Yaşadıklarını, Ayçıl Hn.ın sözcükleriyle izlemeye devam edelim.
30 Ocak 2010
Merhaba,
Size yazmadan önce, pankreas ile ilgili sonucun gelmesini bekledim, umarım merak etmemişsinizdir. Chopin hala hastanede. Pankreasında herhangi bir şey olmadığı ortaya çıktı. Ancak, daha önce de diyabeti olduğunu gösteren bir kısım tortular bulmuşlar. Yani, büyük ihtimalle diyabet hastalığımız geçmeyecek.
Bunun dışında, burada sistem çok farklı işliyor. Her gün farklı bir veteriner geliyor ve dün orada bulunan bayan iyi bir haber verdi: “pankreası yok, ishali şekerden dolayı” dedi. Şeker seviyesi çok yüksek çıktı, sabah ilk insulinden önce 5,6 g/l. Bunun üzerine insulinini 2cc den 3 cc ye çıkardı dün gece. Söylenen de, “Cumartesi aksamı kedinizi alabilirsiniz”. Ben kesinlikle, Chopin’in bu şekilde herhangi bir ek gıda desteği verilmeden çıkmasını onaylamıyorum. Çünkü birincisi, bağırsakları had safhada enflame ve bu geçmedi. İkincisi, zaten şeker seviyesini hemen düzenlemeleri mümkün değil. Üçüncüsü, mamayı da değiştirmiyorlar, yani diabetic’e devam. Yani aslında başladığımız yerdeyiz, bir sürü test yaptığımız için sorun çözüldü zannediyoruz. Bu tablo düzelene kadar, gıda desteği yapmak konusunda ikna edemiyorum. İşin kötü tarafı, aradaki bayanla da yaklaşımımız benzemiyor ve korkuyorum, sonunda Chopin‘i benden alacak!
Bunlar yetmiyormuş gibi, dünkü bayan veterinerimiz “insulin seviyesini 3 cc’ye yükselteceğiz” dediğinde, kendisini şekerinin gece ve gündüz seyrinin farklı olduğu konusunda uyarmıştım, “biz simetrik kabul ederiz” dedi. Peki, tamam dedim. Bir saat önce, bugün de çıkamayacağını söylediler. Şu anda hayvancığın seker seviyesi çok düşmüş. Aksam 3cc verdiler sorun yok, ama sabah 3cc’ yi kaldıramaz. Sevineyim mi, üzüleyim mi bilmiyorum… Benim de sinirlerim çok yıprandı, en zoru da insanlarla uğraşmak. Bir ara alıp, Türkiye’ye gelmeyi bile düşündüm. En azından kendi veterinerimize çok güveniyorum. Belki biliyorsunuzdur, Animalia hastanesinde İlhan bey var. Gerçekten çok iyi bir veterinerdir. Tahlil sonuçlarının bir fotokopisini alabilsem…
Siz nasıl yapıyordunuz? Lütfen, bana biraz Tarçın’ın hikayesini anlatabilir misiniz? Gece-gündüz aynı insulin seviyesini mi veriyordunuz? Kaç saatte bir iğne yapıyordunuz? Bilemiyorum, bu şekilde vücudun mekanik fonksiyonlarında bir sorun oluşmuş muydu?
Her şey için tekrar çok teşekkürler,
FRANSA’DA HASTA HAYVANLARA YAKLAŞIM
Orada bu tür hayvanlara yaklaşım, ne yazık ki pek çok Avrupa ülkesinden farklı değil. Bu, bizim gibi insanlar için çok yıpratıcı. Ayçıl Hn. da konuyla ilgili çok duyarlı:
“Zaten böyle giderse, Chopin‘i evlat edineceğim. Nasıl üstesinden geleceğimi bilmiyorum ama bu koşullar altında bir aile bulması zaten çok zor hem de burada hayvan öldürmek çok kolay. Yaşlanınca, hastalanınca, bakamayınca, kolayca öldürüyorlar. Sokağa bırakmaktan daha kolay, çünkü cezası yok. Daha gecen gün bir kadın, kedisinde şeker çıktığı için, 11 yaşındaki hayvanı öldürmekten bahsediyordu!”




