Kimimiz pet shoplardan, kimimiz de dışardan bakıma muhtaç olan kedicikleri evlat ediniyoruz ama kuşkusuz hepimiz, nereden almış olursak olalım tüm sevgimizi vererek bakmaya çalışıyoruz bu sevimli varlıklara. Ben kedilerimi petshoptan aldığım için, kendi deneyimlerimden yola çıkarak bazı yanlış veya eksik bilgilerimize değinmek istiyorum.
Cins kedi alıp bakma hevesimiz, çoğumuza çok acı deneyimler kazandırıyor. Annelerinden erken ayrılmış 45 – 50 günlük bebekleri alıp, birkaç gün içinde onların hastalandıklarını görmek ve o minicik canları kaybetmek, mutlaka çok büyük acı ama suç sadece satıcılarda mı, yoksa bizlerin de yaptığı çok büyük hatalar var mı, ben bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bizim yaptığımız bence en büyük hata, kedi bakımı ile ilgili hiç deneyimimiz ve bilgimiz olmadan, salt güzelliklerine kapılıp biblo alıyormuşuz gibi cins kedi sahiplenmek. Oysa bu kediler, oldukça hassas bünyeye sahipler ve çok narinler. Kendi kedilerimi aldığım petshop sahibi, bana hangi yolla ve nasıl geldiklerini anlatmıştı. Bizimkiler Rusya‘dan geldiler. Bu işin ticaretini yapan tüccarlar gazete ilanıyla, elinde yavru kedileri olan insanlardan kedileri topluyorlarmış. Bu işten geçimini sağlayan kedi yetiştiricileri de, ellerindeki yavruları teslim ediyorlarmış. Halk çok fakir olduğundan, insanlar yavruların da
bakım masraflarından bir an önce kurtulmak için, ellerindeki yavruları 45 – 50 günlük civarıyken vermekten yanalarmış. Bu yavrular, toplandıkları yerde anne sütünden mahrum kaldıkları gibi, ne derecede ve hangi şartlarda beslendikleri de meçhul. Sonrası da bildiğimiz gibi bavullarla, kaçak olarak uçak yolculuğuyla geliyorlar. Bu defa devreye bizim tüccarlar giriyor. Havaalanında onları seçip mağazalarına getiriyorlar. Bu bebeklerin anneleri hakkında en küçük bir bilgimiz yok. Belki genç ve ilk defa doğum yapmış bir annenin yavruları olabilirler, belki de para kazanmak hırsıyla senede iki kere doğum yaptırılan annelerin iyi beslenemeyen, zayıf, güçsüz yavruları.
Pet shoplara gittiğimizde, anne sütü emerken, annelerinden ve kardeşlerinden ayrılıp uzun bir yolculukla, kimbilir kaç vasıta değiştirerek gelen minicik yavru kediler var karşımızda. Üstelik uçakla geldikleri için, belli bir basınca da maruz kaldıklarını düşünelim. Bizler yetişkin insanlar olarak, uçak yolculuklarından sonra saatlerce, hatta bazen günlerce kendimize gelemezken, henüz 2 aylık bile olmayan kedileri düşünelim. Kafeslere konuluyorlar ve sahiplenilmeyi bekliyorlar. Bir de bu kedileri can olarak değil de, biblo olarak düşünüp alan insanları gözümüzün önüne getirelim. Genelde de onları alanlar gerçek hayvansever değil, özenti hayvansever olanlar. Bu ne yazik ki böyle, üzücü ama gerçek. Kimileri çocuklarını kırmamak için alıyorlar ama ilk kızgınlıkta sağa sola işaretlemeler başladığında sokağa atıyorlar, çünkü hevesleri geçmiş oluyor. Bazı alanlar da iyi niyetle, onların güzelliklerine kapılıp, kedi bakmak çok da zor olmamalı diye düşünüp alıyorlar ama kedi bakımı hakkında bilgi sahibi olmadıkları için, iyi gözlemleme yapamıyorlar ve bu minicik canlar kaybediliyor. Sonra da kendimizi suçlamak yerine, petshoplar hasta hayvanlar getiriyorlar diyerek, tüm vicdani sorumluluğu üzerimizden atıyoruz. Mutlaka bu da etken ama büyük bir yüzdesi, bizlerin bilgisizliği ve bilinçsizliğinden kaybediliyor.
Petshoptan kedi sahiplenip, henüz eve götürmeden, veterinere götüren insanlar çoğunlukta. Bunu kesinlikle yapmamalıyız. Çok büyük stres altında ve yorgun olan bu minicik canları önce evimize götürüp, onların streslerini atmalarını beklemeliyiz ve bu arada çok iyi beslenmelerini sağlamalıyız. Veteriner yardımı almak istiyorsak, sadece yavru kedinin nasıl beslenmesi gerektiği ile ilgli yardım almalıyız ama parazit iğneleri ve aşıları için asla değil. Onlara en az 20 gün hatta 1 ay zaman vermeliyiz kendilerini toparlamaları için. Bu süre içinde, eğer normalin dışında en küçük bir anomali gözlemliyorsak, hiç zaman kaybetmeden veterinere götürmeliyiz. Bazen oyun oynarken aniden durgunlaşabilirler. Mama yemeyi sürekli reddediyor olabilirler. Kusma, ishal var mı? Tüm bunlar, veterinere götürmek için geçerli nedenler. Parazit sorunu olabilir. Bu durumda dışkı ile birlikte veterinere gidersek, dışkı tahlili ile sorun ne ise, ona göre bir tedavi uygulanir. 1 gün aç kalmaları onları ölüme götürür, bunu hiç unutmayalım. Bazen oyuna daldıkları için mama yemeyi unutabilirler, bu yüzden sık sık onları mama tabaklarının yanına götürüp, hatırlatmalıyız. Bazen hiçbir hastalığı olmadığı halde, verdiğimiz mamayı reddedebilirler. Aç kalmamaları için, yaş mamayı dillerinin üzerine koyarak zorla beslemeye çalışmalıyız. Tadını aldığında, eğer bir rahatsızlığı yoksa yemeye başlayacaktır. Bizim tüm çabalarımıza rağmen yemeyi reddediyorsa, bir sorun olma ihtimali çok yüksektir.
Evimizde en az 20 gün baktıktan sonra, artık veterinere parazit iğneleri için götürebiliriz. Veteriner seçimi konusunda, lütfen çok titiz davranalım. Evimize yakın olan değil, konusunda iyi olan bir veterinerimiz olmalı. Parazit iğneleri, mutlaka aşılardan önce yapılmalıdır. Eğer aşılardan başlayalım derse, siz o veterineri hemen terkedin. Pet shoptan alınır alınmaz, doğru veterinere götürülüp aşı yaptırılan ve kaybedilen çok bebek var. Aldığınız bebeğin anne sütünden kesilmiş olduğu için zaten düşmüş olan bağışıklık sistemiyle, yorgun ve stresli haliyle vücuduna enjekte edilen virüslerle savaşabilmesi imkansız. Nasıl ki hasta olduklarında da aşı yaptırmıyorsak, minicik bir bebeğe de o haliyle aşı yapılamayacağını hiç unutmayalım.





Merhabaa. Birşey sormak istiyorum. Almak istediğim kediyi yabancı ülkeden satın alabilir miyim? Yoksa bir kandirmaca mı anlayamadım. Kediyi bir fiyat karşılığında havaalanına getireceklerini söylüyorlar
Böyle sahtekarliklara kanmayın. Her yer kedi dolu. cins diye vİral ve genetik hastalıklı hayvanları satma bahanesi ile hem alacak kişileri kandırıyor hem de hayvanlara eziyet ediyorlar
Merhaba. ben de maalesef çok üzücü bir deneyim yaşadım. 29 Aralık günü petshoptan sahiplendiğim kedi yavrusunu evime getirdim. veterinerim eve geldi, muayene etti. gayet sağlıklı bir yavru, eve alışsın haftaya aşı programına başlayalım dedi. ısrarlarıma rağmen kan testi yapmaya gerek olmadığını söyledi.
Üç gün içinde o cıvıl cıvıl oynayan yavru hiçbirşey yemez içmez oldu. başka bir veterinere götürdüğümde yavruda ölümcül bir virüs olduğunu acilen tedaviye başlanması gerektiğini söyledi. klilniğe yatırdığımın 3. günü maalesef kaybettim. DOlayısıyla özellikle pet shoptan sahiplenilmiş yavruların muhakkak detaylı bir kontrolden geçmesi taraftarıyım.
Çok üzüldüm. Hem kafelere koydukları hayvanlar hastalık kapıyor, hem de hastalık yayıyor. O kafeslerde insan bebekleri olduğunu varsaysak, onları daha iyi anlayabiliriz