Taşınırken, önce onların odasındaki eşyaları elletmedim taşımacılara ve gidip gelip yanlarında oturdum. Adamlar önce beni biraz kaçık sanmış olabilirler ama az sonra sesleri duyunca, “abla, sen onların yanından ayrılma” demeye başladılar. Neler mi oldu? Öncelikle, bir iş bölümü yaptılar. Kendilerini fazla yıpratmamak için sırayla bağırmaya başladılar. Biri susuyor, diğeri başlıyor. Sonra Mahzun daha etkili bir yol buldu. Yere yan yatıp, kapının altına bir gözünü dayayıp, ağzını da iyice uzatıp, bir “muuuu” deyişi vardı ki, yürek dayanmaz. Şaka değil, bunu hiç susmadan saatlerce yapabilir Mahzun. Komşuları rahatsız etmemek için, onların odası ile taşınacak eşyalar arasında dört döndüm. Diğer odalar boşalınca, önce boş bir odayı iyice temizledim, sonra birkaç eşyalarını odaya koyup, onları da oraya taşıdım. Böyle zamanlarda insan dostlarını yanında görmekten çok hoşlanıyor. Dostlarım arayıp, yardım teklif ettiler. Ama Cat&Dog Boutique’den Fulya Hn.ın araması beni özellikle mutlu etti. Bu genç arkadaşımızla yeni tanışmış olmamıza rağmen, o günlerde kanadı kırık bir baykuşun bakımını üstlenmesine rağmen, “yapabileceğim bir şey var mı?” diye sorması, gerçekten gözlerimi yaşarttı. Herkese tekrar teşekkür ediyorum. Pisilerim, bu boş odadan pek hoşlanmadı. Ama Tarçın gerçekten olağanüstüydü. Tansiyonu çıkmasına rağmen, hiç sesi çıkmadı ve serdiğim minderde uyudu durdu. Hatta bir ara korkup, kan tahlili bile yaptım ama biraz şeker düşüklüğü dışında bir sorun yoktu. Minnoş ve Mahzun’un kalp atışları ise tavan yaptı. Ev tamamen boşalınca, eşyaların bıraktığı tozu toprağı temizleyip, kedilerimi evde serbest bıraktım. Eşyasız evi çılgınca dolaşmaları beni çok üzdü doğrusu. Evin her köşesinde eşyalarımızı aradılar. Ayrıca, odalarına büyük tuvalet kabını koymama rağmen onu kullanmayıp, alaturka tuvalete koşturmaları çok hoştu. Biri yapıyor, su dökmemi istiyor, sonra diğeri. Canım pisilerim benim. Bir süre onlarla kalıp, eşyaların indirilmesine nezaret etmek üzere yeni eve gittim. 3 saat sürdü. Aklım hep eski evdeydi. Nihayet eşyaları eve sadece istif edip eski eve gittiğimizde, gözleri fincan gibi Mahzun ve Minnoş çığlıklarla karşıladı. Tarçın yine ağır abi! Kalan ufak tefek eşyalarla tıka basa dolu arabaların birine taşıma çantası içinde Mahzun ile Minnoş, diğer arabaya da Hakan’ın kucağında Tarçın ile binip, yeni evin yolunu tuttuk. Yeni ev ama ambardan farksız. Koli dağlarıyla dolu. Bu görüntüden hiç hoşlanmadılar tabii. İlk işim onlarla yatacağım odayı hazırlamak oldu. Biliyorum ki, bir oda düzeni olmazsa sabaha kadar kıyamet kopar. İyi ki öyle yapmışım. Kanepeyi çift kişilik açtım, sevdikleri yorganı çıkardım. Ama evin içinde dört dönüyorlar. Hele Mahzun ve Minnoş. Kıyamet kopuyor. Bir ara akıl edip, işi gücü bırakıp, oturunca, hepsi yanıma, kucağıma gelip, uyudular, rahatladılar. Taşınmalar bizim için tam bir yorgunluk olduğundan, bir an önce bir yerleri yerleştirelim diye telaşla çalışırız. Oysa onların sakinliğe ihtiyacı vardır. Neyse, geç de olsa, yatma vakti geldi ve pisiciklerimle kanepeye yerleştik. Ama yok, panik bitmek bilmiyor. Bütün pencere içleri, balkonlar dolanılıp, “miyav” sesleri arasında sürekli bir teftiş söz konusu. Hep birlikte, “şişşt, susss” sesleri arasında sabahladık. Ertesi gün, biz yerleştirmeye çalışıyoruz, onlar dört dönüyor. Ne desek, kar etmiyor. O geceyi de uyur uyanık birlikte geçirdik. Artık uykusuzluktan bayılacağım. Gündüz neyse de, gece bir kabus. Akşam olunca birden aklıma geldi ki, yer değişikliği nedeniyle pisilerim üşüyorlar! Hemen, ısıtıcıyı saat ayarlı prize takıp, gece 01:00’den sabaha kadar yarım saat çalışıp, yarım saat dinlenecek şekilde odalarına koydum. O gece sabah 06:30’a kadar deliksiz uyudular. Fakat takdir etmeliyim ki, hiç tuvalet sorunu çıkarmadılar. Yeni alaturka tuvaleti gösterdim, tuvalet kağıtlarını yerleştirdim. Tuvaletlerini yapıp, kağıtla örttüler, bana su dökmem için haber verdiler. Daha ne isteyebilirim ki? Evin delisi Minnoş bile! Pazar günü (26 Ekim), Tarçın, Mahzun ve Mischa’mın 18. Doğum günleriydi. Bu harala gürele arasında ne yazık ki kutlama yapamadık. Onlara sadece sağlıklı bir yaşam dileyebildim. En çok da, Mischa’ma gidemedim diye üzülüyorum. Kızımı, doğum gününde ormanda yalnız bıraktım. Ama gönlüm onunlaydı.
Bugün artık işin kabası bitti ve ince yerleştirmelere giriştim. Ben çalışırken çok tedirgin oluyorlar diye ısıtıcıyı yine ayarladım ve sakin bir gün daha geçti. Dilerim, yeni mekanımızda, sağlıkla, keyifle otururuz. Artık lafların bitmesi gereken yerdeyiz. İş başına! Yapacak çok iş var. Aile arayanlar da bizleri bekliyor., yardım bekleyenler de. Sağlıcakla kalın! |
“Diyabetik Kedi” site yöneticisi




