Birkaç yıldır, artık yaşlanan kedilerimin yaşamlarını kolaylaştırmak ve kalitelerini artırmak için yoğun çaba harcıyorum. Belki de “sakınan göze çöp battığındandır”. Çünkü aslında yakın yaşlarda olup da hiç problem yaşamayan pek çok pisi tanıyorum. Bizimkiler, yıllardır pek çok hem de oldukça ciddi sorunlarla karşılaştılar. Bazılarını çözebildik, bazılarıyla birlikte yaşamayı öğrendik.




Minnoş’un bir diğer sorunu da, kulaklarının duymamaya başlaması. Eskiden beri hepsi tuvaletini yaptıktan sonra bana seslenerek haber verirlerdi. Ama bu yeni durumu dolayısıyla Minnoşkendi sesini duyamadığı için, en tiz ve yüksek tonda çağırıyor. Tabii bu durum da, zıplamamıza neden oluyor. Gündüz saatleri neyse de, uykudan bu sesle uyanmak, bazen kötü oluyor.
Minnoş‘un sıkıntıları bitmek bilmiyor. Yaklaşık 1 yıl önce sırtında bir küçük kist oluştu. Önce mercimek kadar, aylar sonra fındık kadar, sonra da başparmağın ilk boğumu büyüklüğüne ulaştı. Veterinerimiz ara sıra içindeki sıvıyı enjektörle çekiyor ama bir gün sonra yine şişip, eski büyüklüğüne ulaşıyor. Benzer bir kist de yanağında ve kulağının arkasında oluştu. Kulak arkasındakini nasıl yaptıysa patlatmış ve kist kendi kendine direne olmuş, zaman zaman sanki burun akıntısı gibi bir sıvı elime bulaşıyor fakat temiz ve ağrısı yok. Geçenlerde yüzündekini üst üste patlattıktan sonra, o artık akmıyor ve şişmiyor. Sırtındaki şişliğin içinde, son kez çekildiğinde beyazlaşma da vardı. Muhtemelen iltihaptı ve ağrı da yapıyordu.


Fakat yaklaşık 1 yıldır, geceleri toplam 2-3-4 saat uyuyorum. O da sürekli uyanıp, alt kat ve üst kat arasında bir-iki tur yaparak. Çünkü genellikle Minnoş, saat 02.00 gibi uyanıp, zıplatıyor. Koşarak aşağıya inip, tuvaletini temizliyorum, sonraMetsil tb. yutturup, karnını sıvazlıyorum. Battaniye ve yastığımı kanepeye serip, yanında yatıyorum, uyuyacak gibiyse, birazdan yavaşça kalkıp, kendi yatağıma dönüyorum. Uyuyamıyorsa, sabaha kadar o üstümde dönüyor, ben ovalıyorum, pışpışlıyorum, sabahı buluyoruz. Zor oluyor ama ne yapalım, 17 yıl sonra yaşlı bir bebeğe dönüştü kızım. Anneler de bebeklere bakmaktan yüksünmezler.
Minnoş’ta üşütmeye bağlı gaz oluşmaması için de, artık geceleri kalorifer yakıyorum. Kalorifere asılı yatağı da var ama o canı nerede isterse orada yatıyor. Bazen kanepe, bazen bilgisayar koltuğu, bazen gardırobun içi (kendisi için özel tasarım yapıldı içine). Şimdi en tehlikeli aylar pisiler için. En çok üşütmeye bağlı organ hastalıkları, bu aylarda görülüyor. Biz de tedbirimizi alıyoruz şimdiden. Neyse ki ev kombi ile ısınıyor. Eski evimiz merkezi ısıtmalı idi. O zaman da yattıkları yeri 250 Watt’lık infrared lamba ile sabaha kadar ısıtıyordum.
Yaşlılık böyle bir şey işte! Benim pisilerim şanslılar. Onları düşünen, onlar için zihni sinir projeleri üreten bir anneleri var. Ya diğerleri? Ya benim yaşlılığım? Bana da böylesine özen gösterecek mi acaba çocuğum? Kim bilir? Ondan bunu beklemeye hakkım yok diye de düşünüyorum. Belki şimdiden kendim için de bir çare düşünmeliyim.
Görüntüleme sayısı: 4491
| Yorumlar (1) |
| 1 Yazan Ömer Akbıyık, 05-10-2010 15:58 Değerli Hocam, Önce, melekleşen Micham ve Mmahzun’un ruhları şad olsun… Bu iki meleğimiz belki de dünyanın en sevecen ve bilinçli annesinin, azami ölçüdeki bakımıyla Mahzun (insan yaşamına göre 133, Mischam ise 112 yıl yaşamış olarak ‘dalya ‘ dediler!) |
Sevgi ve merhamet ortamında İkinci bebekliklerini yaşamakta olan Minnoş’un sorunlarına Rifamcin’n beklenilenin de üzerinde yararlı olmasını diliyorum. Tarçın’ın kabızlığı için zaten önlem almışsınız…
*
Yazınızın son paragrafında ise sanki benim duygularımı, dile getirmişsiniz!
Zira aynı aynı düşünceler, benim de aklımdan sıkça geçer.
Size, eşinize, Hakan’a, Minnoş ve Tarçın’a esenlikler diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
“Diyabetik Kedi” site yöneticisi




