04/01/2011. Tarçın, artık çok zor kalkıyor. Hergün evde serum alıyor. Enjektörle besleniyor. Arka bacakları artık onu taşımıyor. Bağırsakları çok zor çalışıyor ve bu onu çok yoruyor. Yine de çok gururlu, yine de yatalak, düşkün olmayı kabul etmiyor, yıkılarak da olsa kendi istediği yere ve tuvaletine kendisi gitmeye çabalıyor. Her dokunuşumda cam bebek gibi canı yanıyor. Herşeye rağmen, 20 yılımızı birlikte geçirdiğimiz için, oğlum onlar gibi pisileri tanıyıp, bütün hayvanları sevdiği için, ama özellikle Tarçın‘ın göz bebeği olduğu için, onlara minnetarım. LütfenTarçınımıza güzel enerjiler, güzel dilekler gönderin. Artık sadece buna ihtiyacımız var. Sayılı günler, çok çabuk geçiyor. 
Tarçın, Minnoş melek olduğu günden itibaren, derin bir sessizliğe gömüldü. O, yanına oturduğumuzda, başını okşadığımızda, göbeğini ellediğimizde bize zaman zaman kızan, kocaman “eeeee” sesiyle uyaran Tarçın yok artık. Hiç konuşmuyor, hiçbir şeye itiraz etmiyor. Verilirse yiyor, yoksa “acıktım” demiyor. Uyuyor, hep uyuyor.
2 gün önce, bir dost ziyaretine gidecektik, insulin saati 21:00 olduğu için onu da yanımızda götürdük. Bazen salonda koltuklarda, bazen de içerideki odada yattı, mamasını yedi, suyunu içti. Sanki bu değişiklik hoşuna gitti diye düşündüm. Daha canlı bakıyordu ama yine sessizdi .
Dün gece de yine gitmemiz gereken bir yer olduğundan ama Tarçın’ı götüremeyeceğimizden, komşumuza bıraktık. Mama, su ve kum kabını da götürdük, yanında biz olmayacağımız için yadırgamasın diye. Dönüşümüzde komşumuz hayranlıkla her zaman bırakabileceğimizi, böyle uslu bir kedi görmediklerini söyledi.
Evet koca bebeğimiz uslu. Her zaman öyleydi. Ama bu usluluk değil sanki. Bu, durgunluk. Bu, yalnızlık. Oğluşum, sanki kendini bırakmışlıktan çıkamıyor, çıkmak istemiyor. Sadece bahçeye çıkmak istediği zaman kapıya gelip, dönüp bize bakıyor, kısık bir sesle sesleniyor. Karşılık alamazsa, dönüp kanepeye ya da dolabın içine yatıyor. Bahçeye çıktığında ise gözleri parlıyor, sokak hayvanları ve kuşlar için koyduğum suların başına gidiyor, ondan önce davranıp suyunu tazeleyince de dakikalarca su içiyor. Sonra çimlere yatıyor, dinleniyor. Onu seyredip, kahvemi içerken, ara ara bana bakıp, orada olup olmadığımı kontrol ediyor. Geçen gün bahçeye çiçek ekiyor ve arada kontrol ediyordum. Bir ara dalmışım, ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Baktım Tarçın yok. Bizim sıradaki bütün komşu bahçelerini kontrol ettim. 3 ev ötemizdeki komşunun yan bahçesine uzanmış, dinleniyordu. Öpe okşaya eve getirdim.
Böyle bahçe sürprizleri yapıyor ama hiç konuşmadan, itiraz etmeden. Bize kızmalarını bile özledim. Bu sessizlik ona hiç yakışmıyor.
Video1
Video2
1 Yazan Sema ARBAY, 09-12-2010 09:24
Yakışıklı Tarçın, mis kokulu Tarçın
Hadi artık boz bu sessizliği…
Üzme anneciğini, kardeşlerin seni çok seviyor oradan seni izliyorlar.
Biz de seni çok seviyoruz…
Öpüyorum seni her yerinden…Bildir
Görüntüleme sayısı: 5293
“Diyabetik Kedi” site yöneticisi







