Tıpış’ın Oğlu Bal Gözlü Melek “İTOŞ”

Sarı boz köpek ,sokak lambasının zayıf ışığında çöplükten yiyecek birşeyler ararken; bembeyaz bir hareketi farketti. Her köpeğin yaptığı gibi havlamaya başladı. Sesini duyan diğer köpekler “av”ı hissetti. Kadın uyuyan kızına baktı. Üstü çok fazla açılmamıştı. Oda sıcaktı. Kaloriferin üstüne attığı çoraba dokundu. Nemliydi. Pencerenin dibinde köpek seslerini duydu. “Hiç bu kadar yakına gelmezlerdi” diye düşündü. Oğluşu dışarıdaydı. O seslerden korkabilirdi. İtoş! İtoşş!

Köpekler hala havlıyorlardı. Bahçede köpekler hala havlıyorlardı. Salona geçti kanepeye oturdu. Köpekler balkonun altında havlıyorlardı sanki… “İtoş bu seslerden iyice korkmuştur. Bir yerlere saklanmıştır. Çıkıp arayayım bari”. Perdeyi açtı. Dışarı baktı. Sarı boz köpek sol tarafındaki şeye bakıp havladı.

-Oştt!!! “Balkona çıkıp bakayım”

Anahtarları bulup balkonun kapısını açtı. Sarı boz köpek zayıf ışıktaki çöplüğe gitmişti. Balkona çıktı. İri siyah çizgileri olan bir köpek kadını görünce koşarak çöplüğe yöneldi.

– oştt!!
– İtoşş!!

Balkondan aşağıya eğilip baktı. Çimenlerin üzerinde beyaz tüylü bir kedi uyuyordu. İtoş boylu boyunca uzanmış uyuyordu??? Hayır!! Bu soğukta?? Gece?? İtoş uyuyor? Uyuyamazdı!!

-İtoş!!

Ölüler kediler bile olsa kıpırdayamazlardı.

-İtooooşşşş!!!!!!

İtoş bal rengi gözlerini köpekler korosuyla o büyük güne kadar kapatmıştı. İtoş’u köpekler boğmuştu.

Kadın titreyen, ürperen, ağlayan bedeniyle koştu.
-İtoş!!

Bahçenin merdivenlerinden iki basamak indi. “Her canlı ölümü tadacaktır”dedi beyni. “Sıra kimde??” Ağladı…

Tüylerine, gözlerine, boylu boyunca uzanmış bedenine ağladı.

Ağladı.

Mırmırına, köpeklere davetiye çıkaran beyazlığına ağladı.

Koyu, kopkoyu kanına ağladı. Kocaman kafasına, korktuğu zaman yatırdığı kulaklarına, yarı açık kalan gözlerine, pespembe burnundan akan nar tanesi kanına, hala dışarda kalıp kapıcının ceketine takılan tırnaklarına ağladı.

“Yavrumdu, evladımdı, oğluşumdu, İtoş’umdu!”
-İtoş!! İtoş!!

Geceydi, soğuktu, her taraf beyaz bembeyaz tüydü!!!!! (25/10/1997)

O’nun resimlerini salona, İlay’ın odasına, yatak odama astık. Şimdi zayıf ışıklı elektrik direğinin arka kısmından onbir adım ileride yatıyor. Bir zamanlar çılgınca toprağı yeniden kazıp, O’nu görmek, O’na dokunmak istedim. Sonra ilk kar yağdı. Salonun penceresinden yattığı yeri görebiliyordum. Üzerine karlar düşerken üşüyeceğini düşünüp ağladım. O köpekler bir çete. Hala bazı geceler şölen için toplanıyorlar. Hatta bazan O’nun yattığı yere gelip havlayıp uluyup “Av” arıyorlar. Onlardan hala korkar mı acaba? Ağlıyorum. Beyaz, sıcak, masum, mahzun yavruma…

 

Paylaşmak önemsemektir!

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.