Yazar: Wendy Brooks

Çoğumuzun bildiği gibi, diyabetin doğru bir diyetle desteklenmesi, diyabet kontrolünde çok önemlidir. Kedilerde, çok fazla kalıcı pankreas hasarı yoksa, diabetes mellitus aslında tersine çevrilebilir ve kan şekeri hızlı bir şekilde düzenlenebilirse, kedi normalleşebilir. Kediler için düşük karbonhidrat/yüksek protein yaklaşımı bu hedefe ulaşmanın en etkin yoludur.

Kediler, çok uzun süre yüksek kan şekeri seviyesi ile yaşadıklarında diyabetik olurlar. “Genetik ve diyet bir yana, herhangi bir kedi, uzun bir süre boyunca tekrarlanan intravenöz glikoz infüzyonlarına tabi tutularak diyabetik bir kediye dönüştürülebilir”. Pankreas tüm bu şekeri kontrol etmek için mücadele ederken, zamanla kan dolaşımındaki çok fazla glikoz, insülini tüketir. Bu mücadele sonunda bir insülin eksikliği oluşur ki, bu da şeker hastalığına yol açar.

Tekrarlanan intravenöz glukoz infüzyonlarının olmadığı doğal bir ortamda sorun, yüksek karbonhidratla beslenmedir. Karbonhidratlar yiyeceklerle vücudumuza girdiğinde, kan şekerinde birkaç saat süren bir yükselme olur. Bu, kedide, 8-12 saat daha fazladır, kedi obez ise daha da uzundur. Dolaşımdaki bu kan şekeri insülin salgılanmasını uyarır, böylece tüm şeker vücutta depolanabilir. Kedi gün boyunca kuru mama atıştırıyorsa, gün boyunca insülin salgılıyor olabilir. Bu durum, şişman bir kediye ve tükenmiş bir pankreasa yol açar.

Aşırı yeme ve yüksek karbonhidratlı beslenme, diabetes mellitus gelişimini teşvik eder ve obezite yaratır. Obezitenin kendisi de, diabetes mellitus gelişimini daha da tetikler.

Diyabetik bir kedinin kan şekeri seviyeleri normale dönerse ve yeterince uzun süre normal tutulursa normalleşebileceğinden bahsetmiştik. Bu genellikle insülin enjeksiyonları olmadan yapılamaz ancak diyet de önemlidir.

Kedinin şeker hastalığına neden olan yemek sonrası, glikoz akışını en aza indirmemiz gerekir. Bu, düşük karbonhidratlı, yüksek proteinli bir diyetle yapılır. Kedi aşırı kiloluysa, yiyeceği miktar kilo kaybını sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır.

Vücudun metabolizmayı çalıştırmak için şekere ihtiyacı vardır ancak hastanın karaciğeri, bunu diyetteki proteinlerden elde edebilir ve bunu yemek sonrası herhangi bir glikoz artışı yaratmadan yapar. Bu da, gün boyunca daha dengeli bir kan şekeri seviyesi sağlar ve her şeyi kontrol altında tutmak için gereken insülin miktarını azaltır.  

Diyabetik kediler için öneriler:

“Diyetin metabolize edilebilir enerjisinin %7’sinden daha azı karbonhidrat içermelidir.”

Bu ne demektir? “Metabolize edilebilir enerji” ile başlayalım. Kalori, bir gıdanın miktarındaki enerji içeriğinin bir ölçümüdür. Vücudumuzun çalışması için bu enerjiye ihtiyacımız vardır. Bir tabak yemeği düşünün. Bu yiyeceğin belirli bir kaloriye sahip olduğu söylenir. Yiyeceği yer ve yakarsanız, ürettiği ısı miktarı kalori olarak ölçülür. Bu ölçüm, yiyeceğin brüt enerjisidir. Bir kurabiyenin 100 kaloriye sahip olduğu veya donmuş bir akşam yemeğinin 300 kaloriye sahip olduğu söylendiğinde kastedilen budur.

Ancak bu kaloriler, o tabaktaki yemeği yediğinizde kişisel kullanımınız için %100 uygun değildir. Bu yiyeceklerin bir kısmı fekal madde (dışkı özelliğinde olan, dışkıyla ilgili olan) olarak atılacak ve yiyeceklerin sindirilmesi sürecinde bazı kaloriler kullanılacaktır. Bu, yediğiniz 100 kalorili kurabiyenin vücudunuza kişisel kullanımınız için yalnızca 90 kalori sağlayabileceğianlamına gelir. “Brüt enerji – sindirilmeyen enerji = sindirilebilir enerji”.

Yemek kalorilerimizi kullanabilmemiz için başka bir durum olduğu ortaya çıktı. Yakıtı/yiyecekleri/kalorileri vücudumuza aldıktan sonra işlememiz, kullanılabilmeleri için onları hücrelerimize taşımamız gerekir. Yeni yakıtın/kalorilerin işlenmesinde kullanılan tüm enerji göz önüne alındığında, diyeti değerlendirirken beslenmede ortak bir referans olan metabolize edilebilir enerji kalır. Metabolize edilebilir enerji artık yakılmak/kullanılmak üzere hazırdır, dolayısıyla teorik olarak tabaktaki 100 kalorilik kurabiyemiz bize gerçekten kullanmamız için 80 kalori sağlamıştır.

Bizi ilgilendiren, metabolize edilebilir enerjidir çünkü farklı diyetlerin protein, yağ ve karbonhidrat içeriğini karşılaştırmanın tek yolu budur. Karşılaştırma yapabilmek için sindirilemeyen veya kullanılamayan tüm materyalleri hesaba katmalıyız. Değerler “% ME”, yani toplam metabolize edilebilir enerjinin yüzdesi olarak ifade edilir.

“Bir kez daha belirtelim, diyabetik bir kedinin diyetinin “sihirli sayısı” %7’den az karbonhidrat ME’dir.”

Evcil hayvan maması etiketlerinde bu bilgiyi bulmak biraz zordur. Şanslıysanız, üreticinin web sitesine gidebilir ve yağ, karbonhidrat ve protein için %ME’yi bulabilirsiniz. Mevcut değilse ve yine de bilmek istiyorsanız, işin içine matematik girer.

Kuru mamalarda, şekil ve kıvamı elde etmek için belirli miktarda karbonhidrat gerekir ancak konserve gıdalarda buna gerek yoktur. Diyabetik kediler için hazırlanmış özel terapötik kuru mamalar vardır. Veterinerinizden seçim konusunda yardım istemelisiniz.

Mümkünse günde 3-4 küçük öğün verilmelidir, ancak bu mümkün değilse, insülin yapılarak, günde iki kez beslenme yapılabilir.

Konserve mamayı sevmeyen pek çok kedi vardır ve bu diyabetik kediler, gerekirse karbonhidratı sınırlandırılmış kuru mamalarla regüle edilebilir ancak mümkünse konserve mamaya geçilmelidir.

Obez Diyabetik Kediler

Obez kediler, kan şekerinin regülasyonunu sağlamak için kilo vermelidir. Yüksek protein/düşük karbonhidrat diyetleri bunun için idealdir. Uygun bir mama seçildikten sonra, mümkünse günde yaklaşık üç ila dört küçük öğünde eşit miktarlarda beslenmelidir. Öğünlerle beslemek, arada atıştırma isteğini engeller ve kilo vermeye yardımcı olur. Atıştırmalık için dolu mama kabı bırakılmaması gerekir.

Obezite diyabetin düzenlenmesini zorlaştırır. Oysa kilo kaybı bunun anahtarıdır ve yukarıda tartışılan yüksek protein/düşük karbonhidrat stratejisi aşırı kilolu bir kedi için hala çok fazla kalori içeriyor olabilir. Besleme sonrası glikoz gelgitlerini azaltmada farklı bir strateji kullanmanın daha önemli olabileceği nokta burasıdır. Düşük karbonhidratlı diyet uygulamak ve hastayı kendi karbonhidratını yapmaya zorlamak yerine, daha düşük kalorili bir yemekten sonra bir tokluk hissi yaratmak için lif (kompleks karbonhidratlar) kullanmak daha iyi olabilir.

Kilo kaybı, diyabetik kontrole ulaşma yeteneğini 13 kat artırır ancak akıllıca yapılmalıdır. Obez kediler, bir haftada vücut ağırlıklarının yüzde ikisinden fazlasını kaybetmemelidir. Eğer fazla kilo kaybederse, bir karaciğer yetmezliği türü olan hepatik lipidoz geliştirme riski yükselir. Bu ciddi bir komplikasyondur ve kesinlikle çok dikkat edilmelidir. En doğru hedef haftada %0.5-1’dir. Kediniz çok hızlı kilo kaybediyorsa, vakit kaybetmeden veterinerinizle görüşmelisiniz. Veterineriniz bir kilo verme programı yapabilir ve bunun için çeşitli terapötik mamalar kullanılabilir. Söz konusu diyet, arginin açısından nispeten yüksek olmalıdır. Arginin, insülin salgılayan pankreas beta hücrelerini uyarıcı olan bir amino asittir. Et bazlı proteinlerin çoğu arginin bakımından yüksektir.

Diyet, metabolizmayı kolaylaştırmak için yağların hücrelere taşınmasına yardımcı olan bir biyokimyasal olan L-karnitin bakımından nispeten yüksek olmalıdır.

Bu yönergeleri uygulamak için özel olarak tasarlanmış birkaç terapötik mama vardır. Kediniz için hangisinin en iyisi olduğunu veterinerinize sormalısınız. Genel olarak, konserve diyetlerin protein:karbonhidrat oranlarında daha üstün olduğu kabul edilir ancak diyabetik kediler için kuru mamalar da vardır. Diyabetik kedi için tasarlanmış bir diyete geçmek mümkün değilse, herhangi bir ticari konserve mamayla beslemek de mümkün olabilir.

Veteriner hekiminiz, diyabetik kedinizi beslemede en doğru bilgi kaynağıdır. Bireysel endişeler, diyabetik değişiklikler gerektirebilecek eşzamanlı hastalıklar ve dikkate alınması gereken lojistik konular ele alınır. Ayrıca ev yapımı bir diyet hazırlamak için profesyonel bir veteriner beslenme uzmanıyla da görüşebilirsiniz. En dikkat edilmesi gereken nokta, diyet stratejisinin diyabetik düzenlemenin önemli bir parçası olmasıdır.

Kaynak: https://veterinarypartner.vin.com/default.aspx?pid=19239&id=4952919

Paylaşmak önemsemektir!

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.