Dün (11.02.2008) çok güzel bir gündü. Gündüz Minnoş ayaklandı, yine eskisi gibi mızıl mızıl söylenmeye başladı. Eskiden bu söylenmelere kızardım, şimdi müzik gibi geliyor. Hatta bilgisayarda yazmama karışmasına rağmen, kızamadım. Aman ayakta olsun da, mızıldasın. Tabii elimde tabak, hazırladığım kuvvet macununu ağzına tıkıştırıp duruyorum. Mahzun ise gardrobun tepesinden inmediği için, tepelere tırmanıp, taze su ve mama teklif ediyorum. İstemezse zorla alıp, aşağıda ona da özel mamadan yediriyorum. Dün gece yarısı 01:00’de “nnnnee” diye bir sesle fırladım. Mahzunum gelmiş, beni çağırıyor. Tuvaletini yapmış, kağıdı örtmüş. Yıkadım. Baktım beni salona çağırıyor. Kanepeye uzanıp, battaniyeyi aldım. Hemen yanıma geldi, epey birlikte yattık, karnını ovdurdu. Sonra karşı kanepeye geçti. Sabah uyandığımda, beni söylenerek karşıladılar, tostoslar yaptılar. Nasıl mutlu oldum. Tabii yine özel mamayı tıkıştırdım ağızlarına. Bundan sado-mazo bir zevk aldıklarını düşünüyorum. Tarçın‘a kalsa, silip süpürecek ama bunlar nazlanıyor. Olsun. Zorla da olsa yiyorlar ve benimle konuşuyorlar ya.
Kedilerimi tanıyorsunuz. Eskiden onlara “Baharat Takımı” derdim. Tarçın, adı gibi. Mischa, karabiberim. Mahzun, mahlebim. Minnoş ise hindistancevizim. Hepsinin tadı başka, huyu başkadır. Mischam gideli bir yılı geçti ama hala sorulduğunda, ilk anda “3 kedim var” diyemiyorum. Her defasında, “dörttüler ama geçen yıldan beri üç kaldılar”diye izah etmek zorunda hissediyorum kendimi.

Kardeşleri ondan sonra birbirlerine daha fazla düşkün oldular. Mahzun (18 yaşında), dakikalarca Tarçın’a (18 yaşında) sarılıp, yalıyor, sonra da ona iyice sokulup, uyuyor. Tarçın neredeyse, Mahzun da orada. Geçenlerde Tarçın’ın böbrek değerlerinin yükselmesinden sonra, Mahzun ona iyice düşkün oldu. Mahzunum da adı gibidir. Mahzun görünüşlü, duygulu, ürkek, anne müptelası. Bir şeylere üzüldüğünde, gözlerinden yaşlar boşanır. Temizliğe yardım eden hanımlar hep şaşarlar, onun bana seslenişini duyduklarında. “Abla, bu anne diyor?” Oğlum çok güzel gırtlak oyunları yapar. 2 yıl önce, alçak bir yere atlayayım derken, dizini çıkarıp ameliyat olmuştu da, anestezinin dozu kaçınca, günlerce kucağımda serum almıştı. En mutlu zamanlarıydı oğlumun, annesinin kucağında olmak. Ayda bir iki kez, “bu gece artık bizim yanımızda yat” diye, hatırlatır. Mischamdan sonra, ayaklarımın arkasına o yatmaya başladı. Sabaha kadar ayaklarımın arkasına sokulup, mışıldar, arada da horlar. Hep derim, Mahzunum yanlışlıkla bizim eve gelmiş. Aslında Hindistan’da yaşamalıymış. Öylesine baharatlı yemeklere bayılır.

Tarçın’ın son hastalığından beri gözüm hep üzerlerinde. 1 aydır Mahzun evin içinde çok hareketli olmaya başladı. Gece gündüz oradan oraya koşturuyor, en kocaman sesiyle bağırıyor, tuvalete herhangi biri girse, kıyameti koparıyor ki, hemen yıkansın veya tuvalet kağıdı bitmişse, yenisi konsun diye. Gece yarısı, sabaha karşı, artık uyku kalmadı. Gecede 4-5 kez kalktığım oluyordu. Seviyorum, kızıyorum, mama veriyorum, gözlerim kapalı tuvalet yıkıyorum. Derken bu seremoniye Minnoş da katıldı. Nöbetleşe bağırıyorlar evin içinde. Mahzun, demet demet maydanoz yiyor, doymuyor. Minnoş da yemek beğenmiyor.
5 gün önce Metsil başladım, bağırsaklarını yumuşatmak için Duphalac veriyorum. 3 gün önce de belki midelerinde bir sorun vardır diye, sabah-akşam ¼ Rennie tablet başladım. Daha ilk tabletten itibaren rahatladılar. 2. Gün sabahtan verdikten sonra da, inanılmaz bir şekilde uyumaya başladılar. Ne yemek istiyorlar, ne kalkmak. Endişelenip, dünden itibaren zorla elle beslemeye başladım. Yine yatıp uyuyorlar. Önce midelerindeki sorun gitti, rahatladıkları için uyuyorlar diye düşünüyordum ama artık endişeliyim. Mahzun da yediklerini 2 saat sonra çıkarınca, kaptığım gibi veterinere gittim. Tahmin ettiğim gibi, onun da böbrek değerleri yükselmiş. Çok değil ama, sınırların üzerinde. Hemen serum ve B vit. yapıldı. Oğlum o kadar iyi huylu ki, kolunu uzattı, kan aldırdı, serum aldı, elini bile çekmedi.

Bütün bunları yaparken, yanına ilişip, okşarken kendimi tutamadım. “Beni bırakma, iyi ol oğlum” derken gözyaşlarıma hakim olamadım. O da, beni kırmamak ister gibi arkasına yaslandı ama yine başını kaldırmak zorunda kaldı. Baktım iki gözünde de yaşlar. Gözleri derinleşmiş, bakıyor. Bu bakışları hiç sevmem. Hemen ikimizin de yaşlarını sildim…

“Diyabetik Kedi” site yöneticisi






Fatos Hanimcigim bugun “az aglayacagim \”diye dusunurken beni gene cok aglattiniz. Ne demek o\”beni birakmasinlar\” falan ???:(uc bebegimizde bizimle daha cok saglikli yasayacaklar insaallah. Yazinizi okurken daha gecen hafta icime cektigim kokulari geldi burnumun ucuna :p ucununde kokusu farkli, tadi farkli yemelik kuzucuklarima\” sifa sifa\” diyerek hepinizi sevgiyle opuyorum.
BEnim canim kizim Askimi 2 gun once kopekler kumda belini kirip oldurduler. Birde bu guzelleri okuyunca aglamaktan yazi yazamadim, bunlarin acilarina yada hastaliklarina dayanamiyorum zerrin bolen