık tuvalete çıkarır” diyerek, ilk diyabet tahlilini 16 Ocak’ta yapıyor!!
Neyse ki; simdi o günler geçti, iyiyiz. Dün ilk giderken, onu hiç yanımda eve getirme niyetim yoktu aslında. Ancak Chopin bizi görünce, üzerimize atladı. Bir ara kucağımda seviyorum, veteriner tartalım dedi. Kucağımdan alıyor diye, bir tıslayışı var veterinere! Dedim, “bu bizim Chopin mi!” Bunun dışında kucağımdayken, sağda solda gördüğü diğer bütün kedi ve köpeklere tabir-i câiz ise, racon kesti. Sonra da mutlu mutlu evimize geldik.
Şimdiki en büyük korkumuz, şekerinin düşüp komaya girmesi. Bu yüzden geceleyin sık sık kalkıp kontrol ediyorum. Bir de hep aç zavallım. Hem de çok aç. Ağlayıp duruyor, ama bu onun iyiliği için diyorum, kendimi engellemeye çalışıyorum. Zaten anladığım, gün içinde verdiklerim boşa gidiyor ve kan şekerini yükseltmekten başka bir işe yaramıyor. Ama yine de bir çeyrek kutuyu, dayanamayıp insulin yapmadan önceki son üç saate girmeden önce veriyorum. Yoksa hem onun için çok zor, hem benim için. Bu olay olduğundan beri zaten iki kilo verdim ve o böyle aç aç yüzüme bakarken ben de bir şey yiyemiyorum.
Şimdilik bu kadar, Çarşamba ya da Perşembe günü yeniden şeker eğrisine bakılacak, o zaman size yine Chopin‘in haberlerini gönderirim. Bir taraftan da fotoğraflarını topluyorum. Göz ameliyatı öncesi, sonrası. Bakarken fark ettik, bir anda çöktüğü o kadar belli ki aslında diyabetle beraber. Ayrıca veterinerler, pankreasında daha önce bebekliğinde de kötü beslenmiş olduğuna dair tortular buldular! İnsanlar niye böyleler? Türkiye, Avrupa hiç fark etmiyor, öyle kedilerle karşılaştım ki, şu cemiyette çalışmaya başlayalı. Gözüne sigara bastıkları mı dersiniz, üçüncü kattan sahibinin aşağı attığı mı, -7 derece soğuk yaptığını bildiğim geçen bütün kış boyunca kapalı olmayan beton bir balkonda kalanlar mı… İnsanın sinirleri bozuluyor ve kendi hemcinsinden utanmasına sebep oluyor o zavallıcıkların halleri. Hala hayata tutunmaya çalışıyorlar, hala sevgi dolular, en şaşırtanı da, bizlere hala güvenebiliyorlar!
Sizi daha fazla üzmeyeceğiz oğlumla..
Chopin‘den ve benden size sevgilerle,
CHOPIN ARTIK EVİNDE VE GARFIELD MİSALİ HEP AÇ
Aradan 4 gün geçip de haber alamayınca endişeli ve sitemli bir mesaj gönderdim ve gelen cevap:
05 Şubat 2010
Sizi hiç unutur muyum Fatos Hn., hele de bize bu kadar yardımcı olduktan sonra. Yalnız ben de bu aralar, Chopin’in hastalığı sırasında yapamadığım çalışmalarıma ağırlık veriyorum.
Chopin’e gelince, gayet iyi duruyor, hala çok aç ama sizi de dinleyerek öğünlerini biraz daha sıklaştırdım. Yoksa zaten, sinirli oluyor, sanki bana da bulaşmamak için gidip bir köşe bulup ya gözden kayboluyor, ya da uyuyor insulin saati yaklaştıkça. Ama yemekten sonra kanepede yan yanayız. Ne zaman şu pisiciğin mama kabı yerine oyunu düşündüğü günleri göreceğim? Hem de daha iki yaşında, genç sayılır, çok daha hareketli olması gerekir aslında diye düşünüyorum…
Yalnız kuru mamaya yeniden başladık ve hiç çiğnemeden yuttuğu için, ezerek veriyorum. Mideyi korumak için ilaç konusunda şimdilik gerek yok, nasılsa dışkısı iyi çıkıyor dediler. Açıkçası, geçişte hala tedirginim, biraz gazı var dünden beri. Şimdilik dışkısı sert ama, karın guruldamalarımız yeniden başladı. Elbette bunda, insulin seviyesini tekrar düşürmemizin de etkisi olabilir. Yani aralarında direkt bir bağlantı var mı bilmiyorum ama dün bütün gün Chopin‘in yeniden glukoz eğrisine bakıldı. 1g/l altına düşüyor kandaki seker seviyesi 6. saat içinde. Doktor, olası bir komadan korktuğu için, Caninsulin seviyesini 2 üniteye indirdi. Şimdilik ilacı değiştirmeyi düşünmüyorlar, çünkü Chopin ilaca iyi cevap veriyor.
Cumartesi günü altıncı saat içinde bir defaya mahsus bir kan tahlili daha yapılacak. Bunun dışında bana idrar tahlili için bantlar verdiler. Üstelik bunlar, sizin daha önce anlatmış olduğunuzdan farklı olarak oldukça detaylı sonuç veriyor. Ancak sorun, kumu idrarı hemen çektiği için, bantlarla yakalayamıyorum ya da galiba bitkisel kum kullandığım için anlamsız derecede yüksek sonuçlar veriyor. Bandı altına sürmeye çalışınca da Chopin tedirgin oluyor. Bu sefer, tuvaletini kumun dışına yapmaya başladı. Yani anlayacağınız, şimdilik oldukça sık yaptıkları kan tahlilleri ile yetiniyoruz. İleride, bir glucometre almayı düşünüyorum.
Bunların dışında forumda beslenmeyle ilgili olan kısmı biraz okudum, açıkçası çiğ etle ilgili tezleriniz bana oldukça mantıklı gelse de, nedense elim varmıyor Chopin‘e çiğ et vermeye. Hem sonra parazitle uğraşacağımızı, hem de çiğ eti hijyenik olarak saklamanın çok zor olacağını düşünüyorum. Ancak tariflerinizi de merak etmedim değil, sitedeki tarifler kısmında o kadar çok tarif var ki, hangi birine güveneceğimi bilemedim. Zaten şu anda, veteriner ne derse harfiyen yapıyorum, çünkü Chopin‘in koruma cemiyetine sadece geçen haftaki maliyeti 700 Euro. Daha bunun tekrarlanan insulin ölçümleri, devamlı değişen maması, bir önceki veterinere verilen paralar, göz ameliyatı. Yani anlayacağınız, bir hata yaparsam yandım. Onlar da haklılar, benimse bütün bunları öğrenci bursuyla karşılamam ne yazık ki mümkün değil.
Chopin‘in sayfasını hazırlamak için izin verirseniz biraz daha beklemek istiyorum… Daha ne olursa olsun çok zayıf, tüylerinin bir kısmını biz kesmiştik, bir kısmı tahlil alırken bantlara yapışıp yolundu… Oğlumun biraz daha yakışıklı fotoğraflarını göndereceğim.
Ancak size Chopin‘in birkaç fotoğrafını göndermek istiyorum. Birincisi göz ameliyatından önce, gözlerini hiç açamıyormuş ve çok canı yanıyormuş. Ancak burada 3kg 600 gr. Bir sonraki de gözlerinde dikiş varken. En sonuncusu ise dikişleri alındıktan sonra. Burada aslında diyabeti çoktan başlamış, zaten hayvanın kilosunun da düştüğü belli ama veteriner göz ardı etmiş…




07 Şubat 2010
Fatos Hn, size bir şey sormak istiyorum. Birkaç gündür gene insulini 2 üniteye düşürmüştük, dün akşamki tahlili yine çok yüksek çıktı Chopin‘in. Saat 17.24’te (ben insulinini 12.00’da vurmuştum) 4.11g/l. Bunun üzerine acil yine 3 üniteye geçtik. Ama ben çok tedirgin oldum bugün, çünkü gecen sefer ilk 3 üniteye geçtiğimizde şekeri o kadar düşmüştü ki, yaklaşık normal saatinden iki saat sonra enjeksiyonu yapabilmişlerdi. Ben de bugün çok korktum, yani bir komaya girse yanlış anlamadıysam, beyinde hasar olabilir. O yüzden hemen gittim, bir glukometre aldım eczaneden… İlk ölçümümüzü yaptık, korktuğum gibi olmadı, kulağı çok acır diyordum, fark etmedi bile. Ama biraz pahalı. Bantları bir kere kullanıyormuşuz, ancak o delme iğnesini de her seferinde atmak mı gerekiyor? Çünkü kutudan zaten çok az sayıda iğne çıktı…
TORUNUM CHOPIN VE YİNE ŞEKER DENGESİZLİĞİ
Chopin, artık benim torunum sayılırdı ve sonraki yazışmalarımızda torunumdan haber çıkmayınca hemen bir ikaz mesajı gönderiyordum.
21 Şubat 2010
Merhaba Fatos Hn,
Gerçekten çok mahcubum, ama inanır mısınız, annemi bile arayacak vakit bulamıyorum. Halbuki ilk iş biraz kendimi hazır hissetsem, Chopin‘in sayfasını yapacağım. Bir taraftan Chopin‘in bakımı, tez, bir de ara ara çalışıyorum. Ama özrü yok, bundan sonra iki satır da olsa size haberlerimizi göndereceğim.
Torununuz kilo almış:) 3,8 kg… Yani 800 gr almışız, bu iyi. Ancak ne yazık ki, şekeri hala düzene girmedi. Veterinerlerin elinde oyuncak olduk. Aslında Chopin‘i yatırdığımız klinikteki doktor, gerçekten çok deneyimli ve bilgili. Ancak sorun, anlayamıyorum buranın sistemini, oraya gitmek için bir veterinerden geçmek gerekiyor. Yani aynı aile doktoru gibi, sizin kendi veterineriniz size sevk yazmalı. Sonuçta, bizi oraya gönderen bayan doktorun hataları yüzünden zaten bu hallere düştük. O kliniğe de her aklımıza estiğinde gidemiyoruz, gerçekten durumu ağır olanlar geliyor. Biz de arada başka bir veteriner bulduk. İyi niyetli bir kızcağız ama deneyimsiz, öğrenecek…
Klinikteki doktorun 2 ünite insulin tedavisini takiben, bu yeni bulduğumuz bayan doktorun gün içinde bir defaya mahsus yaptığı test çok yüksek çıkınca, tavsiyesi üzerine insulini tekrar 2,5/3 üniteye çıkardık. Neyse ki ben glucometreyi aldım. 0,7 nin altındaysa iğne yapmıyordum. Sonra kontrole gittik, dedi ki “insulinde devamlı olmak lazım, düşükse 1,5 ünite bile olsa insulin yapacaksınız”. Ben gene ikna olmadım, herkese de söyledim. Kontrollü bir şekilde yemek desteği, saat kaydırarak, dediğine uymaya çalıştım. 3 gün boyunca çok güzel sabitlemiştim, sonra bir anda yükseldi. İnsulini 3 üniteye çıkardım ama bu arada Chopin gene biraz yumuşak tuvalete çıkmaya başladı. 3 günün sonunda bu sefer de çok düştü. Zannediyorum dün gece bir hypoglycemie atlattık. İğneyi gece 23.00 da yapmış olmama rağmen, sabah 10.30’da sekeri 50’ydi! Gece kaç oldu bilmiyorum, ölü gibi uyumuşum, yavrucak n’aptı haberim yok. Sabah ilk defa Chopin‘i iştahsız gördüm. Birkaç gündür de çok sinirli. Zannediyorum 2-3 gündür 50-70 en çok 90’a çıktı şekeri. Yani bana göre düşük ama bayan veterinere göre çok iyi.
Neyse bugün zaten o bilgili dediğim klinikteki veterinere benim test kayıtlarımla beraber gitmeye ikna etmiştim cemiyettekileri. Chopin‘i de alıp gittik. Öncelikle verdiği normal şeker aralıkları farklı, ona göre 100-200 arası normal, diğer veteriner bayan 50-150 demişti. “100’un altı hypoglisemi riski taşıyor ki, iğne yapmamak lazım” dedi. Ayrıca söylediği ilginç bir şey, “eğer şeker seviyesi uzun süre düşük seyrederse, vucut bir anda kana şeker verebilirmiş stoktan. Bizim yakaladığımız o yüksek seviye, böyle bir pik olabilir” dedi. Ayrıca ben birkaç kere Chopin‘in şeker seviyesinin gün ortasında, yani insulinin en etkin olduğu zamanda, gün sonundan daha yüksek olduğuna şahit oldum. Klinikteki veterinerin önerisi, “biraz hyperglisemide olması, hypo’dan daha iyidir. Vücuda birkaç gün adapte olması için izin verin, eğer yüksek şeker hala devam ediyorsa, insulin seviyesini arttırırsınız ve iğne atlamayacaksınız diye bir şey yok, sekeri düşükse yapmayın” dedi. Her zamanki gibi bilgilenmiş, biraz daha doğru refleksleri edinmiş olarak çıktık. Cemiyettekiler “sen haklıymışsın, sen demiştin” dediler ama neye yarar. Bu arada, Chopin‘in bağırsakları bozuldu. Yine klinikte verdikleri gibi yaş mamaya döndüm ama gerçekten çok korkuyorum şu ishal sorunu geri gelecek diye. 3 gün oldu, düzelmiyor, hatta biraz daha kötüye gitti diyebilirim. Neyse ki sadece yumuşak ve biraz gazımız var.
Ne zormuş, bitkin düştüm, hayvan da sıkıldı. Gözüne damla damlat, olmadı kulağını del, iğne yap, yemek istesin vereme… İşkence eder gibi! En kötüsü de, bu hastalığın geçici olduğuna dair inancımı kaybediyor olmam. Bu arada Chopin, evdeki misafirlerden korkunç rahatsız oldu, hele yemek yerken neredeyse birine saldıracaktı. Anlıyorum ki, benden başkasının (bana bile artık izin vermiyor pek ya) insulin vurmasına kolayca izin vermeyecek, zor olacak.
Bir an evvel, Chopin‘in sayfasını da hazırlamak istiyorum ama bu karamsarlıkla Chopin‘den çok kendi kaygılarımı anlatacağım diye korkuyorum. Sizler ne güzel anlatmışsınız Şeker Kedilerin ağzından… Neyse ki maillerimiz var, onlar yaşadıklarımızın kaydı gibi…
Gerçekten de bazen o hay huy arasında notlar almayı unutuyoruz ama maillerimiz, o dönemlerin kaydı. Dönüp baktığımızda, yeniden yaşamış gibi oluyoruz! Ve artık yazışmalarımız daha stressiz, konuya daha hakim sürüyordu.
Chopin‘in mamasını biraz daha sulandırmayı deneyeceğim bugün… Doğru soyluyorsunuz, daha tok tutar diye düşünüyorum. Çiğ et konusunda da söylediğiniz mantıklı, su bağırsaklarımız bir düzene girsin, en azından gün içinde az az vermeye çalışacağım. Böylece gün içindeki açlığını, sekerini yükseltmeden çözmüş olacağız. Mide ilacını ise doktorun vermesi lazım çünkü ayni ilacı burada bulabilir miyim bilmiyorum, ya da Türkiye’ye gelince eczaneden bakacağım.
ARTIK TABAĞINDA YEMEK BIRAKIYOR
21 Şubat 2010
Merhaba,
Bugün ikinci gün glikozu çok düşük, ama özellikle bugün çok hareketli, hasta gibi bir hali yok. Dün gece iğne yapmadım, bu sabah yapmadım, aksam da yapmayacağım, çünkü glukozu 40. Bana öyle geliyor ki, sanki pankreas insulin salgılamaya başladı. İki gündür sanki vücut kendini düzene sokmaya çalışıyor. Dün biraz bal verdim ama bir işe yaramadı. Hareketli, sağlıklı durduğu sürece şeker takviyesi ile müdahale etmek ne kadar doğru bilmiyorum.
Eğer böyle devam ederse, gece de yemek verebilirim zannediyorum. Önceleri şekeri yüksek olduğundan doktorların tavsiyesine uydum, sadece insulinle yemek vermeye çalışıyordum. Elbette ağlamalarına dayanamayıp veriyordum ama az az. Zaten verdiğim de asla tabağında kalmıyordu, hatta köpek nefisli olduğuna kanaat ettim, çatlayana kadar yiyecek! Şimdi ise şekeri düşükse, ben kendim veriyorum. Ama ilginçtir, iki gündür yemeği tabağında kalıyor. Hiç yemiyor değil, sanki doyduktan sonra yemiyor. Arada miyavlanan peynirler ayrı tabi:)
Tavuk konusunda, geçen bir vermeyi deneyim dedim, yumuşak dişki hemen ardından başladı. Elbette birçok parametre var, kandaki glukoz seviyesi de aynı dönemde yüksekti. Bilmiyorum, gıda konusu hala çok kırılgan, sorun ne yediğinden çok, beslenmesindeki değişimlerden kaynaklanıyor sanki. Daha yaş mamadan kuru mamaya geçemiyoruz. Mama değiştirmeyi hayal bile edemiyorum.
Veterinerde çıkan seviyeyle, evde çıkan arasındaki fark konusunda tamamıyla size katılıyorum. Hatta o ilk 400’ün üstünde çıktığında, Chopin‘den çok zor kan aldılar, çok bağırdı. Bence ondan o kadar yüksek çıktı. Kaldı ki, veterinerden gelince evde yaptığım testlerde ben de bu düşüncemi doğrulayan sonuçlara rastladım. Bayan veteriner de bana “çok az fark eder” dedi ama yanılıyorlar.
Merhaba Fatos Hn.,
Torununuzdan haberlerim var:)) Chopin iyi, yani ya da iyi mi açıkçası bilmiyorum ama biz oğlumla alıştık artuık bu zor hayata. Ben yokken kulaklarını kaşıyor diye yine kortizonla lokal uygulanan bir ilaç kullanmışlar. 10 gün boyunca insulin vurmadan şeker seviyesini dengelediğimiz Chopin, geldiğimde yine ishal başlangıcıydı. İlk bir iki gün fazla su içmediğini ve normal yemek yediğini gözlemlediğimden, kan tahlili yapmadım. Aslında ishal Chopin için seker yüksekliğine delil ama galiba bu hastalığın geri gelebileceğini pek kabullenemedim. Neyse sonuçta, Chopin‘in şekeri önceki gün 450’ye çıktı… İstanbul’da İlhan ağabey ile konuşmuştum ve bana “bunun Tip 2 şeker olduğunu, bu hastalarda hypo riskinin çok yüksek olduğunu, hiçbir şekilde insulin tedavisi önermediğini onun yerine antibiyotik tedavisi yapılması gerektiğini” söyledi. Galiba biraz da bu yüzden, döndüğümde elim insulin vurmaya gitmedi.
Daha önce glucometre ile hatalı sonuçlar elde ettiğimiz için, emin olmak adına veterinere götürdük: sonuç doğru. Hemen insulin tedavisine başlıyoruz dedi. İyi, güzel de 10 gün nasıl her şey normal gidiyor da, sonra birden yükseliyor bu şeker? “Gecen hafta şeker hastasıydım, bu hafta geçti ama haftaya geri gelir belki” denebilir mi?
Neyse ki, 6 Mart’ta fruktozamin örneği alınmış, sonucunu ise dün aldık. Sonuç 3,2, demek oluyor ki, Chopin seker hastası değil. Ben önce buradaki veterinerimizi aradım ve İlhan abinin söylediklerini anlattım. “Ben de antibiyotik tedavisinden yanayım” dedi “ama ishalini ne yaparsın bu süreçte bilemem”… Ben tabi sinirlenip, İlhan abiyi aradım: “Kesinlikle serum bağlasınlar, B vitamini versinler, bağışıklık sistemini güçlendirici ek ilaç takviyesi yapılsın ve antibiyotik başlayın” dedi… Şimdi, arada dağlar kadar fark var!!! “Veterinerini de değiştir” dedi…
Bugün başka bir veterinere götürdüm Chopin‘i, daha yaşlıca bir bey. Prebiyotik dışında, İlhan abinin söylediği hiçbir ek desteğe gerek görmeden o da antibiyotik tedavisinde karar kıldı. Ancak söylediği bir iki şey manidar:
- Vücuttaki olası bir bakteriden şüpheleniyorlar ama nerede yerleştiği belli değil.
- Gelecek çok ağır bir hastalığın, FIP gibi ön sinyali olmasından korkuyorlar.
Ayrıca veteriner, “özellikle karın kaslarının gelişmediğini, bu yüzden bütün organların ele geldiğini” söyledi, “yaşlı bir kedinin fizyonomisine benziyormuş daha çok Chopin’in durumu”. Ama bizde kesin doğum tarihi var 2007, üzerinde çip olduğu için.
Bugünkü veteriner de, “açıkçası Chopin’in zor bir durum olduğunu ve tam olarak ne olduğunu anlamadığını, yalnızca bir kısım hipotezleri olduğunu” söyledi. Diğer veterinerlerin de bu çıkmazda olduğunu ve işler kötü gitmeye başlayınca, herkesin birbirine topu attığını düşünüyor. Yani biz şu anda koca bir soru işaretiyiz ve herkes bizden kaçıyor. İshal konusunda bir “gastro” salgınından korkuyorlar, insana ya da insandan bulaşıp bulaşmadığı belli değil, ancak yaklaşık 20 gün kadar ben de Chopin‘le birlikte ishal oldum ve Türkiye’de ancak Ercefuryle kullandım da geçti.
Artık ben ne düşüneceğimi bilmiyorum, iyi mi kötü mü; sevineyim mi üzüleyim mi hep göreceli. Ya da belki de nasırlaştım. Umarım daha kötü bir hastalık gelmez. Chopin‘in kâğıtlarını üzerime almak için gerekli girişimleri yaptım. Beni gerçekten paragöz biri olarak düşünmeyin ama Chopin‘in 2 aylık masrafı 1500 Euro ve ben eğer bu şekilde devam ederse nasıl karşılayacağımı bilmiyorum. Ek çocuk bakma işi falan buldum birkaç aylığına ama umarım daha zor bir hastalık çıkmaz. Bu kadar çabadan sonra onu ne maddi ne manevi bir sebepten dolayı kaybetmeye dayanamam.
En çok sinirlendiğim de, buradakilerin aylardır düşünemediğini, İlhan abinin kediyi bile görmeden tek seferde ilk 10 dakikada söylemiş olması. Gerçi bu ilk defa başımıza gelmiyor, bizim İlhan beyle tanışmamız köpeğim dolayısıyla olmuştu, onu da 1 seneden fazla veterinerden veterinere dolaştırdık, Florya’da Amerikalı bir veterinere bile götürdük de ne olduğunu anlamadılar. Her yanında kokulu yaralar çıkıyordu ve “staf mikrobu var” deyip, antibiyotik ve kortizon veriyorlardı. Hayatı boyunca bu tedaviye devam etmesi gerekirmiş. İlhan abi daha uzaktan baktı, “bu hayvanda sıçan kuyruk var, tiroid hastası” dedi. Westy tiroid hapı aldığından beri sapasağlam, yara mara çıkmıyor. Şaka gibi değil mi! Simdi buradakiler, yine İlhan abinin söylediği diğer takviyeleri yapmıyorlar ve korkarım Chopin her türlü ilaca aşırı tepki gösteriyor. Ensesine geçen pire ilacı damlattım, bugün orası yara olmuş ve tüyleri döküldü. Eğer böyle giderse, gerçekten alıp Türkiye’ye geleceğim…
Not: Chopin 4,2 kg olmuş cok mutluyuz. Size bir de internet için yazdığım taslağı ve Chopin’in yeni fotoğraflarını gönderiyorum. Bir bakarsanız, olmazsa değiştiririz ve ben bu arada pozları iyi değilse yeni fotolar çekmeye çalışacağım. Size ilk gönderdiğim hasta zamanlarından olan fotoğrafları da kullanabiliriz… Tekrar sevgiler…


ARTIK MAHZUNUM ÇOK HASTA VE YAZIŞMALARA BEN ARA VERİYORUM
Ne kadar uzuldum bilemezsiniz… Bunlar kucucuk canlar elimizde ve o kadar kirilganlar ki aslinda… Yalniz ben sizin bircok kediniz oldugunu bilmeme ragmen, Tarcin’dan baska hasta bir kediniz oldugunu bilmiyordum: nesi var? Iyilesebilecegi bir hastalik degil mi? K ac yasinda ki yavrucak? Uzulmeyin yine de, onun yaninda olmaniz, her aninda destek olmaniz ne kadar onemli… Onlar yillarca sadece bizim iki dudagimizin arasinda, evin icinde dort duvar arasinda yasiyorlar: butun hayatlari biz oluyoruz ve bazen bunun onemini anlayamiyoruz. Siz yaninda oldukca o yine de mutlu olacaktir, herseye ragmen…
Acilari konusunda ne yapabileceginiz hakkinda hicbir sey soyleyemiyorum ne yazik ki… Chopin’de de anladim, hastaliklar konusunda, ilaclar hakkinda ne kadar bilgisizmisim: ben hastalandim mi anneme giderim, kedimiz kopegimiz hastalandi mi o bilir zaten ne verilecegini ben sadece onun yukunu biraz hafifletirim ama insiyatif almak baska birsey…
Mama konusuna gelince, ben yokken m/d’ye gecmeye calismislar fena gitmemis ama bugun doktor lutfen cok karisik bir durum bircok parametreyi ayni anda oynarsak isin icinden cikamayiz, mamasini degistirmeyin dedi. Bana biraz mantikli gorunuyor, hem bir sureligine de olsa w/d ile gayet iyi idare ettik, hatta neredeyse kabiz olacak diye bile korktum bir ara… Bir de, buradaki veterinerlere ben i/d den bahsettim, bana i/d bobrek hastalari icindir, bagirsaklar icin w/d dediler. Yani onlara guvenmiyorum ama bir sure daha mama konusunda kipirdamayacagim… Ancak seker-diyabet konusundaki tezinize ben de katiliyorum: biz buna ekonomide inverse causality diyoruz ancak elimden birsey gelmiyor ishalini doktorlardan daha cok onemseyip gerekli ek destekleri yapmaktan baska… bunu ben de bir suredir dusunuyorum ama o zaman ishale ne sebep oluyor onu bulmak lazim: cunku gidasini degistirmiyoruz, eve gelip giden yok stres olsun… Eger sebebi seker degilse baska birsey, semptomlari tedavi ediyoruz gibi geliyor zaten bana, baska birsey var.
Bitkisel destek urunleri konusunda burada da kesinlikle vardir eminim ama benim sorunum verdigim herseyin sekerini yukselttigini iddia etmeleri… Simdi bugun mesela benim Turkiye’den getirdigim prebiyotik (ki Ingiliz mali gercekten iyi kalite bir ilacti) ya sekeri yukseltiyorsa diye buyurun bizimkini kullanin dediler…isin kotu tarafi ilac Ingilizce oldugundan okuyamiyorlar da. Yani tip terimleri hep aynidir, insan biraz caba harcar degil mi? Gercekten vizyonlarinin dar oldugunu dusunuyorum.. O yuzden aklima estigi gibi gidip eczaneden vitamin alamiyorum. Eger sizin bir oneriniz varsa (cunku siz daha once Tarcin’a bu tarz urunler kullanmisinizdir) hemen pazartesi gunu eczaneye gidip bakacagim. Immunex var mi bilmiyorum, icerigine gore ilac secmem lazim acaba immunex ilac ailesinde neler var? Icerigini galiba bilmem gerekiyor… Echineasia’yi sorucam, yalniz siz bana daha once bir bitki soylemistiniz sekeri duzenliyor diye, daha sonra annem de ayni seyi soyledi ama hatirlamiyorum… Acikcasi tam olarak birkac vitamin adi verirseniz ben de eczaneye ne istedigimi tam olarak anlatabilirim saniyorum.. Eger olmazsa, ilac getirme konusundaki teklifiniz gercekten cok nazik, acikcasi eczaci ile anlasamazsak gercekten ihtiyacim olabilir. Ben Istanbul’dayken bu hastaligi atlattik diye yalnizca bagirsak florasindaki hasara odaklanmistim ama antibiyotik tedavisi ile zannediyorum gercekten bircok ilac destegi gerekecek… Keske Istanbul’da size yazsaydim ilac isimleri icin ama ne yazik ki evde internetim yoktu ve 5 ay sonra 1 haftada kendi islerimi bile zor hallettim ve ancak veterineri gittim gordum…
Bu surecte butun en iyi dileklerim Mahzun’la… Adinin tersine mutlu olsun… Butun kalbimle yaninizdayim, eger cok sikilirsaniz beni arayabilirsiniz, bazen konusmak ise yarayabilir: numaram 0033 141310838. Ben sizi geri ararim, Turkiye’deki sabit hatlari diledigimce arama hakkina sahibim… ve lutfen yapabilecegim her ne olursa cekinmeyin… Belki bir ilac olabilir, ya da buradan danismamiz gereken bir bilgi olabilir… Buradaki veterinerimiz kabul eder mi bilmiyorum ama recete gerektiren buradan almak istediginiz bir ilac varsa, recete yazdirmaya calisirim. Bu Fransiz’larin sagi solu belli olmuyor ama denerim…
Tekrar tesekkurler,
Sevgiler,
Aycil
Sizi cok iyi anliyorum, benim de Turkiye’de annemle kalan 17 yasinda bir kopegim var durumu icler acisi… Bu gidisimde aslinda ne yalan soyleyim ben uyutmaya karar vermistim ama annem kiyamadi… Cok zor, bizimki bir de bizi falan artik hic tanimiyor. Kendi pisliginin icinde yasiyor, mama kabinin yaninan tuvaletini falan yapiyor. Sanki agiz bolgesinde de kismi felc olusmus gibi geldi bana bu sefer ya da parkinson oldu… bilmiyorum. Gercekten zor, ama size birsey soyleyim mi kediler kopeklere gore ne olursa olsun daha kolay: ornegin simdi Westy’i yikamamiz gerekiyor yikayamiyoruz hastalaniyor. Zaten merdiven falan inip cikmak bir yana bazen bacaklari hic tutmuyor. O zamanlar kucagimiza alip onu tasimamiz gerekiyor, annemin beli tutmuyor, kopek kedi gibi hafif birsey de degil… Kolay gelsin, keske hepsi birden yakin yaslarda olmasalardi…
Fatos hn. ben bu hafta soylediginiz ilaci veterinerden sorucam. Tercih ettiginiz bir form var mi, kapsul, hap… v.s. Kac kutu alalim? Esinizin adresini bana verirsiniz ben ilaci ona gonderirim… o da kargoyla size yollar… Likit degilse kargo kabul ediyor diye biliyorum… Ne yazik ki Turkiye’ye gidecek biri yok su aralar cevremde…
Pardon, merak ettim: esiniz sizin Fransa’da mi yasiyor? O zaman siz de belki zaman zaman geliyorsunuzdur… Geldiginizde goruselim, cok sevinirim…
Sevgilerle,
Aycil
Yok zaten bizimkisi hep dilde, yapmaya kimsenin cesareti yok ama Westy gercekten tamamiyle bilincsiz bir sekilde mama kabi ve yatagi arasinda yasiyor, tabi yasiyor denebilirse… Yine de bir sinyal verdi mi hepimiz ayaklaniyoruz, gitme oglum diye… Kendimizi mi avutuyoruz, yoksa ona iyilik mi yapiyoruz bilemiyorum…
Size veterinerle konusunca tekrar yazacagim…
Merhaba Fatos Hn.,
Nasilsiniz? Haberlerinizi duymayinca merak ettim…Dun Mahzun icin iki gundur cok halsiz demissiniz, bugun nasil? Ne guzel bu soguk kistan sonra gunes Ankara’da yuzunu gostermis de yavrucak bahcede vakit gecirebilmis. Umarim iyi olur demek istiyorum… Zannediyorum gecen seneydi Westy kopegimiz yaklasik 2 hafta falan cok kotu durumdaydi. Belden asagisi tamamen hareketsizdi, su bile icemiyordu… cok agladik. Sonra bir anda kendine geldi ve bakin bir seneden fazla oldu bizimle birlikte, hic belli olmuyor Fatos Hn. Zannediyorum Westy’i yasatan bizim goz yaslarimiz oldu, o da sizin icin cabaliyor.
Uzulmeyin, gunleri guzel gecsin Mahzun’un sevgiyle, sizin yaninizda oldugunuzu bilerek…
Sevgiler
Aycil
Merhaba,
Chopin gayet iyi. Gecen evde bir kan tahlili yaptik, sekeri 80 cikti. Zaten devamli yiyor ve oyun oynuyor. Gayet saglikli… Tuvalete cikma sayisi da daha bir duzene girdi. Gunde iki defa cikiyor, yine yumusak ama sanki eskisine gore daha iyi gibi geliyor bana. Aslinda gidasini hic degistirmiyorum ama bazen cok formlu tuvalete cikabiliyor ve hemen sonra yine yumusak… Pek anlayamiyorum. Yalniz anladigim bebekken cok seker vermisler: sekerli ne yesem ustumden alamiyorum. Meyve puresi bile yedi! Tabi ki engelliyorum ama sekerin tadina varmis bir kere. Sokaga atan sahiplerine aslinda soyleyecek bir iki cift lafim var ama!!
Ama biz iyiyiz… Siz de iyi olun… Mahzun’a butun sevgimizi ve iyi enerjimizi gonderiyoruz…
Tuh hic aklima gelmedi internetten almak, hani olculeri agirligini falan bilemeyecegim diye… Ama galiba bazi urunlerin bilgileri verilmis… Neyse zaten kac haftada varirdi bilmiyorum, o riski alamazdim simdi bizim cantamiz biraz kucuk ama Chopin’i icine koydum yatabilecegi kadar yer var…
Merhaba Fatos Hn,
Biliyorum olanlari Tarcin’in kalp krizine kadar takip ettim, ancak sonra arkadasim annesinin basina gelen bir kazadan dolayi Almanya’ya onlara yardima gittim, omurgasinda kiriklar vardi, ancak felc olma riskini kil payi atlattik diyebilirim. Bir de tabi tez… Iste o andan itibaren neler oldugunu bilmiyorum. Acikcasi, sitenizde yazilanlar beni cok uzuyor, bir taraftan okumaya calisiyordum…belki takip ediyorsunuzdur, facebook’ta hayvanseverler gazetesi diye bir sayfa var, onlari okuyunca da icim eziliyor., ama ben bircoklarinin tersine kendimi biraz zor ifade ediyorum zannediyorum…Mailinize ne kadar sevindigimi anlatamam… Benim elim bir turlu varmadi…
Siz de cok zor bir donemden geciyorsunuz, kolay degil evindeki bir hayvan dahi olsa sevdiginden ayrilmak; ama en zoru zannediyorum su an Tarcin’la ugrasmak olmali, onun sagligi icin endiselenmek… Bu seker hastaligi gercekten insani cildirtabilir, devamli bir koma beklemek, her disari ciktiginizda aklinizin evde kalmasi… Umarim bir an evvel duzene girsin…
Chopin’i en son ne zaman anlatmistim hatirlamiyorum ama, Ilhan beyin dedigi gibi bir antibiyotik tedavisi yapildi ve Chopin su anda sanki hic hastalikla tanismamis gibi, sekeri cok duzenli yalniz ishali onu kontrol altinda tutmami gerektiriyor. Zaten tek tip besleniyor ama yine de haftada bir veya iki sivi tuvalete cikiyoruz. Veteriner elle yaptigi tetkikte bagirsagin son kisimlarinda hala enfeksiyon ya da enflamasyon oldugunu soyledi. Bilemiyorum daha ne kadar devam edecek bu durum ama yine de halimizden memnunuz, butun o yasadiklarimizdan sonra!
Gelelim kotu habere, ben yokum 11’inde… Ayin 1’inde Izmir’e gitmek icin bilet aldim, ailemin yanina, donusum de 22’si… Gercekten yazik oldu… Bu kadar tanismak istememe ragmen sizinle… Ancak lutfen ne olur yardim edebilecegim birsey olursa cekinmeyin… Siz bu yaz Izmir’e gelmeyi, ya da yakinlarina dusunuyor musunuz?
Sevgilerle,
Aycil




