Ne zaman başım daralır, yüreğim bunalırsa, kıvranırsam acılardan;
HADİ YÜREĞİM HA GAYRET,
HELE SIKI DUR, HELE SABRET
BAŞINI EĞME DİK TUT, BU BİR RUYAYDI FARZET
derim kendi kendime ve bu bana iyi gelir biliyor musun Tıpış?
Sen de benimle birlikte şarkı söyler misin, HADI YUREGIM HA GAYRET nağmelerini döker misin o pembe dilinden, o minik kalbinden…
HADİ BENİM GÜZEL KIZIM,
HADİ BENIM PAMUĞUM,
HADİ BENİM PRENSESİM HADİ,
HADİ ŞAŞIRT HERKESİ…
HADİ “BEN İYİLEŞTİM ARTIK” DE…
SİZLER HEPİNİZ BİRER MUCİZESİNİZ..
SİZLER MUCİZELER YARATANLARSINIZ…
Sizler TANRI’ nın bizlere gönderdigi MELEK’ lersiniz..
Sizler olmasa idiniz biz nerden oğrenecektik FARKINDALIĞI,
nerden bilecektik PAYLAŞMAYI,
nasıl akıl edecektik EŞİTLİĞİ,
belki birçok şeyi öğrenip bilecektik de sürdürebilecekmiydik HERŞEYE RAĞMEN SEVMEYİ…BU KADAR KOŞULSUZ SEVMEYİ…
VE BELKİ DE EN MUCİZESİ;
“HERŞEYİMİZE RAĞMEN BU KADAR KOŞULSUZ, VE BİR O KADAR DA KATIKSIZ SEVİLEBİLECEKMİYDİK BİZ…”
HADİ TIPIŞ’ IM HA GAYRET!
HELE SIKI DUR HELE SABRET!
BAŞINI EĞME, DİK TUT!
BU HASTALIK, BİR RÜYAYDI FARZET!
Esin OZGAN




